Öğrenme Psikolojisi

Öğrenmeyi Etkileyen Faktörler

Öğrenen ile ilgili Faktörler; (Türe özgü hazır bulunuşluluk, Motivasyon, Yaş ve olgunlaşma, Zekâ, Uyarılmışlık hali, Psikolojik ve fizyolojik durum, Transfer, Dikkat)

Öğrenme yöntemi ile ilgili faktörler; (Bireysel ya da grup olarak, Öğrenme alanına bağlı, Tümevarım ya da tümdengelim, Programlı öğrenme, Tekrar sayısı, Yardım Alma)

Öğrenilecek malzeme ve materyalin özellikleri

Öğrenmenin yapıldığı ortam

Öğrenmeyi Etkileyen Faktörler

1- Öğrenen İle İlgili Faktörler

Türe Özgü Hazır Oluş; Bir davranışın yerine getirebilmek için gereken yapının var olması durumuna verine addır.

Olgunlaşma; Herhangi bir organın ya da organlar grubunun kendisiyle ilgili olan görevleri gereği gibi yapabilecek seviyeye gelmesine olgunlaşma dendiğinden bahsetmiştik. Bir yaşında tuvalet kontrolünü gerçekleştiremezken 2-3 yaşındaki bir çocuğun bunu gerçekleştirebilmesi gibi.

Genel Uyarılmışlık Hali ve Korku; Öğrenme sürecinde zihin tamamen açık, kişi gelen uyarıcılara karşı duyarsız ise öğrenme gerçekleşmez. Genel uyarılmışlık halinin yüksekli kaygıyı beraberinde getirir. Korku daha farklı bir kavramdır. Korkunun tıbbi dilde kullanılan terimi fobidir. İnsanda anlamsızlığını ve gereksizliğini bilmesine karşın, önlenemeyen, denetlenemeyen, engellenemeyen bir korku ve panik durumuna verilen addır. Korku, insanın bütün yaşamını kaplayan, özgür davranışlarını sınırlayan, iradeyi ortadan kaldıran bir haldir. Kaygı ile korku arasındaki farklılıklar;

Kaygının kaynağı bellidir, korkunun ki belli değildir.
Korku kaygıya oranla daha şiddetlidir.
Kaygı uzun süre devam eder, korku daha kısa sürelidir.

Güdü; Organizmayı harekete geçiren güç olarak tanımlanabilir. İçten güdülenme ve dıştan güdülenme olarak iki başlık altında incelenebilir.
Transfer; Önceki öğrenilenlerin yeni öğrenmelere etkisine transfer denir. Olumlu ve Olumsuz transfer olmak üzere iki başlık altında incelenir.
Dikkat; Algısal odaklaşmaya dikkat adı verilir. Bilgi işlem süreci önemlidir.

2- Öğrenme Yöntemi ile İlgili Faktörler
Konunun Yapısı; Öğrenme konusunun bütün ya da parçalar halinde verilmesi.
Öğrenmeye Ayrılan Zaman; Öğrenmeye ayrılan zamanın verimsel bir şekilde planlanması.
Geri Bildirim (Dönüt); Öğrenmenin kontrolü için geri bildirim (dönüt) faaliyetleri mutlaka yapılmalıdır. Zaman geçirilmeden yapılması önemlidir.
Öğrenci Aktivitesi; Tam öğrenmenin gerçekleştirilebilmesi için gerekli bir unsurdur. Yaparak yaşayarak öğrenme, araştırma inceleme yoluyla öğrenme örnek verilebilir.

3- Öğrenme Malzemesi ile İlgili Faktörler
Algısal Ayırt Edicilik; Sınıfta kırmızı renkte önlük giyen öğrenci
Anlamsal Çağrışım; Daha önce öğrendiklerimiz yeni öğrenmelere zemin hazırlar ve onlarla anlamlandırılmaya çalışılır.
Kavramsal Gruplandırma; Kavram haritası ve ağı. Kavramlar&alt kavramlar..

4- Öğrenmenin Yapıldığı Ortam
Öğrenmenin yapıldığı ortamın öğrenmeye zemin hazırlaması ve uygun olması önemlidir.

Öğrenme Kuramları

1- Davranışçı (Çağrışımcı) Kuramlar

Klasik (Tepkisel) Koşullanma

Bitişik Kuramlar

Bağ Kuramı

Edimsel (Operant Koşullanma)

1-Sistematik Davranış Kuramı

–         Pavlov

–         Watson – Guthire

–         Thorndike

–         Skinner

–         Hull

2- B. Ağırlıklı Davranışçı Kuramlar

–         İşaret Öğrenme

–         Sosyal Öğrenme

–         Tolman

–         Bandura

3- Bilişsel Öğrenme Kuramları

–         Gestalt Kuramı

–         Bilgiyi İşleme Kuramı

–         Yapılandırmacı Kuram

–         Kofka, Köhler, Wertheimer

–         Piaget, Gestalt

–         Piaget, Vygotsky

4- Duyusal (İnsancıl) Kuramlar

–         İhtiyaç Hiyerarşisi

–         Benlik Gelişimi

–         Ahlak Gelişimi

–         Maslow

–         Rogers

–         Kohlberg

5- Beyin Temelli Kuramlar

–         Nörofizyolojik Kuram

 

–         Hebb

Klasik (Tepkisel) Koşullanma

Başlangıçta nötr (ilişkisiz) olan bir uyaranın, geçirilen uyaranın, geçirilen yaşantılar sonucu koşullu uyarıcı haline gelmesi durumudur. (Pavlov)
Klasik Koşullanma İlkeleri

Bitişiklik; Koşulsuz ve koşullu uyarcıların peş peşe verilmesi durumudur.

Haber Vericilik; Koşullu uyarıcı (Zil) kendisinden sonra koşulsuz uyarıcının geleceğinin habercisi olmalıdır. Ses etin geleceğinin habercisi durumundadır.

Sönme; Koşulsuz uyarıcının etkisinden yoksun kalan koşullu uyarıcı, birkaç kez verildikten sonra koşullu tepkiyi meydana getiremez hale gelir; buna sönme denir.

Pekiştirme; Koşulsuz uyarıcının meydana getirdiği etkidir. Koşulsuz uyarıcı pekiştireç konumundadır. Et birincil, zil ikincil pekiştireçtir. Birincil pekiştireçler fizyolojik ihtiyaçlara (Yemek, su vs.) yönelikken, ikincil pekiştireçler yaşamsal faktörlerden daha fazla psikolojik faktörlere (Saç okşama, aferin, yıldız verme vs.) dayanır.

Genelleme; Birbirine benzer koşullu uyarıcılara organizmanın aynı koşullu tepkiyi vermesi eğilimine genelleme denir. Farklı zil seslerine salya akıtılması, her sakallıya dede denmesi vs. bu konuya örnektir.

Ayırt Etme; Organizmanın koşullanma sürecinde kullanılan koşullu uyarıcıyı diğerlerinden ayırt edecek tepkide bulunma eğilimidir. Farklı zil seslerini ayırt edebilme gibi.

Kendiliğinden Geri Gelme; Sönmeden bir süre sonra, organizmaya tekrar koşullu uyarıcı verildiğinde, geçici olarak koşullu tepki tekrar gösterilir. Kısa sürelidir.

Üst Düzey Koşullanma; Zilden önce farklı bir uyarıcının verilmesi köpeğin bu uyarıcıya şartlanmasının sağlayabilir. Uçağa binmekten korkan birisinin, havaalanı levhasını gördüğünde korkuya kapılması gibi.

Öğrenilmiş Çaresizlik; Organizma ne yaparsa yapsın durumu değiştiremeyeceğine inanırsa buna öğrenilmiş çaresizlik denir.

Gölgeleme; Zil sesinden önce ışık uyarıcısının verilebileceğini söylemiştik. Bir süre sonra ışık zil sesini gölgeler. Zil sesine daha az tepki verir.

Engelleme; Zil sesinden önce ışık uyarıcısının verilebileceğini söylemiştik. Bir süre sonra ışık zil sesini engeller. Zil sesine Tepki vermez

Bitişik Kuramlar

Watson; Öğrenmeyi uyarıcı-tepki bitişikliğiyle açıklar. Koşullanma yoluyla her türlü kişilik yapısının geliştirilebileceğini savunur. Daha çok korku koşullanması üzerinde çalışmış, korkunun öğrenilebildiği gibi, korkmamanın da öğrenilebileceğini savunur. (Sistematik duyarsızlaştırma) Öğreneme sürecinde pekiştirme ilkesini reddeder. Bağ kuramındaki haz ilkesini kabul etmez. (Watson)
II. Guthire; Öğrenmeyi uyarıcı-tepki bitişikliğiyle açıklar. Bireyin öğrenmesinin ön koşulu sahip olunan ön bilgilerdir. Öğrenmede deneme yanılma ilkesini kabul etmez. Öğrenmenin sonuçlarıyla ilgilenmez. (Guthire) Unutmayı geriye ket vurma olarak adlandırır. Olumsuz tepkilerin kaldırılmasında üç yöntem önerir;
i. Eşik Yöntemi; İstenmeyen davranışları istenen davranışlara dönüştürmeyi amaçlar. İstenmeyen olumsuz uyarıcı en azdan çoğa doğru verilir ve duruma alışması sağlanır.
ii. Bıktırma (Yorma) Yöntemi; Yapılması istenmeyen davranış bireye bıktırılıncaya kadar yaptırılır.
iii. Zıt-Tepki Yöntemi; Bireye yapmak istemediği bir davranış, yapmak istediği davranış ile birlikte verilir.

Bağ Kuram

(Çağrışım Yoluyla Öğrenme)
Bağlaşımcılık, seçme ve bağlama (deneme – yanılma) ve öğrenmenin küçük adımlarla oluşması ilkeleri üzerinde durmuştur. (Thorndike)

Bağlaşım; Uyarıcı ve tepki arasında sinirsel bir bağın oluşması

Seçme ve Bağlama; Amaca ulaşan tepkilerin seçilmesi, ulaşmayanların elenmesi

Öğrenme Küçük Adımlarla Oluşur; Öğrenme birdenbire içgüdüsel olarak değil, yavaş yavaş gelişir. Öğrenmenin üç temel kanunun vardır;

-Hazır bulunuşluluk; Öğrenmeye olan ilgi, motivasyon ve ön bilgilerin etkisidir.
-Tekrar (Egzersiz); Tekrar edilen konular iyi öğrenilir. Geri bildirim ve alternatif yollar tekrarın etkisini belirler. 3- Etki; Organizmanın verdiği tepkinin etkisi haz verici ise tekrarlanır, rahatsız edici ise Uyarıcı – Tepki arasındaki bağ zayıflar.

Edimsel Koşullanma

Skinner kuramında her davranışın, ortaya çıkardığı sonuçtan etkileneceğini söyler. Davranışın sonucuna göre yapılan bir koşullanmadır, davranış-sonuç ilişkisidir. Klasik koşullanmanın aksine, bireyin kontrolünde (istekli, iradeli) ortaya çıkan davranışlarla ilgilenir. Klasik koşullanmada ortaya çıkan davranış bireyin kontrolünde olmayan (doğal tepki) daha çok tepkisel bir davranıştır.
Pekiştireç; Bireyde istenilen bir davranışın ortaya çıkma ihtimalini artırmak maksadıyla verilen uyarıcılardır.
1- Olumlu Pekiştireç; Ortama konduğunda belirli bir davranışın yapılma olasılığını artıran uyarıcılardır. Yapılan espriye tüm sınıfın gülmesi, espri yapmayı tetiklemesi.
Birincil; Organizmanın fizyolojik ihtiyaçlarına yöneliktirler.
İkincil; Statü, para gibi ödüller, birincil pekiştireçlerle ilişkilendirildikleri zaman anlam kazanırlar.
2- Olumsuz Pekiştireç; Bir davranışın sonunda bir uyarıcının ortamdan çıkarılması o davranışın yapılma olasılığını artırırsa buna olumsuz pekiştireç denir. Kişinin yaptığı hareket kişiyi nahoş bir durumdan kurtarıyorsa veya nahoş bir durumdan kaçmayı sağlıyorsa bu olumsuz pekiştirmedir. Babasının asık suratını görmek istemeyen bir çocuğun ders çalışması, okula gitmek istemeyen çocuğun hasta rolü yapması gibi. Harçlığının kesilmesini istemeyen çocuğun ders çalışmaya devam etmesi, azar işitmemek için ödevini yapması olumsuz pekiştirme örnekleridir. Ortamda rahatsızlık edici ve davranışı engelleyen bir etmenin ortadan kaldırılması ile davranışın yapılması sağlanır. Bir öğrenci konuşurken ona gülen öğrencilerin susturulması, Köpekten korkan çocuğun ziyarete gitmesini sağlamak için köpeğin kulübeye kapatılması gibi örnekler verilebilir.

Pekiştirme Tarifeleri
Oranlı Pekiştirme
Sabit Oranlı; En sık kullanılan tarifedir. Hareket sayısı önelidir. Parça başına iş yapma, 3 soru çözünce dışarıya çıkabilme vs.
Değişken Oranlı; Hangi sayıdaki davranıştan sonra verileceği belli değildir. En dirençli tarife türüdür. Otomatik kumar makineleri, Öğretmenin değişik sayıdaki davranışlardan sonra pekiştirme yapması gibi.
Aralıklı Pekiştirme
Sabit Aralıklı; Pekiştirecin hangi zaman aralığında geleceği bilinir. Pekiştirecin geleceği zamana yakın davranış artar. Teneffüsler, Öğretmenin maaşı gibi.
Değişken Aralıklı; Pekiştirecin hangi zaman diliminde yapılacağı belli değildir. Öğretmenin yaptığı quizler, belirlenmemiş zaman diliminde başarılan işlerin ödüllendirilmesi. Kısa sürede bitirdiniz tatili hak ettiniz gibi.
Sürekli Pekiştirme; Yeni bir davranış öğretileceğinde kullanılır ve tepki sağlandıktan sonra değiştirilmelidir. Aksi taktirde pekiştireç gücünü yitirir. Sönmeye karşı en az dirençli olan pekiştireçtir. Çocuğun yatağını düzeltmesine verilen pekiştireç daha sonra başka davranışlara yönelik olmalıdır.
Premack İlkesi (Büyükanne Kuralı); Ödevini bitirirsen film izleyebilirsin…
Simgesel Ödüllü Pekiştirme: Para, boncuk, yıldız gibi simgesel ödüllerin verilmesidir. Yavaş öğrenen ve özürlü gruplarda etkin olarak kullanılır.
Unutma; Öğrenilmiş davranışı ortadan kaldırmanın en iyi yolu, davranışı pekiştiren unsuru bulup ortadan kaldırmaktır. Bu unsur bulunup ortadan kaldırılırsa davranış söner. Aynı zamandan pekiştireç çekilir, tekrar ortadan kaldırılırsa unutma gerçekleşir. Bireyin yeni öğrendikleri eski öğrenmeleri unutmasına neden oluyorsa, buna Geriye Ket Vurma, Tersi oluyorsa İleriye Ket Vurma gerçekleşir.
Edimsel Koşullanmanın Temel Kavramları
Biçimlendirme; Hedeflenen davranışlara öğrencilerin ulaşabilmesi için kazandırılacak davranışlara ulaşıncaya kadar aşama aşama pekiştirmeye devam edilmesidir. 10 dk. Çalış ödül vereceğim, daha sonra 20dk da, düzenli çalışma alışkanlığı şekilleninceye kadar devam edilir.
Sistematik Duyarsızlaştırma; Bireyde var olan korku ve fobilerin ortadan kaldırılmasında kullanılan bir yöntemdir. Korku veren uyarıcılar farklı düzeylerde verilerek korku sistematik olarak duyarsızlaştırılır.
Zincirleme; Yapı olarak sıralı, belirli aşamalardan oluşan davranışların öğretilmesinde kullanılan bir yöntemdir. Sayıların öğretilmesi, araba kullanmayı öğrenme gibi.
Batıl Davranışlar; Aralarında mantıklı bir bağ olmaksızın tesadüfen pekiştirilerek edinilip gelişen davranışlar edimsel koşullanmada batıl inanç olarak adlandırılır. Tesadüfen yapılan davranış sonucunda aldığı pekiştireci birleştirir ve o davranışı yapma eğilimi gösterir. Uğurlu sayı, merdiven altından geçmemek vs.
Zamanlama; Davranış ile pekiştireç arasındaki zaman çok az olmalıdır.
Kendini Gerçekleştiren Kehanet; Bireyin olumsuz düşüncelerinin, çevresindeki kişiler tarafından pekiştirilerek gerçekleşmesidir. Ben kızlarla anlaşama diyen bir öğrencinin mesafeli ve şüpheli davranışları nedeniyle kızların onu itici bulması ile gerçekleşen kehanet gibi.

Sistematik Davranış Kuramı

Hull; Öğrenmeyi matematiksel bir yaklaşımla açıklar. Mantıksal tümdengelim olarak da adlandırılır. Öğrenme ortamında öğrenme birimine duyulan ihtiyaç, güdülenme, uyarıcı yoğunluğu, pekiştirilen tepki sayısı ne kadar artırılır, yoğunluğunun oluşturduğu engellemelerle diğer öğrenmeyi etkileyen faktörlerin etkisi ne kadar azaltılırsa o kadar etkili bir öğrenme meydana gelir.

İşaret Öğrenme (Tolman)

Davranışçılık ile Gestalt’ı birleştiren bir kuramdır. Tolman’a göre öğrenme temel olarak çevreyi keşfetme sürecidir. Tolman’a göre öğrenme türleri;

Kateksis; Belli dürtü durumlarıyla belli nesleri ilişkilendirme eğiliminin öğrenilmesidir. Açlık duygusunu bir Karadenizli hamsiyle, bir İtalyan makarnayla ilişkilendirir.

Eşdeğer İnanç; Alt amaç, esas amaçla aynı etkiye sahip olduğunda, alt amaç eşdeğer inanç oluşturmaktadır. Fizyolojik dürtülerden çok sosyal dürtülerin doyurulması ile ilgilidir. Yüksek not alma algısı, öğrencinin bir süre sevgi ve kabul görme ihtiyacını tatmin eder.

Örtük (Gizil) Öğrenme; İstemeden bilinçsizce ve farkında olmadan gerçekleştirilen öğrenmelerdir.

Yer (İşaret) Öğrenme; İnsanlar ihtiyaçlarını gidermek için zihninde var olan şemaları kullanarak ihtiyaç kaynaklarına yönelir ve bu şekilde öğrenirler.

Sosyal Öğrenme

İnsanlar yaşantılarında bazen başkalarının davranışlarını da gözlemleyerek öğrenirler. Bireyin içinde yaşadığı sosyal çevre içinde birisini model alarak işe başlar. Sosyal öğrenmede ne önemli kavram modeldir.

Model —-> Gözlem —-> Taklit —–> Öğrenme

Dört Temel süreci vardır;

Dikkat —-> Hatırlama —-> Uygulama —-> Pekiştirme

Temel Kavramları;

– Dolaylı pekiştireç (Ödüllendirileni gözlem)

– Dolaylı ceza (Cezalandırılanı gözlem)

– Dolaylı duygusallık (Gözlem ile köpek korkusunun yenilmesi)

– Modellerden öğrenme (Modeli görmek ve izlemek)

Ayrıca; Model ile gözlemci arasındaki; yaş, cinsiyet, karakter, benzerlik ve statü farklılıkları ve benzerlikler öğrenmeyi etkilerler.

Gestalt Yaklaşımı

İnsanlar gördüklerini bir bütün olarak algılarlar ve parçalar bütün hakkında fikir vermezler. Bütünden parçaya öğrenme tezini savunurlar. Algılamada pragnanz (algı) yasaları söz konusudur ve algı belirli kurallar çerçevesinde gerçekleşir.

Algı Yasaları;

– Şekil-Zemin; Yazı tahtası zemin, yazı şekildir.

– Yakınlık; Birbirine yakın uyarıcılar algısal alanımızda birlikte gruplandırılır.

– Süreklilik; Aynı yönde giden birimler ve çizgiler birbiriyle ilişkili algılanmaktadır.

– Tamamlama; Tamamlanmamış maddeler tamammış gibi algılanır.

– Benzerlik; Benzer biçimde veya renkte olan nesneler birlikte gruplandırılarak algılanmaktadır.

– Basitlik; Diğer ögeler eşit olduğu durumlarda birey basit düzenli organize edilmiş figürleri algılama eğilimindedir.

Algıda değişmezlik; Kişiyi uzaktayken küçük görürüz ama gerçek boyutuyla algılarız.

Algıda seçicilik; İlgi alanına göre algısal seçimler yaparız. (Sporcu- spor mağazası)

Gestalt Kuramının Öğrenme Türleri;

– Kavrama Yoluyla Öğrenme; Ortamda bulunan nesnelerin birbirleriyle olan ilişkilerini anlamak ve çözüm üretmektir. Yüksekteki bir oyuncağı bir sandalye yardımıyla almak.

– Gizil (Örtük) Öğrenme; Farkında olmadan, istemeden gerçekleşir.

– Bilişsel Harita; (Yaşadığımız şehirle ilgili harita)

– Bilişsel Senaryo; (Otobüs seyahatiyle ilgili senaryomuz)

Bilgiyi İşleme Kuramı

Bilgi Depoları; Bilginin tutulduğu ve işlendiği depolardır.

Duyusal (Anlık) Bellek; Duyu organları vasıtasıyla alınan bilgilerin kısa süreyle tutulduğu bellektir. Sınırsız bir kapasiteye sahiptir. Bilgi anlaşılmaz ve yorumlanmaz. 0,5 – 4 sn arasında işlem yapılmazsa bilgi kaybolur.

Kısa Süreli Bellek; Bilinçli olarak bilginin farkına varılır. Bilgi anlamlı bir şekle dönüştürülür. Kodlama ve gruplandırmalar sayesinde bilgi uzun süreli belleğe kayıt için hazır hale gelir. Sınırlı bir kapasiteye sahiptir. 5-30 sn arasında bir depolama süresi vardır.

Uzun Süreli Bellek; Sürekli belek deposu olarak kabul edilir. Bilgi ilişkili şemalar şeklinde depo edilir. Depolama; açıklayıcı ve işlemsel olarak yapılabilir.

Anısal Bellek; (Anılarımız)
Anlamsal (Semantik) Bellek; (Anlamlandırdığımız bilgiler)
İşlemsel Bellek; (Bir işi nasıl yaptığımız)
Bilişsel Süreçler; Bir bilgi deposundan diğerine bilgi akışını sağlayan zihinsel eylemlerdir. Dikkat, algılama, tekrar, kodlama, geri getirme, yürütücü süreçler gibi faktörler etki eder.

Bilişsel Öğrenme Türleri;

Sözel Bilgileri Öğrenme; Kolay öğrenilir ve unutulurlar.

Kavram Öğrenme; Bir kelime içine birçok ögeyi içerir.

İlke (Kural) Öğrenme; Olay ve durumlar arası düzenli ilişkiler.

Problem Çözmeyi Öğrenme; Amaca ulaşmada problemlerin çözümünü içerir

Çoklu Zeka Anlayışı Kuramı

Piaget’in bilişsel gelişim kuramının temelleri üzerine kurulmuştur. Bilgi nedir, öğrenme nedir sorularına cevap arar. Bilgilerin doruluğundan çok kullanışlılığı önemlidir.

Bu anlayışta öğrenci merkezde ve aktiftir. Süreç değerlendirmesi önemlidir. Öğrencinin bir yıl içinde yaptıkları, sınıf içi etkinliklere katılımları, üretme gücü, başarma derecesi, iletişim becerisi gibi öğrenci bilgilerine öğrenci portfolyosu denir. Öğretmenden daha çok öğrenmek ön plandadır. Öğrenci bilgiye sorgulayarak ulaşmalıdır.

Çoklu Zekâ Kuramı (Howard Gardner)

Zekânın tek bir boyutta olmadığını, aksine her bireyin farklı derecelerde çeşitli zekâlara sahip olduğunu öne süren görüştür. Her bireyin çeşitli yetenekleri ve zekâ kapasitesi vardır.

“Eski zekâ anlayışı ve yeni zekâ anlayışı arasında farklılıklar vardır. Eski zekâ anlayışına göre zekânın sabit olduğu, ölçülüp tek bir sayıyla ifadesi, tekil olduğu, gerçek hayattan soyutlanarak ölçülebileceği, sınıflama ve başarı tahmini gibi değerlere bağlanabileceği ifade edilir. Yeni zeka anlayışında kalıtımla gelen zekanın iyileştirilebileceği, sayısal olarak hesaplanamaz olduğu, çoğul olduğu, soyutlanamayacağı ve potansiyellerin ortaya çıkarılması bakımından önemli olduğu görüşleri ile birbirinden farklılık gösterir.”

Bu teorinin eğitim sistemine uyarlanmasında uyulması gereken prensipler vardır;

Zekâ öğretilebilir

Her insanın güçlü ve zayıf zekâları vardır ve Kişinin zekâsı eşsizdir

Zekâ Türü

Tanımı

Öğrenme Yolu

Çalışma Alanı

Dilsel

Okuma, Yazma, Konuşma Yeteneği

Okuma, yazma, ikna etme vs.

Edebiyat, yazarlık, şair, hukuk, siyaset vs.

Matematiksel

Sayı, Anlama, Mantık Yeteneği

Akıl yürütme, Sayılarla ilgili ilişkiler

Mühendislik, matematik, ekonomi, istatistik vs.

Görsel ve Uzamsal

Resim, Renk ve Şekil Yeteneği

Zihinsel şemalar, Hayal etme, renkler arası uyum kurabilme

Ressam, fotoğrafçı, artist, mimar, dekoratör vs.

Bedensel/Kinestetik

Beden, Hareket, Denge Yeteneği

Bedensel egzersiz, Antrenman

Spor, Dans, Sanatçı, Cerrah, Antrenör, Koreograf, Oyuncu

Müziksel-Ritmik

Ses, Melodi, Ritim Yeteneği

Melodi ve seslere duyarlılık, çalgı aleti

Şarkıcı, Besteci, Müzisyen

Sosyal

İnsanlarla ilişki ve Uyum Yeteneği

Empati, Paylaşma, Sinerji kurabilme

Öğretmenlik, Psikolog, Rehberlik, Politika vs.

Kişisel-İçsel

Ben, Karakter ve Kişilik Zekâsı

Benlik gelişimi, düşünce analizi

Yazar, Terapist, Ressam, İş adamı vs.

Doğacı Varoluşçu

Doğa, canlı ve canlı zekâsı

Gözlem, Merak

Botanik, Arkeoloji, Dağcılık, İzcilik vs.