Gelişim Psikolojisi

Temel Kavramlar

Psikoloji: insan ve hayvan davranışlarını ve bu davranışların nedenlerini inceleyen bilim dalıdır.
Psikoloji Akımları
Yapısalcılık (W.Wundt)
Davranışçılık (Watson, Pavlov, Thorndike, Skinner, Guthire)
Psikoanalitik Yaklaşım (S.Freud, Ericson)
Bilişsel Yaklaşım (Gestalt Ekolü, Wertheimer, Kofka, Köhler, Piaget, Bruner, Asubel)
Nöro-biyolojik Yaklaşım (Hebb)
İnsancıl (Hümanist) Yaklaşım (A.Maslow, C.Rogers)

Eğitim Psikolojisi: Bireylerin gelişim özelliklerini ve öğrenme ilkelerini inceleyerek, eğitim ortamlarını etkili bir şekilde düzenlemeyi ve öğretimi verimli bir biçimde gerçekleştirmeyi amaç edinen uygulamalı bilim dalıdır.

· Gelişim psikolojisi: İnsan davranışında, doğumdan ölüme kadar, tüm yaşamı boyunca gözlenen biyolojik ve psikolojik değişiklikleri inceler.

· Öğrenme psikolojisi: Bireyde öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini açıklamaya çalışan, öğrenme sürecini ve bu süreçte geçen öğretim modellerini, ilkelerini, stratejilerini inceleyen bilim dalıdır.

· Gelişme: Döllenmeden ölüme dek süren yaşam sürecinde bireyin geçirdiği fiziksel, bilişsel, duygusal ve sosyal değişikliklerdir. Büyüme, olgunlaşma ve öğrenme birbirini etkiler. Gelişim bir süreç, gelişme ise bir üründür.

· Büyüme: Organizmanın boy, ağırlık ve hacim olarak artmasıdır.

· Olgunlaşma: Organizmanın büyüyerek kendinden beklenen bir işi yapabilecek düzeye ulaşma sürecidir. Gelişim olgunlaşma ve öğrenmeyi içerir.

· Hazır bulunuşluk: Bireyin belli bir dönemde belli gelişim görevlerini gerçekleştirebilecek olgunluğa ulaşması ve öğrenme yoluyla bunları gerçekleştirebilecek düzeye gelmesidir.

· Kritik dönem: Gelişimde belli davranışların kazandırılması gereken dönemler vardır. İlgili davranış bu dönemde kazanılmadığı zaman daha sonra kazanılması çok zordur. Bu döneme kritik dönem denir.

Hormonlar

Hipofiz: Kafatasında bulunur. Tüm salgı bezlerinin çalışmasını düzenler. Fazla salgılandığında devliğe, yetersiz salgılandığında cüceliğe yol açar.

Troid salgı bezi: Boğazın ön kısmında gırtlağın iki yanındadır. Troksin hormonu salgılar. Kemiklerin kasların büyümesine, sinir sisteminin, kan dolaşımının çalışmasına etki eder.

Paratroid salgı bezi: Troid salgı bezine bitişik dört küçük bezden oluşur. Vücudun Ca ve P dengesini sağlar. Kemik gelişimini, sinir sistemini, kasların çalışmasını, kalp atışlarını, kan pıhtılaşmasını etkiler.

Pankreas bezi: İki türlü salgı salgılar. Biri mideye gönderilir. Diğeri insülindir ve kana gönderilir. Kandaki şeker miktarını ayarlar.

Böbrek üstü bezleri: Her iki böbreğin üstünde bulunur. Salgıları büyümeye, cinsiyete etki eder. Vücudun, duyguların yoğunluğundan korunmasını sağlar.

Gelişimi Etkileyen Faktörler

Kalıtım; Bireye ana babadan genler yoluyla geçen özellikleri ifade eder. Zekâ ve bedensel özellikler çevresel faktörlerden etkilenmekle birlikte büyük oranda genotiple belirlenir.
Fenotip bireyin genotipinin dışa yansımasıdır. Kromozom yapısındaki bozukluklar bazı rahatsızlıkları da beraberinde getirir.

Down Sendromu; Bir fazla kromozom, basık vücut yapısı, buruşuk el ve yüz, zihinsel gerilik görülür. Hem kadın hem erkeklerde görülebilir.

Turner Sendromu; Bir eksik kromozomdan kaynaklanır. Gelişmemiş cinsiyet organları, kısırlık. Sadece Bayanlarda görülür.

Klinefelter Sendromu; bir fazla kromozomdan kaynaklanır. Fiziksel ve cinsel gelişimde durgunluk, zihinsel gerilik görülür. Sadece erkelerde görülür.

Çevre; İnsan davranışlarını ve genetik olamayan bütün etmenleri içine alır. Fiziki (Çevre, besin, sıcaklık vb.) ve sosyal çevre (örf, bireyin yaşadığı insanlar vb) olmak üzere ikiye ayrılır.

Doğum öncesi evre; Anne karnında geçen süredeki dış etkilenmeleri kapsar. Annenin kullandığı ilaçlar, zararlı alışkanlıklar

Doğum sırası; Göbek kordonunun bebeğin boynuna dolanması gibi doğum sırasında yaşanan olumsuzluklar

Doğum sonrası; Beslenme düzeni, hastalık ve kazalar, aşılanma düzeni, aile düzeni, eğitim olanakları, arkadaş çevresi gibi yaşam koşullarını içeren dönemdir.

Gelişim İlkeleri

Gelişim Kalıtım ve çevrenin etkileşiminin ürünüdür.

Gelişim bir süreçtir ve belirli bir sıra izler.

Gelişimin bireysel ayrılıklar vardır. (Cinsiyet, Kültür, Zekâ vb.)

Gelişim baştan ayağa, içten dışa doğrudur

Gelişim genelden özele doğrudur ve hızı her dönemde farklıdır.

Gelişim bir bütündür: Gelişim özellikleri ayrılmaz bir bütünlük oluşturur. Bu sayede gelişim alanları karşılıklı olarak birbirini etkiler.

Gelişim Modeli (Havighurst)

Kişinin içinde bulunduğu yaşam dönemleri içinde başarması gereken görevleri, kazanması gereken özellikleri ve geliştirmesi gereken davranışları ifade eder. Bu görevler başarıldığında mutluluğa, başarılamadığında mutsuzluğa neden olur.

Gelişim Çağları

Doğum Öncesi; 280 günlük dönemi kapsar. Tespit edilmiş gelişim görevi yoktur. Dölüt (2 hafta), Embryo (3-8 hafta), Fetüs (3. ay ve doğum) kısımlarından oluşur. Embryo dönemi 3 kısımdır; Endoderm (Solunum sindirim), Mezoderm (Kaslar, iskelet, dolaşım, boşaltım), Ektoderm (Duyu, deri, saç, tırnak, sinir) Sistemlerinin oluşumu gerçekleşir. Fetüs döneminde; betinde elektriksel etkinlikler meydana gelir, refleksler gelişir ve kalp atışları duyulur.

Bebeklik dönemi (0-2 yaş); Doğum sonrasında fiziksel çevredeki değişikliklere uyum sağlama, Nefes almayı öğrenme, Katı yiyecekleri yemeyi öğrenme, Dışkı kontrolünü gerçekleştirme, Belirli zamanlarda uyumayı ve uyanık kalmayı öğrenme gerçekleşir.

İlk çocukluk dönemi (2-6 yaş); Yürümeyi ve konuşmayı öğrenme, Kendi kendine yemek yeme ve giyinme gibi öz bakım becerilerini yerine getirme, El göz uyumunu sağlamaya başlama, Cinsiyet farklılıklarını öğrenme ve cinsel kimliğini kazanmaya başlama, Toplumsal kurallarla ilgili olarak doğru ve yanlış davranışı ayırt etmeye ve toplumsal rolleri öğrenmeye başlama, Okuma yazmaya hazır hale gelme gerçekleşir.

İkinci çocukluk dönemi (6-11 yaş); Kendine karşı olumlu tutumlar oluşturma, Yaşıtlarıyla iyi geçinmeyi öğrenme, kişiler arası ilişkilerini zenginleştirme, Okuma, yazma ve hesap yapmayla ilgili üç temel beceriyi geliştirme, Kendisi için önemli olan yetişkinleri büyük ölçüde model alarak cinsiyetine uygun rolü geliştirme, Vicdan ve değerler sistemi geliştirme, Kendi kararlarını vermesine ve sorumluluk almasına olanak sağlanırsa kişisel bağımsızlığını kazanmaya başladığı dönemdir.

Ergenlik Öncesi dönem (11-14 yaş); Bu dönem başlangıcında gelişme hızı belirgin olarak yavaşlar. Huysuzluk, hassasiyet başlar. Olumsuz çağ olarak nitelendirilir. Bu dönemim sonuna doğru gelişme hızlanır. Soyut düşünme gücü, yaşıtlarla özdeşleşme (hemcins), yetişkinlerle iletişim, değerler sistemi araştırma gibi gelişim görevleri vardır.

Ergenlik dönemi (14-21 yaş); Çocukluk ile yetişkinlik arasında geçiş dönemidir. Gelişmelerin çoğu fizyolojiktir. Cinsel yönden olgunluğun yaşandığı dönemdir. Hormonların hızla salgılanması ve hızlı büyüme görülür. Meslek seçme, aileden bağımsızlığını kazanma, kendine ait hayat görüşü oluşturma, aile kurmaya hazırlanma gibi gelişim görevleri vardır.

Bedensel (Fiziksel) Gelişim

0–2 yaş Bedensel Gelişim; Doğum öncesi gelişimden sonra bedensel gelişimin en hızlı olduğu dönemdir. Bebeğin başı vücuduna göre büyüktür. 1 yaşına kadar bebek boyunun yarısına, ağırlığının da üç katına ulaşır.

1 Aylık

Yüzüstü yatırılınca çenesini kaldırabilir

4 Aylık

Yardımla oturur

7 Aylık

Yardım almadan oturur

10 Aylık

Emekler

12 Aylık

Bir yere tutunarak ayakta durur

14 Aylık

Kendi başına ayakta durabilir

15 Aylık

Yürüyebilir

Refleksif hareketler ve denetimsiz genel vücut hareketleri yapar. 2 yaşında psiko-motor gelişiminde büyük ilerleme kaydeder, tanıdık ses, yüz ve tatları birbirinden ayırt edebilir.

2–6 Yaş Bedensel Gelişim

Bir önceki döneme göre gelişim hızı azalmıştır. Uzun süre aynı yerde oturamazlar, koşar, hareket eder, yaramazlık yaparlar. Büyük kas grupları daha fazla kullanılır. Ek göz uyumları yetersizdir ama koordinasyon süreci başlar. 6. yaşın sonunda ağırlık ancak 7 kat, 4 yaşında boyu doğumdaki boyunun 2 katı artmıştır.

6–12 Yaş Bedensel Gelişim

İlk yıllara göre yavaşlamıştır. Küçük kas grupları gelişir, enstrüman çalabilir, ince kalemlerle yazı yazabilirler. Ek-göz koordinasyonu sağlanmıştır. Kemik ve iskelet sistemindeki büyüme daha hızlıdır. 9 yaşına kadar erkekler kızlardan uzun ve ağır iken 10 yaşından 15 yaşına kadar kızlar erkekleri boy ve ağırlık olarak geçerler.

12–18 Yaş Bedensel Gelişim

İlk ergenlik döneminde fiziksel, bilişsel ve psikolojik gelişme oldukça hızlıdır. Son ergenlik döneminde ise, yetişkin sorumluluk ve seçimlerine geçiş dönemidir. Kızlar 11, erkekler 13 yaşlarında bu döneme girerler. Cinsiyet hormonları salgılanır. Kızlarda yağ, erkelerde kas dokusu gelişir. Eller, ayaklar, sonra kollar, bacaklar hızla büyür. Bu değişmeler çeşitli sakarlıklara da neden olur. Zihin-kas koordinasyonun da gelişme gözlenir.

Psikoseksül Gelişim Kuramı

Psiko-Seksüel Gelişim Kuramı (Psikanaliz)
Freud’un görüşleri kuramsal ve uygulamaya yönelik olmak üzere iki bölümde ele alınır. Uygulamalı kısım; serbest çağrışım yöntemi ile psikolojik rahatsızlıkların tedavi edilmesine yöneliktir. Kuramsal kısmı ise; İnsan davranışlarının nedenlerini anlamaya ve açıklamaya yöneliktir.

İnsanı saldırgan ve cinsel dürtüleri denetlenemeyen aciz bir varlık olarak ele almıştır. Davranışların kökeninde, toplumu ve kültürü ele almadığı için Freud’un bu kuramı bu kuramı eleştirilere neden olmuştur. Kişilik dönemimde 0-6 yaşın büyük önem taşıdığının ve aile tutumlarının büyük öneme sahip olduğunun altını çizmiştir. Freud’un kuramı üç başlıkta toplanır.

1- Bilinç Sınıflaması

Bilinç Alanı; Farkında olduğumuz yaşantıların bulunduğu yerdir.

Bilinçaltı; Bilincinde olmadığımız ama biraz düşününce ortaya çıkarabileceğimiz yaşantıların bulunduğu kısımdır.

Bilinçdışı; Bilince çıkarmakta zorlandığımız, bu süreçte yanılmalara, dil sürçmelerine, kekemeliklere neden olan zihin alanıdır.

Bu süreçlerin bilinç alanına çıkarılmasında özel bazı teknikler kullanılır. (Serbest çağrışım, Hipnoz, rüya analizi). Kişiliğin büyük kısmının bilinçdışında oluştuğuna inanan Freud psikanaliz yöntemi ile bilinçdışındaki sorunları gün ışığına çıkararak çözmeye çalışmıştır.

2- Kişiliğin Yapısı (Yapısalcı Kuramla açıklamaya çalışmıştır)

İd (Altbenlik); İnsanların kalıtımla getirmiş olduğu dürtü ve arzulardır. Haz ilkesi ile çalışır. İd’de bulunan içgüdüler enerjilerini libido denen ruhsal enerjiden alırlar. Haz ilkesi çalıştığı için istekler hemen yerine getirilmelidir. Yerine getirilmeyen istekler; hayal, dil sürçmeleri, rüyalar ve unutmalarla doyurulmaya çalışılır.

Ego (Benlik); Kişinin gerçek yönüdür. İçgüdülerin nasıl doyurulacağına karar verir. İd ve Süperegonun çatışan isteklerini uzlaştırmaya çalışır. Ego; akılcı, mantıklı kişilik bölümüdür ve kişiliğin karar organıdır.

Süperego (Üstbenlik); Çocuğun ailesi ve toplumdan almış olduğu değerler, ahlaki kuralları gelenek-görenekleri kapsar. İd’den gelen istekleri baskı altında tutarak, egoyu daha ahlaki davranmaya yöneltmektir. İki alt sistemi bulunur; ** Vicdan (Kişiyi suçlu hissettirerek cezalandırır). ** Benlik Ülküsü (Kişide gurur ve kıvanç yaratarak ödüllendirir).

Psiko_seksüel Gelişim Dönemleri

Oral Dönem (0–18 ay); Doğumdan sonraki ilk 1-1,5 yılı kapsayan oral dönemde ağız haz bölgesi, emme, çiğneme ve ısırma gibi davranışlar haz kaynağıdır. Eline geçen nesneleri ağzına götürme eğilimi içindedir. Oral dönemde bebeğin temel gereksinimlerinin zamanında karşılanmaması ve sağlıklı beslenmesi yetişkinlikteki bağımlılık ve güven düzeyini belirler. İleride sinirli ve gergin oldukların tırnak yemeleri gibi

Anal Dönem (1,5–3); Anal dönemde haz bölgesi anüs ve haz kaynağı anüsle ilişkili eylemlerdir. Çocuklar bu dönemde hem bedenlerini hem de çevrelerini kontrol etmeye başlarlar. Bu dönemde baskıcı, katı bir disiplin anlayışı yada tümüyle başıboş bırakmak bağımsızlık duygusunun gelişmesini geciktirir. Katı bir tuvalet eğitimi ileride cimri, inatçı, dik kafalı olmasında etkilidir. Aşırı düzenlilik veya aşırı dağınıklık

Fallik Dönem (3–6); Fallik dönemde çocuklar cinsel organlarından haz aldıklarını fark ederler, cinsel organlarıyla oynamaktan hoşlanırlar.Bu dönemde kız çocuk babaya, erkek çocuk anneye karşı cinsel bir yakınlık gösterir ve erkek çocukta odipus, kız çocukta elektra karmaşası yaşanır. Cinsiyet farklarını fark etmeye başlar, cinsel konulara meraklıdır. Merakı yüzünden cezalandırılan çocuklar, yetişkinlik döneminde uygun cinsel kimliği benimsemekte sorunlarla karşılaşırlar.

Latans (Gizil) Dönem ( 7–11); Cinsel ilgiler yok olmamakla birlikte azalır. Çocukların ilgisi ana babadan arkadaşlara yönelir. Gizil döneme bir bağımlılık olmadığından yetişkinlikte bu döneme ait bir kişilik özelliği görülmez.

Genital Dönem (12–18); Genital dönem ilk dört psiko-seksüel dönemin başarıyla yaşanmış olması durumunda sağlıklı bir şekilde atlatılır. Cinsel ilgi karşı cinsten birine yönelir. Özellikle fallik dönemde kişiliğe eklenen öğelerin niteliği, ergenlik dönemindeki gelişimin niteliğini belirler.

Not: Fallik dönem vicdan gelişiminin temelini oluşturur.

Not: Ahlaki gelişim ile kişilik gelişimi paralellik gösterir.

Freud’un Kuramına Göre Ortaya Çıkan Bireysel Durumlar

Engellenme; Engellenen birey amaca başka yollardan ulaşmaya çalışır. Engellenen çocuk saldırganlık tepkisini verir.

Çatışma; Bireyde iki ya da daha fazla güdünün birbiriyle yarışmasıyla meydana gelen psikolojik bir durumdur. 3 şekilde görülür. 1-Yaklaşma-yaklaşma 2- Kaçınma-kaçınma 3-Yaklaşma-kaçınma

Savunma Mekanizmaları; Freud’a göre İd, Ego ve Süperego arasındaki çatışma kaygıya yol açar. Eğer kaygı düzeyi yükselirse, Ego savunma mekanizmalarını kullanarak ortaya çıkan gerilimle baş etmeye çalışır. Savunma mekanizmaları bilinçdışı süreçlerle işletilir. Sağlıklı bir davranış yolu değildir. Bir insan sürekli savunma mekanizmalarını kullanıyorsa, kendisini ve gerçekleri yanlış algılar, normal hayatını sürdüremeyecek duruma gelir. Bazı savunma mekanizmaları şunlardır;

Bastırma (Repression); Uygun olamayan istek ve düşüncelerin bilinçdışına itilmesidir. (Sevmediğimiz bir kişiyle olan randevuyu unutmak)

Yansıtma (Projeksiyon); Bireyin kendisinde bulunan kusurları başkalarına yükleyerek suçluluk duygusundan kurtulmak. (Yetersiz öğretmenin çalışma şartlarını ve yöneticileri suçlaması)

Karşıt Tepki (Reaksiyon Formasyon); Kişinin kendi duygu ve düşüncelerinde tamamen zıt davranış sergilemesidir. (Çocukların hiç sevmeyen birisinin komşusunun çocuğuna ne tatlı şey diyerek sevmesi)

Yön Değiştirme (Displacement); Bireyin herhangi bir iç çatışmadan kurtulabilmesi için, çatışmaya neden olan kişi, durum ya da nesneden başka bir kişi, nesne ya da duruma yönelmesidir. (Gol yiyen kalecinin direği tekmelemesi)

Neden Bulma (Rasyonalizasyon); Bireyin kabul edilemeyecek davranışını çeşitli bahaneler bularak haklı göstermeye çalışmasıdır. (eşini aldatan birisinin, ben aldatmasaydım başkası aldatacaktı demesi, misafirliğe yorgun olduğunu söyleyerek gitmeme)

Gerileme (Regression); Ulaşılmış bir gelişme dönemi birey için ileri derecede bunaltı doğuracak nitelikte olursa, daha önceki bir döneme gerileme, kişinin başvurabileceği bir savunmadır. (Yeni kardeş gelince çişini söylememek)

Saplanma (Fiksasyon); Gelişme sürecinde, çocuğun ilk çocukluk dönemlerine bağlı, kimi özellikleri benliğinde tuttuğu ve sonraki dönemlerde de bunları bırakmadığı görülebilir. Gelişme basamak basamak devam ederken bir basamağa saplanıp kalmadır. ( İlk çocukluk döneminde çocuğun bağımlı oluşu, korunmayı başkalarından beklemesi, sütten erken kesilen çocuğun tiryaki olması)

Ödünleme-Telafi (Compensation); Belirli konulardaki yetersizliğin etkilerini başka bir yönü geliştirerek kapatmaktır. (Kör birisinin sınıfta en çalışkan olması)

Yüceltme (Sublimation); İlkel nitelikteki istek ve eğilimlerin toplumun istediği davranışlara yönlendirilmesidir. (Çocuktaki yıkıcılık ve saldırganlık eğiliminin, yetişkinlikte polis, asker gibi mesleklere dönüştürülmesi)

Özdeşim Kurma (İdentification); Bireyin başkasının özelliklerini kendisine katmasıdır. Başkasının özelliklerini değerli bulma. (Ağabeyim yaptı bende yapacağım)

Hayal Dünyasına Kaçma (day dream); Yaşamında doyum sağlayamadıklarını hayalinde gerçekleştirmek. (Aç tavuk kendisini buğday ambarında görür)

İnkar-Yadsıma (Denial); İstenmeyen olay ve durumları kabul etmemektir. (Hasta olan birisinin hayır ben hasta değilim demesi)

Psikososyal Gelişim Kuramı

Psiko-Sosyal Gelişim Kuramı (Ericson)
Erikson kişiliğin oluşumunda biyolojik etkenlerin yanı sıra toplumsal etkenlerinde önemli olduğuna inanmaktadır. Freud kişiliğin temellerinin ilk 6 yılda atıldığını savunurken Erikson, kişilik gelişiminin yaşam boyunca sürdüğünü savunmuş, çevrenin etkisini temel almıştır. Epigenetik (aşamalı oluşum) ilkesini ortaya atmıştır. Her dönemin kendisine ait gereksinimleri, tamamlanacak görevleri, çözümlenecek sorunları, duyarlı yönlerinin olduğunu vurgulamış, bunalımın atlatılmasının ancak bu şekilde mümkün olacağını söylemiştir. İnsanın sekiz evresi kuramı önemlidir;

Temel Güvene Karşı Güvensizlik (0–1,5 yaş) (bebeklik) oral dönem);

Doğumdan itibaren 1,5 yaş civarına dek devam eden dönemdir. Bebeğin bakımını yapan kişilerin, bebeğin temel gereksinimlerini düzenli olarak karşılamaları durumunda temel güven duygusunun gelişmesi sağlanmış olur. Annenin çocuğunu sevmesi, yakından ilgilenmesi çocuğun kendini değerli hissetmesini ve olumlu bir benlik geliştirmesini sağlar.

Eğer çocuğa bakan kişi, çocuğa aşina geliyorsa, tutarlı davranıyorsa ve davranışındaki tutarlılık süreklilik gösteriyorsa çocuğun güven duygusu edinmesi kolaylaşır.

Özerliğe Karşı Kuşku Ve Utanç (1,5–3 yaş) (ilk çocukluk) anal dönem

Çocuk tümüyle başkalarına bağımlı olmaktan çıkıp kendi isteği doğrultusunda girişimlerde bulunmaya başlar. Çocuk başkalarının yardımını reddederek yapmak istediklerini tek başına yapma davranışı gösterir. Anne-babanın aşırı kontrolü ve baskısı çocuğun kendi yeteneklerinden şüphelenmesine ve yaptığı davranışlardan utanç duymasına neden olacaktır.

Girişimciliğe Karşı Suçluluk (3–6 yaş) fallik dönem;

Çocuğun bağımsız hareket edebilme becerisi daha da geliştiğinden fiziksel ve sosyal çevreyi daha fazla araştırır. Motor ve dil gelişimindeki ilerlemeler sonucu çok hareketli ve meraklı olan çocuğun bu hareketleri engellenir ve eleştirilirse çocuk yaptıklarının yanlış olduğunu düşünerek suçluluk duyguları yaşayabilir. Anne-baba, çocuğa yapması ve yapmaması gereken davranışları tutarlı tutumlarla öğretmeleri ve kısıtlamaların mantıklı gerekçelerini açıklamalıdır.

Başarıya Karşı Aşağılık Duygusu (7–11 yaş)gizil-latens dönem

;Aşağılık duygusu dönemi okul yıllarını kapsar. Çocuk bu dönemde kendisine ve yeteneklerine ilişkin olumlu tutumlar geliştirmelidir. Bunu başaramadığı takdirde aşağılık duygusu yaşayabilir. Abartılı başarı beklentisine girmek, çocuğu başkalarıyla kıyaslamak, yaptıklarını beğenmeyip sürekli eleştirmek gibi davranışlar çocukta yetersizlik duygularına neden olur.

Kimlik Kazanmaya Karşı Kimlik Karmaşası (12–17 yaş)genital dönem;

Bu dönemde, fizyolojik, bilişsel ve sosyal alanlarda hızlı değişme ve gelişmeler yaşanır. Ergen kendine yakın bulduğu kişileri taklit edecektir. Ergeni yargılamadan kabul eden, ergenin sevgi ve güven veren insanların bulunduğu bir çevrede bulunması, sağlıklı bir kimlik geliştirebilmesi açısından çok önemlidir. Bu evrede kimlik bulma sorunu çözülmezse kimlik karmaşası bunalımı yaşar.

Yakın İlişkilere Karşı Yanlızlık (20–30 Yaş)

Genç yetişkinlik yıllarında yaşanır. Ergenlik döneminde kimliğini kazanan birey başkalarıyla ilişkiler ve dostluklar kurmak ister. Yakınlık: Bireyin kendi bütünlüğünü koruyarak bir başkasının kişiliği içinde kendini bulmak anlamına gelir. Bu dönemde yakın ilişkiler kurmada güçlük çekerse yalnızlık duygusu yaşayabilir.

Üretkenliğe Karşı Durgunluk (30–65 yaş)

Orta yaşlarda yaşanır. Orta yetişkinlikte bireyden aile ve iş yaşantısı ile toplumsal rollerinde verimli ve yaratıcı olması beklenmektedir. Erikson’a göre verimlilik, yaşlıların “ihtiyaç duyulma ihtiyacını” karşılayan her şey olabilir. Yetişkinlikte bu gelişim görevlerini başaramayan bireyler kendilerine ve çevrelerine faydalı olamazlar ve durgunluk yaşarlar.

Benlik Bütünlüğüne Karşı Umutsuzluk (65 …)

Yaşlılık yıllarını kapsar. Birey yaşamını gözden geçirdiğinde anlamlı ve doyumlu bir hayat geçirdiğini düşünüyorsa benlik bütünlüğü gelişir. Geçmişini başarısızlıklarla dolu gören ve pişmanlıklar yaşayanlar umutsuzluk duygularına kapılırlar.

Ericson’un kuramına göre bireyin gelişim süreci içerisinde ortaya çıkan farklı kimlik statüleri vardır. Bunlar;

Başarılı Kimlik Statüsü; İç denetim odaklı bireylerdir. Problemler karşısında çözüm üretirler, net kararlar alırlar, demokratik aile ilişkileri söz konusudur.

Moratoryum Kimlik Statüsü; Kimlikle ilgili aldığı kararları hep erteleme eğiliminde olan, karasız, kimlik sorunları yaşayan, dengesiz aile ilişkileri olan bireylerdir.

İpotekli Kimlik Statüsü; Kişisel kimlikle ilgili tüm kararlar ebeveynler alır. Kimlik arayışı yoktur, ailede her eylem çocuğa göre planlanır.

Kargaşalı Kimlik Statüsü; Birey kendisi için olumlu bir kimlik geliştirmez. Kimlik arayışı yoktur ve b durum onu rahatsız etmez. Bunalım yaşanmaz. Aile içi etkileşim yoktur.

Piaget'in Gelişim Kuramı

Piaget’e göre zekâ bireyin çevresine uyum yapabilme yeteneğidir. Gözden geçirilmiş klinik yöntem adı altında bir yöntem geliştirmiş, çocukların öğrenmeyi şemalar halinde gerçekleştirdiğini savunmuştur.
Şema: Örgütlenmiş davranış yada düşünce örüntüsüdür. Çocuğun çevresiyle etkileştikçe geliştirdiği davranış ve düşünce kalıplarıdır. Şema en temel zihinsel yapıdır.

Örnek: Bebeklerin eline ne verilirse verilsin onu ağızlarına götürdükleri gözlenir.

Örgütleme: Karşı karşıya kaldığımız kavram ve olayları birbirleriyle tutarlı bütünler haline getirmek.

Uyum Sağlama (adaptasyon): Bireyin çevresi ile etkileşerek çevresine ve çevresindeki değişikliklere uyum sağlamasıdır. Uyum sağlama ömür boyu devam eder. İki alt işlevi vardır.

Özümleme: Bireyin yeni karşılaştığı durum, nesne ve olayları, kendisinde önceden var olan zihinsel yapının içine yerleştirmesidir. Birey yeni bir durumla karşılaştığı zaman onu kafasındaki şemalarla açıklamaya çalışır; ancak zihindeki şemalar bu yeni durumu açıklamaya yetmezse o durumda, yeni duruma uymak için gerekenleri yapar.

Uyma- Uyumsama: Yeni şemalar yada önceden var olan şemaların kapsam ve niteliklerini değiştirerek yeni edinilen durumların gerektirdiklerine uygun davranmaktır. Örnek: İlk kez zebra gören bir çocuk bunu at olarak tanımlar. Buna özümleme denir. Bir süre sonra zebranın attan farklı olduğunu fark ederse zihninde yeni bir şema oluşturur buna da uyma denir.

Dengeleme: Bireyin özümleme ve öğrenme yoluyla çevresine uyum sağlayarak dinamik bir dengeye ulaşma sürecidir. Piaget’e göre zihin gelişimi denge-dengesizlik ve yeniden denge kurma sürecidir. Dengesizlik durumu kişinin zihninde var olan bilgi ile yeni edindiği bilgi arasındaki uyuşmazlıktan doğar. Bu dengesizlik bireyi yeni bilgiyi kafasındaki şemaya uydurmaya, bunu başaramıyorsa yeni bir şema oluşturmaya zorlar. Piaget’e göre bu etkinlik bilişsel gelişimi sağlamaktadır.

Piaget’e göre Zihin Gelişimini Etkileyen Faktörler

Olgunlaşma; zihinsel gelişimi ifade eder. Kişinin zihin gelişiminin ilerlemesi için fiziksel büyüme gereklidir. Yaşantı, bireyin çevresi ile etkileşimi sonucu bireyde kalan izler anlamına gelir. Zihin gelişimi birey yaşantı geçirdikçe yeni çevresiyle etkileştikçe ilerler. Kültürel aktarım, içinde yaşanılan toplumun o güne kadar edinmiş olduklarını, birikmiş bilgiyi yeni nesillere aktarmasını ifade eder. İnsan zihni, bildiklerini birbiriyle tutarlı bütünler haline getirmeye, ilişkilendirmeye ve bütünleştirmeye çalışır. Bu başarıldığında meydana gelen dengesizlik bireyi yeni öğrenmelere yöneltir, bu sayede bireyin zihinsel gelişimi gerçekleşir. Dengelenmede bireysel farklılıklar vardır.

Zihinsel Gelişim Dönemleri

Sensori-Motor dönem (0–2 yaş)

Bebek bu dönemde duyarak, hissederek, yaparak dünyayı öğrenmektedir. Piaget’in şemaları reflekslere dayanır. Kişi emme refleksini geliştirerek yeme, ısırma, tükürme gibi şemalar edinir. Bebek başlangıçta kendisini çevresinden ayırt edemez. Doğadan ayrışma dönemidir (Ben, sen varlık yokluk bilinci). Bebeklerden birisi ağlarsa diğeri de ağlar tezini savunmuştur (Ses bulaşması).

Nesnelerin gözden kaybolduğunda yok olduğunu sanır, yaşantılar sonucunda nesne devamlılığını kazanır. Görmüş olduğu bir olayı daha sonra taklit ederler (Ertelenmiş taklit). Şuursuz el kol hareketleri zamanla yerini hedefe yönelik el kol hareketlerine bırakır.

Bir kutunun içindeki nesneleri sallayarak çıkarmaya çalışır, 2 yaş civarındaki çocuk kutuyu, şişeyi açabilir, içini boşaltıp tekrar doldurabilir.

İşlem-Öncesi Dönem (2–7 yaş)

İşlemlerin yapılamadığı ancak yapılabilmesi için hazırlıkların oluştuğu dönemdir. Nesnelerin devamlılığı kazanılmıştır. Dil gelişir, kişi nesneleri zihninde canlandırabilir ve şamatize edebilir. Tek yönlü düşünce hâkimdir. Çocuk duyduğu bir espriyi etrafındakilere gına gelinceye kadar yapar (Devresel tepki). Sembolik oyunlar oynarlar (sopa parçasının at olması gibi) ve ben-merkezci bir düşünce yapısına sahiptirler.

Canlı nesnelerle cansız nesneler arasında ayrım yapamazlar (Animizm). Dil ve oyun gelişiminde monologlar hâkimdir.

Somut İşlemler Dönemi (7–12 yaş)

Tersinebilirlik özelliğini kazanırlar. 5 kere 8 = 40, 8 kere 5 de = 40 tır. Buz haline gelen su eritilerek tekrar eski haline getirilebilinir. Ben merkezci tutumdan kurtulunur (Dağılma). Korunum Kavramı kazanılmıştır;

Madde korunumu; (6–7 yaş)Bütün parçalansa da miktarı değişmez.

Uzunluk korunumu; (6–7) Tel kıvrılsa bile uzunluğu değişmez.

Nitelik değişmezliği; (6–7) Kap değiştiren sıvının miktarı değişmez.

Sayıların korunumu; (7) Bitişik ve ayrı duran nesnelerin sayısı aynıdır.

Alan korunumu; (7) Bir kağıt kesilip parçalansa da aynı alanı kaplar.

Ağırlık korunumu; (9–12)Şekli değişen balçığın ağırlığı değişmez.

Hacim korunumu; (11–12) Şekli değişen balçığın taşırdığı su aynıdır.

Soyut İşlemler Dönemi (12 yaş ve üzeri)

Zihinden soyut işlemler yapılabilir. Şimdi olduğu kadar geleceğe yönelik de düşünce biçimi oluşur ve Tümevarım, genelleme, akıl yürütme yollarını kullanır. Göreli (kişiye, mekana göre değişen) kavramlar edinilir. Ergen benmerkezciliği görülür. Bilişsel yapıda niteliksel bir gelişme görülmez ama yaşantılarla niceliksel gelişmeler görülmesi mümkündür.

Piaget’e göre eğitimin özellikleri; Ona göre; Eğitim gelişim teorilerine dayalı olmalıdır. Konuların dışardan çocuğa sunulması, onun biliş yapılarını geliştirmeyecektir. Okul yaşama hazırlayıcı değil, yaşamın kendisi olmalıdır. Okullardaki program ve yöntemler, çocukların biliş yapılarına uygun olmalıdır. Eğitim planlamasında, öğretmen rehberliğinde çocukların katılımı da sağlanabilir. Eğitimde sınavları zararlı görmektedir.

Kavram Gelişimi (Vhygotsky)

Vygotsky çocuğun neredeyse tamamını kendi başına gerçekleştirebileceği bir zihinsel gelişimi kabul etmez ve bunun başkalarına da bağlı olduğunu savunur. Proximal Zone kavramını öne sürer. Belli bir gelişim düzeyinde çocuğun kendi başına yapabileceği davranışlar olduğunu, ancak bir yetişkin yardımıyla yapabileceği davranışlar da olduğunu söyler. Bu davranışlar Proximal Zone davranışlardır.

Çocuğun sosyal çevresinin bilişsel gelişimde önemli bir rolü olduğunu ileri sürmüştür. Vygotskynin gelişim ve eğitime getirdiği en önemli kavram gelişmeye açık alan’dır. Buda; çocuğun bağımsız kendi kendine sağlayabileceği gelişim düzeyi ile bir yetişkinin rehberliğinde çalıştığında göstereceği potansiyel gelişim düzeyi arasındaki farktır.

Piaget kardeş kavramı gibi göreli kavramların 11-12 yaş civarında kazanılabileceği söylerken, Vygotsky kavramları kendiliğinden edinilen ve öğretilen kavramlar olarak ayırmıştır ve kardeş kavramı da böyledir (Tümevarım ile kavram öğretimi). A ülkesi B ülkesini sömürüyorsa çocuk önceleri sadece A ülkesi ve B ülkesi ile ilgili sömürü kavramını anlar, daha sonra herkesin herkesi sömürebileceğine geneller. Önce herkes kardeştir, daha sonra gerçek kardeş anlayışı kazanılır.

Vygotsky ayrıca yönergelerin içselleştirilmesi kavramından bahsetmiştir. Onun bu düşünceleri Luria bu konu ile ilgili çalışmalar yapmıştır.

Bilişsel Gelişim (Bruner)

Eylemsel Dönem(0-3); Çocuk çevreyi eylemlerle anlar, çevresindeki nesnelerle ilgili yaşantıyı onlara dokunarak, vurarak, ısırarak, hareket ettirerek kazanır. Çocuklar bu dönemde psiko-motor eylemlerle öğrenebilirler. Gardner’ın duyumsal zekâsına denk gelir.
İmgesel Dönem (3-6); Bilgi imgelerle taşınır. Görsel bellek gelişmiştir. Ancak çocuğun kararları dile değil, duyu organlarıyla edindiği duyusal etkilere dayalıdır. Çocuklar bu dönemde herhangi bir nesneyi, olayı görmeden de resmedebilirler. Piaget’in işlem öncesi dönemine, Gardner’ın uzaysal zekâsına denk gelir.
Sembolik Dönem (6….); Çocuk bu dönemde etkinlik yada algıyı açıklayan sembolleri kullanır. Bireyin bu döneme ulaşması, zengin yaşantılar kazanmasını sağlar.

Bruner ve Vygotsky’nin Eğitime İlişkin Görüşleri
Çocuklar yetişkinler gibi düşünemezler, bu yüzden öğretmenler, çocukların bilişsel gelişim düzeylerini tanımalıdır.
Piaget ve Bruner çocuğun öğretme-öğrenme ortamında daha çok kendi buluşlarıyla öğrenmesini önermekte, ancak Vygotsky; çocuğun öğrenmesinde yetişkinlerin rolünü vurgulamıştır.
Öğretim bilişsel süreçlerin aşamalarına uygun olarak gerçekleştirilmelidir.
Öğretimde yakından uzağa ilkesi kullanılmalıdır.
Piaget ve Bruner’e göre çocuğun kazanacağı yeni yaşantılar, eski yaşantılarına uygun olmalıdır.
Çocukların kendi hızlarıyla öğrenmelerine olanak verilmelidir. Bu nedenle öğretim bireyselleştirilmelidir.
Çocuğun diğer çocuklarla etkileşimi bilişsel gelişimini besler.

Dil Gelişimi

Piaget’e göre dil ve düşünce gelişimini birbirinden ayırmak oldukça güçtür. Dil gelişimi ile ilgili birçok çalışma mevcuttur. Genel olarak üç görüşten bahsedilebilir.

Davranışçı Kuram (Tekrar ve pekiştirme): Bebekler bilinçsizce bir takım sesler çıkarır. Günlük konuşma diline yakınsa ödüllendirilirler. Bu pekiştireç sayesine çocuk anlamsız sesleri tanıdık seslere terk eder.

Sosyal Öğrenme Kuram (Gözlem ve Taklit); Sosyalleşme sürecinde gözlem ytaparak kendisine modeller seçer ve bu şekilde öğrenir.

Psiko-linguistik Kuram (Biyolojik ve Psikolojik); Dil gelişimini biyolojik (genetik) ve psikolojik (çevre) faktörlere göre inceleyen kuramdır. Chomsky’e göre insanlar dil öğrenebilmek için doğuştan özel bir mekanizmaya sahiptirler.Bu mekanizma sayesinde diln yapısını kavramakta ve ana dilleri gibi öğrenmektedirler.

Dil Gelişim Dönemleri

I. Agulama evresi: Doğum ile 12. ayı kapsayan bu evrede çocuk çeşitli sesler çıkarır. Babıldama (Çağıldama) döneminde (2-6. ay) ba-ba ma-ma gibi sesler çıkarır.

II. Tek sözcük evresi: 12 ve 18. aylar arasında çocuklar ilk sözcüklerini söylemeye başlarlar. Tek sözcükle çok şey anlatmak isterler. “anne” (aşırı genelleme) 100 kelime.

III. Telgrafik konuşma: 18 ve 24. aylar arasında çocuk artık sözcüklerin birbirleriyle olan ilişkilerini kavramaya ve iki sözcüğü yan yana getirerek farklı anlamlar ifade etmeye başlar. “anne su” 200 kelime.

IV. İlk gramer süreci: 2 ile 5 yaşlar arasındaki bu evrede, kelimeler ve gramer kuralları hızla öğrenilir. Bu evrede çocuk 3–4 sözcüğü yan yana koyarak tek bir düşünceyi ifade edebilir. 400–2000 kelime.

Chomsky Çocuğun doğuştan tüm dilleri bilerek doğduğunu ama anne babasının ona tüm dilleri unutturup anadilini muhafaza etmesini sağladığını savunur.

Ahlaki Gelişim

Ahlak gelişimi kişilik gelişimi ile yakından ilişkili ise de aynı zamanda zihinsel gelişim düzeyi ile de bağlantılıdır. Piaget zihin gelişiminden söz ederken ahlak gelişimi ile de ilgilenmiştir. Ona göre çocuklar somut işlemler dönemine kadar ahlaki geçekçidirler. Niyeti ne olursa olsun küçük leke yapan büyük leke yapandan daha az suçludur. Hem niyeti hem sonucu değerlendiremez. İlkokul döneminden sonra çocuklar değer yargılarında niyete de yer verirler. Ahlaki göreceliği de böylelikle kazanmış olurlar. Ahlakı iki dönemde inceler;

Dışa bağlı dönem: Birey ahlaki yargılar bakımından başkalarına bağlıdır. Yetişkinler tarafından konulan kuralları sorgulamadan kabul eder.10 yaşına kadar koyulan kurallara sorgulamadan uyarlar, fakat kuralı koyan görmediğinde kuralı ihlal ederler.Bir davranış ahlaki olarak değerlendirilirken yapanın niyeti göz önüne alınmaz.

Özerk dönem :11 yaş ve sonrasındaki ahlaki değerlendirmeler içinde bulunulan koşullar dikkate alınarak yapılır. Kuralların gereksinimler sonucu konduğu, gereksinimler değiştiğinde kurallarında değişebileceği anlaşılmaya başlanır. Bu dönemde ahlaki yargılarda başkalarının değerlendirmelerinden çok bireyin kendi değerlendirmeleri önem kazanır. Bir davranışın iyi ya da kötü olduğuna karar verilirken davranışı yapanın niyetine de dikkat edilir.
Kohlberg Ahlak Gelişimi

Kohlberg ahlaki gelişimi daha ayrıntılı bir şekilde incelemiştir ve en çok kullanılan kuramdır. İkilemlere verilen cevaplarda kararın doğru ya da yanlışlığı üzerinde durulmamakta, verilen soruna çözüm bulunurken bireyin kullandığı dayanak noktaları incelenmektedir. Çocukların çoğu gelenek öncesi düzeyin davranışlarını gösterir ancak bu, yetişkinlerin bu düzeyde olamayacakları anlamına gelmez. Aşağıdaki evrelerden oluşur;

Gelenek öncesi düzey; Bu düzey çocuk için otoritenin koyduğu kurallar önemlidir. Birey kendi gereksinimlerini doyurmayı ön plana alır.Piaget’in dışa bağlı döneminin özelliklerini kapsar.

İtaat ve ceza eğilimi: Çocuklar otoritenin koyduğu kurallara uyarlar ve ceza görecekleri davranışları yapmaktan kaçınırlar. Kural koyan yada denetleyen ortada yoksa, kişi kuralı çiğnemekte bir sakınca görmez.Genel olarak olayların dış görünüşüne ve meydana gelen zararın büyüklüğüne göre karar verirler. Olayın gerisindeki nedeni önemli değildir.

Saf çıkarcı eğilim (araçsal ilişkiler eğilimi); Benmerkezcidir. Bireyin temel güdüsü kendi gereksinimlerini doyurmaktadır. Bu evredeki kişi karşılığında bir iyilik görecekse başkasına iyilik yapar. Bir davranış kişi için yararlı ise o davranışın doğru olduğu düşünülür.

Geleneksel düzey; Gelenek öncesi düzeyden geleneksel düzeye geçişte en önemli bilişsel ayırt edici özellik rol alma yada empati kurma becerisidir. Diğer insanların ve grupların gereksinimleri dikkate alınır. Toplumsal değerler benimsenir. Sosyal düzeni koruma ve destekleme eğilimi gösterilir. Bu nedenle bazen birey grubun ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarından daha fazla önemseyebilir.

İyi çocuk eğilimi (kişiler arası uyum); Kişi için aile gibi gruplardan onaylanmak çok önemlidir. Ahlaki değerlendirmelerde artık başkalarının duygu düşünceleri göz önüne alınır. Kişinin temel güdüsü grup tarafından kabul edilme olduğundan, kişinin gruptan bağımsız olarak davrandığına pek rastlanmaz.

Kanun ve düzen eğilimi; Bu evrede temel güdü toplumsal düzeni korumaktır. Toplumsal kurallara ve yasalara uygun davranılır. Kanunlara sorgulamadan uyulur, kanuna aykırı davranışlar hoş karşılanmaz. Toplumsal sorumluluklar almaya önem verilir.

Gelenek sonrası düzey; Kendine özgü ahlak ilkeleri geliştirir. Ahlaki değerlendirmeler tüm koşullar dikkate alınarak insan hakları çerçevesinde yapılır. Evrensel değerlere uymayan yasal düzenlemeler eleştirilir ve değiştirilmesi için uğraş verilir.

Sosyal anlaşmalara ve yasalara uyma eğilimi ; Yasaların sosyal düzeni korumak için gerekli olduğuna inanılır. Gereksinimleri karşılamayan yasaların değiştirilebileceği ilkesi benimsenir. Yasalar ve yasaların uygulanışı temel hak ve özgürlükler çerçevesinde eleştirel bir yaklaşımla incelenir.

Evrensel ahlak ilkeleri; En üst ahlak gelişim evresidir. Birey yasalardan tamamen bağımsız olarak kendi oluşturduğu ahlak ilkelerine uygun olarak davranır. Bu ilkeler insan hakları, adalet, eşitlik gibi üst dizey evrensel değerler temel alınarak geliştirilir. Bu evredeki birey kendi ilkeleriyle bağdaşmayan yasalara uymayabilir. Adalet kanunun üstündedir.

Carol GILLIGAN’ın Ahlak Gelişimine İlişkin Görüşleri

Kohlberg’in ahlak gelişim aşamalarının kesin ve evrensel olmadığını savunur. Kohlberg’in tersine kızların herhangi bir yetersizlik nedeniyle düşük düzeyde olmadıklarını savunur. Üçüncü aşamadaki başkalarına iyilik ve yardım etme vb. özellikler çoğu toplumlarda kızlardan beklenen özelliklerdir. Kızların bu beklentiyi karşılama ve onay görme çabası içinde olmalarından bu dönemi aşmamış gibi görünmelerine sebep olduğunu söylemiştir. Gilligan’a göre, ahlak gelişiminde önemli olan şey, Kohlberg’in belirttiği gibi bir sonraki gelişim düzeyine ulaşmak değil, ahlak sevgisi kazanmaktır.

Mizah Gelişimi

Kişilerin neye güldükleri ve neyi komik buldukları zaman içinde farklılık göstermiştir. Paul McGee mizahın gelişimiyle bir kuram oluşturmuştur. Komik olan şey ona göre bir tutarsızlıktır. Beklenmedik durumlar tutarsızlığa işaret ettiği için komik bulunurlar. Komik olan şey bilişsel senaryolara aykırıdır. Espri bilişsel senaryoya aykırı ama tehlikesiz olduğundan anlaşılabilir tezini savunur.
Mizahın gelişimi zihin gelişimi ile bağlantılıdır. McGee mizah gelişimini 4 başlıkta inceler;

1. Evre (Nesnelere karşı tutarsız davranışlar); Küpü telefon yapmak gibi.

2. Evre (Tutarsız Adlandırma); Buruna ayak denmesi gibi.

3. Evre (Kavramsal tutarsızlık); Özürlü kişiye gülmek, kafiyeli sözcükler…

4. Evre (Yetişkin türü mizah); 7-8 yaşlar, tekerlemeler, yetişkin mizah anlayışı.

Oyun Gelişimi

Çocuk için oyunun temel işlevi dünyaya uyum sağlamasını kolaylaştırmaktır. Çocuk gerçek dünyanın ne olduğunu onunla oynayarak anlar. Öğrenmeyi sağlamada çok önemli bir yere sahiptir. Çocukların oynadıkları oyunlarla ilgili birçok araştırma yapılmıştır. Parten altı tür çocuk oyunundan bahseder.

Uğraşsız Davranış; Kendi bedeniyle oynaması, sıradan işler yapar.
Seyirci; Aktif seyretme, soru sorar, akıl verir ama katılmaz.
Yalnız bağımsız oyun; Kendi başına oyuncak oynama
Paralel etkinlik; Birçok çocuk kendi dünyalarında beraber oynar, karşılaşma konuşma gerektirir
Birlikte oyun; İşbölümü olmayan, Şoförse yolcu arama esasına dayana ilişkiler vardır.
İşbirlikçi oyun; Tam oyundur. Beraberce paylaşılan materyaller ve duygular vardır.
Okul öncesi dönem çocukları genellikle oyun kurallarını kendileri kurarlar. Küsmek, mızıkçılık yapmak gibi davranışlar sergilerler. Oyun arkadaşları bir figürandır; oyunda onu yenmek krallığa bir saldırıdır. 2-3 veya 9-10 yaşlarında hayali oyun arkadaşları edinilebilir. Kuralların farl-kında olmayan çocuklar yaş basamakları ilerledikçe bazı oyunların kurallarına göre oynanması gerektiğini algılar ve kabul ederler.

Benlik (İsnacıl/Hümanist)Kuramı

Benlik (İsnacıl/Hümanist)Kuramı
Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi
Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Kuramı’nı bilirsiniz. Abraham H. Maslow, yazdığı bir makalede insan ihtiyaçlarını beş temel kategoride incelemiş, ihtiyaçları hiyerarşik olarak ele almış ve insanın en alttaki ihtiyaçların karşılanmasının ardından bir üstteki ihtiyaçlar kategorisine doğru yöneldiğini söylemiştir. Hatırlamak için alttan başlayarak kısaca bir göz atalım:

– Fizyolojik ihtiyaçlar: Temel içgüdüsel ihtiyaçlardır. Yemek, içmek, uyumak, solumak, seks gibi ihtiyaçlar bu kategori için örnek olarak gösterilebilir.

– Güvenlik ihtiyaçları: İnsanlar, can ve mal varlıklarının korunmasına ihtiyaç duyarlar.

– Sevgi ve aidiyet ihtiyacı: Sevme, sevilme, bir gruba mensup olma, yardımseverlik, şefkat türündeki ihtiyaçlar bu gruba örnek gösterilebilir.

– Saygı ihtiyacı: İnsanlar sevmek, sevilmek dışında kendilerine saygı duyulmasını da isterler. Tanınma, sosyal statü sahibi olma, başarı elde etme, takdir edilme gibi ihtiyaçlara yönelirler.

– Kendini gerçekleştirme ihtiyacı: Alt kategorilerdeki ihtiyaçlarını karşılamış olan birey son aşamada ideallerini ve yeteneklerini gerçekleştirme ihtiyacı duyar.

Maslow’un modeline göre, bireyin davranışlarına yön veren, yukarıda belirtilen gereksinimlerdir. Bireysel gereksinimler, hiyerarşik bir sıra izler. Alt sıralardaki gereksinimler doyurulmadıkça daha üst sıralardaki gereksinimler birey açısından fazla önem taşımaz. Ancak model daha sonra, Yoshio Kondo tarafından bireyin bütün düzeylerdeki gereksinimlere aynı anda sahip olabileceği, ancak göreli önemlerinin kişilerin yaşam standardına göre değişeceği tarzında yorumlanmıştır. Bu yorum tarzı gerçek yaşama daha uygundur. Aksi takdirde asgari ücretle çalışan ve henüz fizyolojik gereksinimlerini zar zor karşılayan bir kişinin, bir gruba ait olma, saygı görme gibi daha üst düzeyde gereksinimlerinin olmayacağı gibi bir sonuç ortaya çıkar. Gerçekte birey, bu örnekteki daha üst düzey gereksinimlere de sahiptir, ancak fizyolojik gereksinimlerini daha ön planda tutar.

Bireylerin gereksinimleri, bireysel gelişim düzeyleri arttıkça artmaktadır. Alt düzey gereksinimlerin (temel fizyolojik, güvenlik) mutlak değerleri, bireysel gelişimle birlikte artmakla beraber, tüm gereksinimler içerisindeki göreli önemi azalmaktadır. Bunu somut bir örnekle açıklayacak olursak, alt düzeyde bir ekmekle karnını doyurmak temel gereksinim iken, bu gereksinim yerini üst düzeyde dengeli bir beslenme alışkanlığına bırakır. Üst düzeydeki gereksinimin mutlak değeri (en azından parasal karşılığı) alt düzeydekine göre daha büyüktür. Buna karşın, üst düzeydeki temel fizyolojik gereksinimlerin toplam gereksinimler içerisindeki payı, yani göreli önemi, alt düzeydeki temel fizyolojik gereksinimlerin önemine göre çok daha düşüktür.

Rogers’ın Benlik Kuramı

Carl Rogers’e göre, her insan doğuştan mutluluğu arar, potansiyellerini gerçekleştirmek için çabalar. Gelişme ve iyiye doğru değişme insanın doğasında vardır. Rogers, benlik bilincine önem verir. Bir kimsenin benlik bilinci onun kendisiyle ilgili düşüncelerini, algılamalarını ve kanaatlerini içerir: kendisini nasıl gördüğünü özetler. Benlik bilinci iyi, kötü ya da ortada olabilir. Benlik bilinci her zaman gerçeği yansıtmayabilir. Yetenekli olduğu halde bir insan kendini yeteneksiz görebilir veya yeteneksiz bir kişi ise, kendini yetenekli zannedebilir. Benlik bilinci bizim kendimizi nasıl gördüğümüzü ifade eder. Herkes daha olumlu, daha gelişmiş bir benlik geliştirme çabası içindedir.

Olumlu bir benlik bilinci geliştirebilmemiz için koşulsuz sevgi ( unconditional love) içinde yetişmemiz gerekir. Koşulsuz sevgi ve saygıya layık olduğunu kabul eden anlayışın ürünüdür. Koşulsuz sevgi içinde büyüyen kişilerin benlik anlayışları güçlü ve olumludur. Yapılan davranışla benlik bilinci arasında bir farklılık varsa o zaman kaygı ortaya çıkar.

Rogers bireyin kendini aldatmaya başlamasıyla kaygı düzeyinin artacağını ve zamanla bireyin benlik bilincinin temelinden sarsılacağını söyler. Kendi kendimizi affetmemiz ve kendimizi koşulsuz olarak sevmemiz ve saymamız, bizim sağlıklı yaşamımızın ve gelişmemizin temel ilkesidir.