Futbol Hakkında Temel Bilgiler

Futbol İngilizce’de foot-ayak ve ball-top kelimelerinden asını alan ayak-topu oyunu olarak adlandırılabilir. Onbirer kişilik iki takım arasında oynanır, oyuncular küre şeklindeki bir topu ayak ile (eller ve kollar hariç) vücut ve kafa vuruşu ile rakip kaleye sokmak için mücadele ederler. Rakip kaleye bir fazla atan takım maçın galibidir.
Futbolun ilk olarak nerede ve hangi tarihte oynadığı bilinememektedir. Asya’da; Çin, Japonya ve Hindistan, Afrika’da; Mısır, Amerika’da; Meksika, Avrupa’da; Yunanistan, İtalya, Fransa ve İngiltere değişik kaynaklara göre futbolun ilk oynandığı ülkelerdir. MÖ 2697 yılında Çin İmparatoru Hunag-ti askerlerine çeviklik kazandırmak maksadıyla Futbola benzer bir oyun oynatmıştır. Çin efsanelerinde İmparator Huang-ti’nin askerlerinin yuvarlak meşin bir topu yere çakılmış iki direk arasından geçirme mücadelesi verdikleri anlatılmaktadır. Bu oyunun adı Tsu-Chu idi. MÖ 225 yıllarında İmparator Chou devrinde buna benzer bir oyunun siviller tarafından da oynadığı belirtilmiştir. 1. yüzyılın başında İmparator Cheng-Ti devrinde hünerbaz Chang-fu ile Tekniği ile dikkat çeken Wang-chson’un inanılmaz başarıları dikkat çekmiş ve adlarına manzumeler yazılmıştır. Aynı devirde Japonya İmparatorluk sarayının çevresinde de futbola benzer bir oyun oynanmıştır.

Türklerde Futbola benzer bir oyunun oynadığı tarih kaynaklarında da geçmiştir. Çinli Huan’ın anlattıklarına göre; büyük tapınakların avlularında sık sık ayak topu müsabakaları yapılır. Oyun içinde topa elle dokunulmaz; ya ayakla ya da başla vurulur. Amaç topu rakip kaleye sokmaktır. Erkekler gibi savaşmayı başaran Türk kadınları bu oyuna da mahirdir. Seyit Ali Ekber, 463 yıl öne kaleme aldığı Hıtayname adlı eserinde Futbolun Türk’lerin milli oyunlarında olduğunu belirterek, top oynamak Hıtay’da ustalar işidir. Sığır kursağından top düzmüşlerdir. Topa ayakları ile vururlar, topa elleri ile dokunmazlar, nazik ayak uçları ile dokunurlar, kuralları çiğnemek ve daire dışına çıkmak yasaktır.

Asya’dan sonra Orta Doğu’da da futbolun izlerine rastlanır. Eski Mısır duvar kabartmalarında da top oynayan insanları gösteren resimler bulunmaktadır. Yuna şairi Homeros’da ünlü eseri Odisea’da futbola benzer top oyunlarından bahsetmiştir.

MÖ 100 yılında Yunan şehirlerinden Sparta’da futbol belirli kurallarla oynanmıştır. 15’er kişilik takımlar hava ya da tüy kıllarla doldurulmuş öküz idrar torbaları ile futbol müsabakaları yapmışlardır. Bu oyuna Episkyres adını vermişlerdi. Episkyres özellikle askerlerin idman sporu olarak çok önem kazanmıştır.

Güney Amerika’ya futbol Meksika yolu ile gelmiştir. Meksika ve Peru yerlilerinin futbola benzer oyunlar oynadığı bazı tapınak ve anıtlarda duvar kabartmalarından ve heykellerden anlaşılmaktadır. Meksika’da topun duvarlara vurulmasıyla bir tür futbol oynandığı, yenilen takım kaptanının müsabakadan sonra göğsünün yarılarak kalbinin çıkarıldığı ve tanrılara armağan edildiği efsanelerde anlatılmıştır.

Günümüzde oynanan modern futbol ise Hz. İsa’nın doğuşundan sonra Harpastum’a dayanmaktadır. Roma’lılar bu oyunu Episkyres’den esinlenerek eski Yunanistan’dan almışlardır. Harpastum eski Yunanca’da el topu anlamına gelmektedir. Gerçekten ayakla olduğu gibi elle de oynanabilen bir futbol şeklidir. Pilla, Follis ya da Pagonica adı verilen hava veya tüyle doldurulmuş top sayı bakımından iki eşit takım tarafından çizgilerle sınırlandırılmış bir sahada rakip takımın koruduğu çizginin diğer tarafına geçirilmeye çalışılmıştır. Ortaya atılan topun kapılması ve topun karşı alana geçirilmesi esasına dayanana bu oyun daha çok askerlerin savaşta başarılı olmaları maksadını taşımaktadır. Harpastum oyuncuların aldığı değişik görevler yüzünden günümüz futbolu için bir çıkış noktası sayılmıştır.

Takımların sahaya dizilişinde ilerideki üç oyncu topu rakip çizgisinin ötesine taşımakla görevli “hücum” hattını oluşturmuştur. Onların hemen gerisinde ise arkadaşlarına yardıma hazır kalabalık “destek” birliği yer almış ve en geride de kendi çizgisini koruyacak muhafızlar dizilmiştir. Günümüz futbolundaki sistemsel gelişim başlangıcı olarak kabul etmek yanlış olmaz.

Orta Çağ’da Roma’lı askerler ve Fransızlar tarafından oynanan “La Suale” oyunu futbola benzerlikleri olan bir spor türüdür. Bu oyun Roma orduları tarafından Galya’ya götürülmüş ve yayılmıştır. La Soule çok sert ve kırıcı bir oyundur ve her türlü sertlik serbesttir. Oyun alanı bazen kilometrelerce uzağa dizilmiş kazıklarla sınırlanmıştır. Oyuncu sayısı ise sınırsızdır. Sadece iki takım arasında değil, bazen kasabalar ve köyler arasında oynanmış, kanlı mücadelelere sahne olmuş, ölen ve yaralananların çokluğu nedeniyle bir süre yasaklanmıştır.

Kaynağı neresi olursa olsun İngiltere’de 12. yüzyıldan sonra oynanmaya başlamıştır. Fransa’da olduğu gibi halk tarafından sevilen bu oyun savaş halini aldığı için Kral II. Edvard’ın 13 Nisan 1314 tarihindeki fermanıyla tüm ülkede yasaklanmıştır. Fermanda “büyük bir topla şehir içinde gürültüler yapıldığı, Tanrı korusun bir çok kaza, facia ve hasara sebebiyet vereceği anlaşıldı. Tanrı ve kral adına, şehir ve kasaba içinde top oynayanlar en şiddetli cezalara çarptırılacaktır” denmektedir. Bu tarihten sonra futbol oynayanlar adeta lanetlenmiş ve kötü gözle bakılmaya başlanmıştır. Shekespar’in Kral Lear adlı eserinde aynı görüş “seni aşağılık futbol oyuncusu” şeklinde ifade edilmiştir.

Tüm bu olanlara rağmen futbolun oynanması ve gelişmesi devam etmiş, 17. yüzyılda İngiltere’de krallar futbolu teşvik etmeye başlamıştır. Bunda İtalya’ya sığınmış olan kral II.Charles taraftarı soyluların da rolü olmuştur. Bunlar kralla birlikte İngiltere’ye döndükten sonra İtalya’da gördükleri “Giuoco del Calcio” adlı oyunu yaymaya çalışmışlardır. İngiliz soylularının görüp beğendikleri ve kendi ülkelerine götürdükleri İtalyan futbolu Giuoco del Calcio belirli kuralları olan ve günümüz futboluna benzeyen bir oyun şeklidir. Calcio’da takımların dizilişi şöyledir; en ileride 15 akıncı, ikinci hatta 5 destekleyici, üçüncü hatta 4 defans oyuncusu, en geride 3 defans oyuncusu, toplam 27 oyuncu calcio’nun oyun alanı iki eşit parçaya ayrılmıştır. Top kaleler arasından geçtiğinde hücum eden takım bir sayı kazanmaktadır. Calcio’da her sayıdan sonra takımlar kaleleri değiştirmektedirler.

Modern Futbola Doğru

Oyun alanı 120×80 metre olarak belirlenmiştir. İçi şişirilmiş hayvan idrar torbası deri ile kaplanmış ve bu top olarak kullanılmıştır. Kaleler ise 1’er metre aralıkla dikilmiş iki çubuktan oluşmuştur. Topun iki direk arasından geçmesinden sonra, elinde balta ile bekleyen özel bir görevli, sayıları tesbit etmek amacıyla kale direklerinden birine her sayı için bir çentik atmıştır. 1861’de Kral II. Charles’in uşaklarından kurulu bir takım, Albemarle kontunun uşaklarından kurulu bir takımlar karşılaşmıştır. İki takım arasında efendilerinin armalarını taşıyan formalar giymiş, Albemarle kontunun uşakları kazanmıştır. Kral galip takıma armağanlarını bizzat vermiştir.

Diğer bir taraftan da soyluların çocukları da bedeni kabiliyetlerini geliştirmek amacıyla sarayda ve özel malikanelerinde futbol oynamışlardır. Bu soyluların devam ettiği kolejler ise ilk futbol kulüpleri olarak değerlendirilmektedir. Hemen bir kolejin kendi koyduğu özel futbol kuralları vardır. Eaton, Harrow, Westminster kuralları,bunların içinde en geçerli olanlarıdır. Ancak bütün kolej kuralları için de en önemlisi, topun elle tutulamayacağı kuralıdır. Kaleciler dahil, hiçbir oyuncunun topu elle tutamayacağı karar altına alınmıştır.bu dönemde futbol oval bir topla oynana rugby ile karıştırılmıştır. 1841’de topun şekli küre olarak kabul edilmiş, 1848’de mevcut futbol kuralları “Cambridge Kuralları “ adı altında birleştirilmiş ülkede bir standart oluşturulmuştur. 1857’de ilk futbol kulübü Sheffield Club kurulmuştur.

Modern futbolun doğum tarihi 26 ekim 1863 olarak kabul edilmektedir. Bu tarihte 11 klüp yöneticisi Londra’da toplanmış ve Football Association’u (Futbol Birliği ) kurmuşlardır. İngiliz futbol birliği bu alanda dünyada kurulan milli federasyondur. Bu tarihten sonra günümüze kadar 147 ülkede futbol federasyonu kurulmuş ve bunlar FIFA (Milletlerarası Futbol Birlikleri Federasyonu ) bünyesinde toplanmıştır.

Türkiye’de Futbol

Modern futbolun Türk toplumuna girmesi 19.yüzyılın sonlarına rastlar. Futbol oyunu o dönemde dini inançlar nedeniyle Müslüman Türk’ler arasında gelişememiştir. Futbol Osmanlı toprakları üzerinde ilk defa yabancılar tarafından oynanmıştır. Selanik ve İzmir futbol oyunun ilk taraftarını bulduğu şehirlerdir. 1875 yılında Selanik’de, 1877’de İzmir’de tatillerin ve yaz akşamlarının büyük eğlencesi olmuştur. İzmir’de futbolu ilk oynayanlar İngilizlerdir. 1894’de İzmir’de Football Club Smyrn’i kurmuşlardır. Bornova semtinde oturan İngilizler, kendi aralarında futbol oynamışlar, zamanla bunlara Rum gençleri de katılmıştır. 1890 yılında, Selanik’de İngiliz, Rum ve İtalyan gençleri arasında büyük bir futbol rekabeti başlamıştır. 1891’de Cycling Clup kurulmuş; atletizm, bisiklet ve futbol alanında önemli faaliyetler sergilemişlerdir. Bu kulübün ilk sporcuları arasında Kemal (İren) Bey’de bulunmaktadır. 1896 yılında Sporting Club’ün kurulmasıyla futbol rekabeti artmıştır.

Selanik ve İzmir’de futbol öylesine sevilmiş ki, 1906’da Atina’da düzenlenen Ara Olimpiyatlarında Danimarka Karması birinci olurken, İzmir Karması ikinci, Selanik Karması da üçüncülüğü kazanmışlardır. İzmir ve Selanik Karmalarında Türk Oyuncu bulunmamaktadır.

1899 yılında Reşat Danyal, Futa Hüsnü (Kayaca) ve arkadaşları Kadıköy’de İlk Türk Futbol Takımını kurmuşlardır. Black Stocking Fotball Club. Bu kulüp adını kırmızı forma altına giyilen siyah çoraplardan almıştır. 1901’de ise tamamen Türk futbolculardan kurulu Kadıköy Kulübü kurulmuştur. Ancak iki kulüp de zaptiye teşkilatının baskıları nedeniyle kapanmıştır.

1902 yılında James La Fontaine ile Horace Armitage futbol takımından kulüp organizasyonuna geçmişlerdir. İngiliz ve Rum gençleri ile birlikte Cadikoy (Kadıköy) Football Club’ü kurmuşlardır. 1903’de üyeler arasındaki anlaşmazlık nedeniyle İngilizler Kadıköy’den ayrılmışlar Moda Football Club’ü kurmuşlardır. 1904’de Kadıköylü Rumlar tarafından Elpis Kulübü kurulmuştur. Aynı yıl İngiliz elçilik gemisi İmogene’in de bir futbol takımı kurması üzerine James de La Fontaine Türkiye’deki ilk organizasyonu gerçekleştirmiştir.

Bu organizasyona Pazar ligi adı verilmiştir. Lig kurucularından birisi olan avukat Henry Pears Londra’dan gümüş bir kupa getirmiş, bu ödülü on yıl içinden çok şampiyonluk kazanan takıma vereceğini açıklamıştır.

İlk Pazar Ligi şampiyonluğunu İmogene takımı kazanmıştır. Bugünkü Fenerbahçe Stadının bulunduğu “Papaz Bağında” yapılan maçlar halk tarafından büyük ilgi görmüştür. 1905’de düzenlenen ikinci Pazar Ligi şampiyonluğunu Kadıköy Football Clup kazanmıştır. 1903 yılında Beşiktaş, 1905 yılında Galatasaray ve 1907 yılında Fenerbahçe Kulüplerinin kurulması ile Türk Futbolu büyük aşama kaydetmiştir.

TBMM 1920’de faaliyete geçmiş ve Türk sporu ve Türk Futbolu için önemli adımlar atılmıştır. 1923’de ilk spor teşkilatı Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı ve buna bağlı olarak Türkiye Futbol Federasyonu kurulmuştur. 21 Mayıs 1923’de TFF’nun FİFA’ya kabul edilmesi ile Türkiye bu alandaki yerini almıştır. Cumhuriyetin ilanından üç gün önce, 26 Ekim 1923’de Türk Milli Futbol takımı İstanbul’da ilk maçını Romanya ile oynamış Zeki Rıza Sporel ile ilk golünü atmıştır. Aynı yıl ilk resmi lig maçlarının düzenlenmesine de başlanmıştır. 1951’de profesyonelliğin kabulünden sonra Ankara, İstanbul ve İzmir’de profesyonel kadrolu kulüpler arasında, amatör ligler yanında, mahalli, profesyonel ligler düzenlenmiştir. 1959’da bu liglerin yerini Türkiye Ligi almıştır. Profesyonel kadrolu kulüplerin tüm yurtta artması üzerine 1963’de Türkiye 2. Ligi, 1967’de Türkiye 3.Ligi kurulmuştur. 1950’de başlayan ve aralıklarla süren ve değişik adalar altında organize edilen Milli Ligde Türkiye Liglerine yerini bırakmıştır. Mahalli kupa ve şiltlerin yerine 1963’de Federasyon Kupası İhdas edilmiş, 1966’da da Türkiye Süper Kupası mahiyetindeki Cumhurbaşkanlığı kupası resmi şampiyonlar arasında yer almıştır. Bu gelişmeler arasında TFF kuruluş kadro ve görevlerinde yeni ve geniş düzenlemeler girmiş, 27 Mayıs 1989 gün ve 3461 sayılı TFF kuruluş ve görevleri kanunu ile özerk bir federasyon statüsüne kavuşmuştur

1314’de İngiltere kralı Edward, kasaba ve şehirlerde hayatın tehdit edildiğini söyleyerek futbol oynanmasını yasakladı.1660’da İngiltere kralı II. Charles’in başlattığı “Monk-Onarım “döneminde futbol yeniden oynanmaya başladı.1848’de Cambridge’de Trinty College’de toplanan İngiliz kolejlerinin temsilcileri, futbol oyun kurallarını tespit ettiler. Okullar arası futbol maçları düzenlenmeye başlandı.

1855’de İngiliz üniversite öğrencileri İsviçre’de ilk futbol gösterilerini yaptılar.1857’de İngiltere’de ilk futbol kulübü ( Sheffield Club ) kuruldu.26 Ekim 1863 yılında Londra’da Freemason’un meyhanesinde toplanan 11 kulüp temsilcisi, futbolu rugbyden ayıran kuralları tespit etti. Football Association ( İngiltere Futbol Federasoyu ) kuruldu. Modern futbol doğdu. 1870’de İngiliz Futbol Federasyonu’nun tesbit ettiği kurallar Almanya’da kabul edildi. Lizbon’da oturan İngiliz’ler Portekiz’de futbolu yaymaya başladı.

1871’de Dünya futbolunun ilk büyük organizasyonu İngiltere Federasyon Kupası müsabakaları ( Kral Kupası ) başladı. 15 takımın katıldığı ilk Federasyon Kupası’nı Kennigton Park’ta Royal Engineers’i 1-0 yenen Wanderes kazandı. 30 Kasım 1872’de dünya futbolunun ilk milli maçı Glasgow’da oynandı. ( İskoçya 0- İngiltere 0 ) 1875’de Oxford Üniversitesi futbol takımı, futbolda ilk denizaşırı turneye çıkan ekip oldu,Almanya’ya gitti. Bu turnenin sonunda Almanya üniversitelerinde futbol takımı kuruldu. İngiltere Futbol Federasyonu üst direğin kullanılmasını kabul etti. Kalenin iki yan direği üst direkle birleştirildi.

1879’da İsviçre’de ilk futbol kulübü ( FC Saint Gall ) kuruldu. 1881’de ise Belçika’da ilk futbol kulübü ( Antwerb FC ) kuruldu. 6 Aralık 1882’de Manchester’de toplanan İngiltere İskoçya, Galler, K. İrlanda futbol federasyonlarının temsilcileri futbol kuralları üzerinde anlaştılar. 1883’de İskoçya, Galler, K. İrlanda milli takımları arasında ‘Britanya Kupası’ maçları düzenlenmeye başlandı. 1885’de İskoçya Kupası Arbroath takımının sağ açığı J. Petrie, Bon Accord takımına 13 gol attı. 1886’da İngiltere, İskoçya, Galler, K. İrlanda federasyonları tarafından futbol kurallarında değişiklik yapmaya yetkili ‘ İnternation Board ‘ kuruldu. FIFA’nın kuruluşundan sonra ( 1904 ) bu kurula dört temsilci daha katıldı.

1890’da Hakemlerin tarafsızlığı prensibi kabul edildi. Orta hakemlerle yan hakemlerin uyacakları kurallar international Board tarafından belirlendi. Selanik ve İzmir’de oturan İngiliz, İtalyan ve Rumların kendi aralarında takım kurarak maçlar düzenlemesiyle Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde futbol oynanmaya başlandı. İlk futbol kulübü ‘ Moda Football Club ‘ İngilizler tarafından İstanbul’da kuruldu. 1891’de international Board, penaltı ayışını futbol kuralları arasına dahil etti. İngiltere’de düzenlenen kuzey güney karmaları maçında ilk defa kale ağları kullanıldı.1893’de Arjantin Futbol Federasyonu kuruldu. İngiltere’den sonra ilk lig maçları Arjantin’de düzenlenmeye başlandı.

1895’de Britanya Kadınlar Futbol Kulübü kuruldu. İlk bayanlar arası maç oynandı. 1899’da international Board oyun kurallarında değişiklikler yaptı. Ceza alanı içinde bilerek topa elle dokunma penaltı atışı ile cezalandırıldı. Maç süresi 90 dakika olarak belirlendi. Futbol saha ölçüleri 118,4x 91,4 metre oldu. Reşad Danyal ve Fuat Hüsnü ( Kayacan ) ile arkadaşları tarafından ilk Türk Futbol Kulübü ( Black Stockings Football Club ) kuruldu. 1901’de bütünüyle Türk futbolcularından oluşan ( Kadıköy Futbol Kulübü ) kuruldu. Anacak Black Stockings’le birlikte Kadıköy ve Zaptiye Teşkilatı tarafından kapatıldı. Macaristan Futbol Federasyonu kuruldu. İngiltere’de Tottenham Sheffield Unıted Federasyon Kupası finalinde 110bin 802 kişi ile seyirci rekoru kırdı. 1902’de İlk Türk futbolcusu Fuat Hüsnü Kayacan,Boby adıyla İngilizler tarafından kurulan cadıköy Football Club takımında oynadı. Kıta Avrupa’sında ilk milli maç oynandı. Viyana’da Avusturya Macaristan’ı 5-0 yendi bu tarihte Beşiktaş kulübü kuruldu. 1903’de internation Board, futbolda avantaj kuralını kabul etti.

21 Mayıs 1904’de Paris’te yapılan toplantıda Fransa, Belçika, Danimarka, Hollanda, İspanya, İsveç ne İsviçre Futbol Federasyonları temsilcileri tarafından FIFA kuruldu. 1905’de İngiltere Futbol Federasyonu FIFA’ya katıldı. Bu tarihte Galatasaray futbol kulübü kuruldu.1906’da Brezilya Sao Paulo’da ilk kıtalar arası futbol maçı oynandı ( Güney Afrika 6- Brezilya 0) 1907’de international Board, kendi yarı alanında bulunan bir futbolcunun ofsayt durumuna düşmeyeceğine karar verdi. Bu tarihte Fenerbahçe Kulübü kuruldu. 1908’de Londra’da düzenlenen Olimpiyat Oyunları’na futbol da dahil edildi. İngiltere Olimpiyat Şampiyonu oldu. 17 Ocak’ta oynanan Fenerbahçe Galatasaray maçı ile ezeli bir rekabet başladı. ( Galatasaray2- Fenerbahçe 0 ) 1909’da ilk defa bir Türk takımı Galatasaray-Pazar Ligi’nde şampiyon oldu.1911’de Türkiye’ye ilk defa yabancı bir futbol takımı ( Kloszvar / Macaristan ) geldi. Galatasaray’la maç yapıldı maçın sonucu Galatasaray 4- Kloszvar 2 oldu. İlk defa bir Türk takımı ( Galatasaray ) yurt dışına özel maç yapmak için gitti. Romanya’daki bu özel maç Galatasaray 11- Bükreş Karması 0 şeklinde sonuçlandı. Galatasaraylı Sabri Mahir Fransa’nın Olmpique takımında yer alarak yabancı takımlarda oynayan ilk Türk futbolcusu oldu.

1913’de international Board kalecilerin topu kendi yarı alanlarında değil, sadece kendi ceza alanlarında tutabileceğine karar verdi. 1919’da Fenerbahçe futbol takımı, İstanbul işgal kuvvetlerinin ekiplerine karşı aldığı galibiyetlerle milli duyguları canlandırdı. 13 Nisan 1923’de Türkiye Futbol Heyet-i Müttehidesi ( sonradan Futbol Federasyonu ) kuruldu. 21 Mayıs’ta Türkiye FIFA üyeliğine kabul edildi. 26 Ekim’de Türk Milli Takımı ilk maçını İstanbul’da yaptı. ( Türkiye 2- Romanya 2 maç sonucu ). 1924’de Futbol Federasyonu Türk Milli Takımını çalıştırması için İngiltere’den antrenör Billy Hunter’i getirdi. İlk defa bir Türk hakemi ( Hamdi Emin Çap ) Moskova’da FIFA’nın izniyle bir milletlerarası maç yönetti. Sovyeler Birliği 3- Türkiye 0. Paris Olimpiyat’larında Uruguay şampiyon oldu. international Board, oyuna katılmadığı ve rakibine müdahale etmediği sürece bir futbolcunun ofsayt durumunda sayılmayacağına karar verdi. Bu kuralın konmasıyla futbolda WM sistemi doğdu. 25 Kasım’da oynanan Galatasaray- Vefa ( 20- 0 ) lig maçında Mehmet Leblebi 14 gol atarak rekor kırdı. 1926’da international Board, korner vuruşlarından doğrudan doğruya gol atılabilineceğine karar verdi. 1930’da ilk Dünya Kupası maçları Uruguay’da düzenlendi. Uruguay şampiyon oldu. 1938’de Londra’da oynanan maçta İngiltere Avrupa Karma’sını 3–0 yendi. international Board, her maçta kale ağlarının kullanılmasına karar verdi. 3530 sayılı Beden Terbiyesi Kanunu yürürlüğe girdi. Futbol Kulüpleri’de ‘ Gençlik Kulüpleri ‘ne ‘ dönüştü. Kanun uyarınca Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü Danyal Akbel’i Futbol Federasyonu Başkanlığına tayin etti. 9 Eylül 1939’da İstanbul Taksim Stadında Türkiye’de ilk gece maçı oynandı. Bu maç Fenerbahçe ve Beyoğlu spor arasında oynandı. Maçın sonucu Fenerbahçe 4 – Beyoğlu spor 2 şeklinde sonuçlandı.

1948 FIFA tarafından ilk defa Milletlerarası Genç takımlar Şampiyonası Düzenlendi. 4 Mayıs 1949’da İtalyan Torino Takımını taşıyan uçak, Süperga Tepelerinde yere çakıldı. Kaza sırasında 18 futbolcu hayatını kaybetti. 1951’de international Board hücum eden takımın oyuncusuna ‘ Obstrüksiyon engelleme ‘ yapılamayacağına karar verdi. Futbolda profesyonellik kabul edildi. 17 Haziran’da Berlin Olimpiyat Stadı’nda oynana maçta Türk Milli Takımı Batı Almanya’yı 2-1 yendi. 1953’de Türkiye Genç Milli Takımı Avrupa üçüncüsü oldu. 25 Kasım’da Londra’nın Wembley Stadı’nda oynanan maçta ev sahibi İngiltere ilk defa bir Avrupa takımına kendi sahasında yenildi. ( Macaristan 6- İngiltere3 ) 1954’de Türk milli takımı Roma’da oynadığı üçüncü maçta da İspanya ile eşitliği bozamadı. Bunun üzerine Franco adında bir İtalyan çocuğunun çektiği kura sonucu Türkiye İspanya’yı eledi. Ve İsviçre’deki Dünya Kupası finallerine katılma hakkının kazandı.

UEFA kuruldu. İsviçre’de düzenlenen dünya kupası maçları, ilk defa TV de yayınlandı. Jules Rimet Dünya Kupasını Batı Almanya kazandı. 1956’da Türk takımları Avrupa Kupaları’na katılmaya başladılar. 19 Şubat’ta İstanbul İnönü Stadı’nda oynayan maçta Türk Milli Takımı ünlü Macaristan Takımını 3-1 yendi. Macaristan Milli takımı Macaristan ihtilali sırasında Sovyet ordularının ülkeye girişi sonucu dağıldı. Ünlü Macar futbolcuları Avrupa ülkelerine göç etti. İspanya’nın Real Madrid takımı ilk Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupa’sını kazandı. 7 Şubat 1958’de İngiliz Manchester Unıted Takımını Belgrad’dan İngiltere’ye götüren uçak Münih civarında düştü. Kaza sırasında Manchester Unıted’ın sekiz futbolcusu öldü. İnternation Board resmi müsabakada oyuncu değişikliğini kabul etti. UEFA Avrupa Milletler Kupası’nın düzenlenmesine karar verdi. Brezilyalı futbolcu Pele İsveç’teki Dünya Kupasında ilk milletlerarası maçlara çıkıp ün kazandı. 1959’da ilk defa bir Türk hakemi ( Sulhi Garan ) FIFA kokartı taktı. Türkiye ligi Milli lig kuruldu.

1960’da Avrupa Kupa Galipleri Kupası kuruldu. Sovyetler Birliği Avrupa Milletler Kupası şampiyonu oldu. Real Madrid ( İspanya ) Eintracht Frankfurt ( B.Almanya ) takımını 7–3 yenerek Avrupa Şampiyon Kulüpleri Kupasını üst üste beşinci defa kazandı. Real Madrid ( ispanya ) Panorol (Uruguay ) takımını ( 0–0 -5–1 ) yenerek Kıtalararası Şampiyon Kulüpler Kupası’nı kazandı. 1962’de Türkiye UEFA üyeliğine kabul edildi. Türkiye Kupası maçları başladı. 1963 Fenerbahçeli Lefter küçükan donyadis Ankara’da oynanan Türkiye Romanya (0–0 ) maçında elli defa Ay Yıldızlı formayı giyerek altın madalya aldı. 1966’da İngiltere’de düzenlenen Dünya Kupasını İngiltere kazandı. Galatasaraylı Turgay Şener Ankara’da oynan Türkiye-B. Almanya ( 0–2) maçında elli defa Ay Yıldızlı formayı giyerek Altın Madalya aldı. Moskova’da oynana özel maçta Türk Milli Takımı Sovyetler Birliğini ( 2–0 ) yendi. Milli Takım Dünya Kupası Finallerinde Milli Futbol Takımı 1954 Dünya Kupası Finallerinde mücadele etti. Milli Takım finallerdeki tek galibiyetini Kore karşısında ( 7–0) elde etti. Bu maçta Suat Mamat’ın bir gol yedi.

1967’de Türkiye Milletlerarası Gençler Futbol Turnuvasını düzenledi. Sovyetler Birliği İngiltere’yi ( 1-0 ) yenerek şampiyonluğu kazandı. Türkiye üçüncü oldu. 1968’da Chorzov’da oynanan maçta Türkiye Polanya’ya ( 8–0 ) yenilerek tarihinin en büyük yenilgisini aldı. Göztepe Avrupa Fuar Şehirleri Kupası’nda yarı finale yükseldi. 1970’de Meksika’da düzenlenen Dünya Kupası finallerinde Brezilya Milli Takımı 3. defa şampiyonluğu kazanarak. Jules Rimet Kupası’nın ebedi, sahibi oldu. 1971’de Galatasaray!ın üç yıl üst üste Lig şampiyonluğunu kazandığı başarılı dönem başladı. Türkiye’nin en büyük futbol tesisi Atatürk Olimpiyat Stadı İzmir’de düzenlenen Altı Akdeniz Oyunlarıyla hizmete açıldı. 1974’de FIFA Dünya Kupası’nı ev sahibi B. Almanya kazandı. 1976 ‘da Trabzon Türkiye Ligi şampiyonu oldu ve ilk defa kupayı İstanbul dışına çıkardı. Avrupa Milletler Kupası’nda Çekoslovakya şampiyon oldu. 1978’de FIFA Dünya Kupası’nı ev sahibi Arjantin kazandı.

Real Madrid 5 defa arka arkaya Avrupa şampiyonu olan Real Madrid Daha sonra Kıtalararası Şampiyonluğu da kazanarak kupayı müzesine götürdü. 1980’de Türkiye İzmir’de düzenlenen I. İslam Oyunları’nda Libya’ya yenilerek 2. oldu 27 Eylül’de İzmir’de Türk Milli takımı İzlanda’ya ( 3–1 ) yenildi. Londra’da oynanan 2. Lig maçında Queen’s Park Rangers Takımının oyuncusu Tommy Langey, Bolton kalesine dokuzuncu saniyede attığı golle Dünyada en çabuk atılan gol rekorunu kırdı. İlk defa bir Türk futbolcusu Dünya Karması Takımında yer aldı. Fenerbahçeli İsa Ertürk, UNİCEF yararına düzenlenen maçta Dünya Karması’nda Barcelona karşısında Dünya Karması forması giydi. 80 Avrupa Futbol Şampiyonluğu’nu F. Almanya kazandı. 1981’de İspanya’da düzenlenen Dünya Kupası finallerinde İtalya 3. defa Dünya Kupası’nın sahibi oldu. 1986’da Dünya Kupası finallerinin ev sahibi seçilen Kolombiya bu organizasyonu yapamayacağını bildirdi. Dünya Kupası 86’nın ev sahipliği Meksika’ya verildi. Beşiktaş 14 yıl aradan sonra tekrar Türkiye Ligi Şampiyonu oldu. Kolombiya’da futbol maçına stadda çıkan panikte 400 seyirci öldü, 200 kişi yaralandı.

Türk sporuna teşkilatçı, yönetici hakem ve yazar olarak büyük emeği geçen Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi başkanı Burhan Felek vefat etti. 1983’de UEFA Başkanı İtalyan Artemio Franchi bir trafik kazasında öldü. UEFA başkanlığına Fransız Jacques Georges seçildi. 1984’de Avrupa Şampiyonluğunu Fransa kazandı. Fransa u şampiyonluğu İspanya Milli takımını yenerek kazandı. 1985’de Brüksel’de oynanan Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası Juventus, Liverpool maçında İngiliz ve İtalyan seyircileri arasında çıkan kargaşada, Heysel Stadı’nda büyük çoğunluğu İtalyan 39 seyirci öldü, 450 kişi yaralandı. Maçı ise Juventus 1-0 kazanarak şampiyon oldu. Heysel faciasından sonra suçlu İngiliz seyirciler adalet önünde hesap verirken UEFA İngiliz takımlarını süresiz Avrupa Kupalarından ihraç etti. F. Almanya Milli Takımı’nın eski teknik direktörü Jupp Derwall Galatasaray takımının teknik direktörlüğüne getirildi. İngiltere 2. liginden Bradford ile Lincoln City’nim karşılaşmasında Bradford tirübünlerinde yangın çıktı, bu yangında 52 kişi hayatını kaybetti. Türkiye liginde şampiyon ilk defa averajla belirlendi. Beşiktaş’tan 7 gollük averaj üstünlüğüne sahip Fenerbahçe şampiyonluğa ulaştı.

1986’da Meksika’da final turları oynanan Dünya Kupası’nı Arjantin kazandı. Beşiktaş Türkiye Ligi Şampiyonluğunu averajla kazanırken Galatasaray Dünya futbol tarihinde eşi görülmemiş biçimde na mağlup oldu. 1987’de Galatasaray 13 yıl aradan sonra tekrar Türkiye 1.Ligi şampiyonu oldu. Galatasaraylı Tanju Çolak Avrupa’da Altın Ayakkabı gol yarışmasında 33 golle bronz ayakkabı ödülünü aldı. 1988’de Nepal’de Nepal-Bangladeş maçı oynanırken dolu yağması üzerine stadda kargaşalık çıktı bu kargaşanın içinde 100 seyirci öldü, 300 kişi yaralandı. Final turları F. Almanya’da oynanan Avrupa Futbol Şampiyonası’nda Hollanda şampiyonluğa ulaştı.

1989’da Galatasaray Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nda sırasıyla Rapid Wien, Neuchatel Xamax ve AC Monaco’yu eleyerek bu kupada yarı finale yükselen ilk Türk takımı oldu. Yarı finalde Steaua Bükreş tarafından elenerek final hakkını kaybetti. Galatasaray UEFA tarafından Neuchatel ile İstanbul’da oynadığı maçtaki olaylar bahane edilerek hükmen mağlubiyet ile kupa dışı bırakıldı. Yurt çapında tepkilerle karşılaşan bu karara itirazlar, federasyon ve çeşitli kulüplere mensup yöneticilerin katkıları ile Galatasaray’ın ihraç cezası kaldırıldı. Galatasaray’a 2 maçını kendi sahasında oynamama cezası verildi. Galatasaray AC Monaco ikinci maçı Köln’de, yarı final ikinci maçı da İzmir’de oynandı. Galatasaraylı Tanju Çolak 39 golle Avrupa Altın Ayakkabı gol yarışmasında 1.oldu ve Altın Ayakkabı’yı Monako’da törenle aldı. Tınaz Tırpan’ın teknik direktörlüğünü yaptığı Türk Milli Takımı Dünya Kupası eleme grubunda büyük bir hamle yaparak İtalya 90 finallerinin eşiğine kadar geldi, İzlanda karşısında kaybedilen puanlar neticesinde finalist olma şansını kaybetti. Malatya spor ile yapacağı lig karşılaşması için otobüs ile yola çıkan samsun spor takımı trafik kazası geçirdi. Teknik direktör Nuri Asan, futbolculardan Muzaffer Badaloğlu, Mete Aranır olay yerinde öldüler, ağır yaralı futbolculardan tedavi sonrasında sağlığına kavuşamayıp futbolu bırakanlar oldu. Futbolcu Tomiç’de uzun süren bitkisel hayattan sonra Yugoslavya’ya götürülürken öldü. Takımından birçok futbolcusunu kaybeden Samsun Spor takım kuracak futbolcu sayısına ulamadığı için 2. yarıda ki bütün lig maçları iptal edildi, hükmen mağlubiyet verildi,fakat Türkiye 1. liginde bırakıldı.

Futbolda temel teknikler iki ana başlık da incelenir;

A- Topsuz Yapılan Teknikler
B- Topla beraber yapılan Teknikler

TOPLA YAPILAN TEKNİKLER
TOPSUZ YAPILAN TEKNİKLER
Topa vuruş Teknikleri
Koşma
Top Kontrol Teknikleri
Sıçrama
Dripling Teknikleri
Vücutla Sıkıştırma
Aldatma Teknikleri
Yön Değiştirme
Markaj Teknikleri
Taç Atış Teknikleri
Kaleci Teknikleri

A- Topsuz Olarak Yapılan Teknikler

Koşma: Futbol oyununda koşma diğer yapılan hareketler içinde en önemlisidir. Oyuncu topla ya da topsuz olarak koşabilir. Eğer topla beraber mesafe katediyorsa buna dripling adı verilir. Topsuz olarak katedilen bir mesafe varsa adı topsuz koşudur. Oyuncuların koşarken ayaklarının yere sağlam basması gerektiği sözü futbol çevresinde sıkça söylenen bir sözdür. Futbolcular oyun alanında vücut ağırlıklarını her iki ayağına eşit olarak paylaştırmalıdır ki oyun alanında dengeyi sağlayabilsinler. Her an ve her saniye koşmak neredeyse imkansızdır. Bu yüzden sporcular enerjilerini oyun süresine göre ayarlamalıdır. Süratli bir koşu için bacaklar hafifçe bükülmeli, vücut ağırlığı hafifçe öne alınmalı ve ayak tabanları ağırlık merkezinin odak noktası olarak ayarlanmalıdır.

Yön Değiştirme: Futbol oyunda sporcular saha içerisinde istediği hareketleri yapabilmek, savunmadan hücuma çıkabilmek, hücumdan savunmaya dönebilmek, rakibinden kurtulmak yada onu aldatmak için saha içerisinde yön değiştirmesi gerekir.
Oyuncu rakibinin hareketlerine ve oyunun durumuna göre hareketlerini yönlendirmelidir. Oyunun her anında, bir hareketi yapabilmek, yön değiştirebilmek, durabilmek, rakibi yanıltmak için hazırlıklı olunmalıdır. Duruşlarda vücut ağırlığı arkaya doğru verilirken, koşu anında öne doğru olmalıdır. Yön değiştirmede önemli olan adımların küçültülmesi ve vücut ağırlığının sporcunun kontrolü altında olmasıdır. Ani olarak yapılan yön değiştirmeler rakip takımın oyun kurgusunu bozacaktır. Yön değiştirmelerde vücudunu iyi kullanan ağırlık merkezini iyi kontrol eden sporcular her zaman avantajı da elinde bulundurur.

Sıçrama: Futbol oyununda sporcular sıçrama ile bir çok pozisyonda kendisine yada takımına avantaj sağlar. Bu yüzden sadece topsuz temel hareketlerin değil topla yapılan bir çok hareketin temelinde etkin bir fiziksel özelliktir.
Oyunun herhangi bir bölümünde iki takımında sahip olamadığı yüksek toplara sıçrama yeteneğinin kullanılarak sahip olabilme ya da rakibin sahip olmasını engellemek amacıyla futbolcuların iyi bir sıçrama yeteneğine sahip olmaları gerekir. Önemli olan sıçrama yeteneğini doğru yerde doğru zamanda kullanabilmektir.
Vücutla İtme Sıkıştırma ve Top Saklama: Oyun alanında sadece topla yapılan hareketleri veya topsuz olarak gerçekleştirilen hareketleri iyi bilmek yada uygulamak yeterli olmayabilir.
Oyuncular oyun süresince rakipleri ile yakın temas içerisindedir. Nizami olarak yapılan şarjlarla takımlarına avantaj sağlayabilirler. Rakibin topa sahip olmasını engellemek amacıyla sahanın herhangi bir yerinde vücudunu kullanarak topu saklayabilir. Vücut ile yapılan itme ve sıkıştırmalar (şarjlar) rakibin dengesini bozarak topa sahip olmalarına ya da olumsuz kullanmalarına da neden olabilirler.

B- Topla Beraber Yapılan Teknikler
Topa vuruş Teknikleri
Top Kontrol Teknikleri
Dripling Teknikleri
Aldatma Teknikleri
Markaj Teknikleri
Taç Atış Teknikleri
Kaleci Teknikleridir.

I. TOPA VURUŞ VE TEKNİKLERİ
Futbol Temel Tekniklerinden en önemlisi olarak değerlendirilebilir. Futbol oyununda istenilen amaca ulaşmak için tekniğin uygulanması büyük önem taşımaktadır.
Oyun alanı içerisince ve oyun süresince topa hareket kazandırmak amacıyla uygulanan tekniklerdir. Futboldaki temel tekniklerinden en çok kullanılanıdır. Sporcu kendi takımı hesabına avantaj elde etmek amacıyla oyunun tüm bölümlerinde bu teknikleri kullanır. Bu tekniklerin eksiksiz olarak kullanılması ile başarı yüzdesi oldukça artar.

Ayak İçi Vuruş Tekniği
Genellikle yerden ve kısa mesafeler için kullanılan bir vuruş tekniğidir. Futbolda yapılan tün vuruşlar içerisinde isabet oranı en yüksek olanıdır. Kabaca vuruş, ayak baş parmak eklemi ile topuk kemiğinin sınırladığı alan ile yapılmalıdır.
Topa hafif yan pozisyonda ve düz bir doğrultu üzerinde yaklaşılmalıdır. Destek ayağı vücudun dengesini sağlamak amacı ile dizden hafi bükülüdür ve topun hafif yan gerisinde bulunmalıdır. Destek ayağının ucu topun atılmak istendiği yeri gösterir vaziyette olmalıdır. Vuruştan önce vücut ağırlığı tamamen destek ayağına aktarılmalı vuruş yapacak olan ayak geriden kalçadan savrularak topa vurmalı ama çok abartılı şekilde geriye doğru da açılmamalıdır. Vuruş anında topa vuran ayağın vuruş yüzeyi topa dik açı yapacak şekilde, ayak bileği sabit ve sert tutulmalı, vuruş topun yatay orta çizgisine yapılmalıdır. Ayağın topun alt bölgesinde kalması topun yükselmesine neden olacaktır. Vuruş ayağı yere paralel bir durumda ve bilek ekleminden dışa döndürülerek yatay bir konumda hareket ettirilmeli, ayak ucu topuk bölgesinden hafif yukarıda olmalıdır. Bu vuruşun isabeti açısından önemlidir.
Vuruş sırasında kalça, diz ve bilek eklemlerinin gerginliği artırılmalı ayak bilek ekleminde oluşturulan dışa dönük durum asla bozulmamalıdır. Vuruş yapılırken destek ayağını tamamen yerdedir, vuruş sonrasında vücut ağırlığı destek ayak ucuna alınmalıdır.
Birçok kaynakta destek ayağının topun 10-15 cm. yan gerisinde bulunması gerektiği belirtilir. Oysa ki bütün sporcuların anatomik yapıları birbirlerinden farklılık göstereceğinden futbolcular kendileri için en uygun uzaklığı kendileri seçmelidirler.
Vuruş öncesinde ve anında kollar dengeyi sağlarlar. Vücut hafifi dik ve geriye yatık bir durumda olmalıdır. Vuruş ayağına uzak olan kol ileride, yakın olan kol ise hafif geride kalmalıdır. Futbolcuların vuruş sırasında rahat hareket edebilmeleri vuruşu etkileyen bütün kasların koordinasyonu ile mümkün olacaktır.
Ayağın en geniş yüzeyi ile yapılan bir vuruş olduğu için isabet oranı yüksektir. Çok uzun mesafelerdeki paslaşmalarda kullanılmaz. Sporcu atacağı pasın mesafesine göre ayağını geriden ve kalçadan ölçülü bir şekilde savurmalıdır. Koşu anındaki kullanımında dengenin sağlanması güç olduğu için vuruşun tatbiki güçleşir.
Ayak içi vuruş duran ve hareket eden toplarda kullanılabildiği gibi havadan gelen toplara karşı da kullanılabilir. Duran ve hareket den toplara karşı yaklaşma adımları küçük vuruşun yapılacağı son adım büyük alınarak vuruş gerçekleştirilmelidir. Yüksekten gelen toplara yapılan ayak içi vuruşları direkt olarak havada yada yer ile karışık olarak yapılabilirler. Yalnız yüksekten gelen toplara yapılan vuruşlarda vücut ağırlığı hafif geriye doğru aktarılmalıdır.

Ayak İç-Üst Vuruş Tekniği
Futbol oyununda en çok kullanılan vuruşlardan biridir. Kısa mesafelere kullanıla bildiği gibi uzun mesafelere top atabilmek için kullanılır. Tüm duran toplarda sıkça kullanılan etkili bir vuruş tekniğidir.
Topa temas yeri; iç vuruş tekniğinde ki ayak başparmağı eklem başlangıcından bilek ekleminin ön ve iç-yan yüzeylerini oluşturan kısmı olarak nitelendirilebilir. Kabaca kramponun bağcıklı kısmının iç-yan tarafı ile yapılan vuruş olarak adlandırılabilir. Hangi ayakla vuruş yapılacaksa yönelenim ters istikametten yapılmalıdır. Topa karşı, vuruş ayağına ters yönde, kavisli bir doğrultu üzerinde yönlenilerek yaklaşılmalı, kısa adımları izleyen son uzun adım sonrasında destek ayağı topun yan gerisinde bulunmalıdır. Destek ayağının konulmasından hemen sonra vuruş ayağı kalçadan sallanarak ayak iç-üst yüzeyi ile vuruş gerçekleştirilir.
Topa yaklaşım topun yan gerisinden kavisli bir doğrultuda gerçekleştirilmelidir. Topa yaklaşım doğrultusu topun gideceği yöne doğrultusuna 40 derecelik bir açıdan fazla olmamalıdır. Destek ayağı topa yaklaşım sonrası vuruş yönünde ve yan pozisyonda topun 20-25 cm. yan gerisine konulmalıdır. Destek ayağı vuruş aşamasına kadar ağırlık merkezidir ve yere tam olarak basar. Vuruş anında ve sonrasında ise vücut ağırlığı ayak ucu serçe parmak kısmına doğru aktarılmalıdır. Vuruş sırasında destek ayağı hafifçe bükülmeli ve vuruşun gerçekleştirildiği aşamada gerginlik kazanmalıdır.
Vuruş; top merkezinin altında kalan noktaya, ayak bilek ekleminden gergin bir konumda dıştan içe bir doğrultuda top yönünde yay çizecek şekilde yapılmalıdır. İç-üst vuruşlarda vuruşun topu keser şekilde merkez noktanın altındaki yüzeylere yönlendirilmesi topun yükselmesine neden olur. futbolcular ne kadar falso vermek istiyorlarsa o kadar topun yan yüzeyine vuruşu gerçekleştirmelidirler. Vuruş sırasında bacak hafif gergin konumda, kalça ve diz ekleminden hafif yan durumdan yay çizer vaziyette savrulmalıdır. Vuruş anında doğru açının bulunması için sporculara yardımcı olunmalıdır. Destek ayağının topa olan uzaklığı ve konumu konusunda anatomik yapıları dikkate alınarak ısrarcı olunmamalıdır.
Bütün vuruşlarda olduğu gibi bu vuruşta da kollar dengeyi sağlarlar. Vuruş ayağının ters yönündeki omuz vuruş öncesinde hafifçe önde iken vuruş sırasında geride kalmalıdır. Destek ayağının üzerindeki kol açık bir durumda dengeyi sağlarken vuruş ayağının üzerindeki kol hafifçe bükülü durumdadır.
Ayak iç-üst vuruşu durağan ve hareketli toplara yapılabildiği gibi yüksekten gelen toplara karşıda yapılabilir. Yüksekten gelen toplara yapılan vuruşlarda vücut pozisyonu ve zamanlama çok önemlidir.

Ayak Üst Vuruş Tekniği
Kabaca kramponun bağcıklı kısmı ile yapılan vuruş olarak adlandırılabilir. Ayak parmak eklemlerinin başlangıç noktaları ile ayak bileği arasında kalan ve ayağın sırt bölgesi diye adlandırılan kısım ile yapılan vuruş olarak tanımlanabilir. Vuruş alanı kısıtlı olmasına rağmen küçük yaşlarda teknik tam anlamıyla öğretilirse uygulamada sorun yaşanmaz.
Uzak mesafelere pas atmak amacıyla kullanılan bir vuruş olmasına rağmen tüm duran toplarda ve oyun alanının bütün bölümlerindeki hareketli toplara uygulanabilen bir tekniktir. Son vuruş olarak adlandırılan gol vuruşu olarak sıkça kullanılır.
Vuruş sırasında topa vuruş yönünde ve düz bir doğrultuda yaklaşılmalıdır. Topa vuruş için hareketlenmelerde ilk adımlar kısa son birkaç adım uzun alınmalıdır. Sporcunun bulunduğu yeden bu vuruşu yapması oldukça zordur. Bu yüzden hızlanma adımları atılmalıdır.
Destek ayağı topun 10-15 cm. yanına ve hafif gerisine konulmalıdır. Vuruş yapılırken destek ayağı topun yan gerisine ayak tabanı tamamen yere basar durumda konulmalıdır. Vuruş anında ise vücut ağırlığı ayak ucu üzerine doğru kaydırılmalıdır. Destek ayağı vuruş anında hafif bükülü durumda ve esnek olmalıdır.
Vuruş ayağı bilek ekleminden gerilmeli ve ayak ucu yere 90 derecelik açı yapacak şekilde düz bir doğrultuda tutulmalıdır. Topun merkez noktasına yapılan vuruşlarda top yerden, merkez noktanın alt kısmına yapılan vuruşlarda yükselerek gider. Vuruş sırasında vuruş ayağı gereğinden az veya fazla bükülmemelidir. Bu yüzden sporcular kendilerine uygun olan yüksekliği deneyerek öğrenmelidirler. Vuruş ayağı düz bir doğrultuda kalçadan savrulmalı, çabuk ve hızlı bir şekilde yay çizerek vuruş yapılmalıdır. Doğru teknikle uygulanan ayak-üstü vuruşlar büyük bir hız kazanırlar. Ayrıca vücut ağırlığının geride kalması topun yükselmesine eden olur.
Topa yaklaşma esnasında vücut dik ve hafif öne yatık vaziyette olmalıdır. Kollar vücut dengesini sağlamak amacıyla yanlarda açık vaziyettedir. Vuruş sırasında vuruş ayağının hizasındaki kol ileride iken vuruş anı ve sonrasında geride yer almalıdır. Vücut ağırlık merkezinin önde veya geride kalması topun yüksekliğini etkileyen bir faktördür.
Durağan ve hareketli toplara yapılabildiği gibi yüksekten gelen toplara karşıda kullanılabilen bir tekniktir. Yüksekten gelen toplara yapılan ayak üstü vuruşun bir diğer adı da vole vuruşudur. Futbolcular öne, sağa, sola ve geriye doğru bu vuruşu geçekleştirebilirler. Yüksek toplara yapılan vole vuruşları oldukça güç bir tekniktir. Profesyonel seviyedeki oyuncular bile bu vuruşu her an gerçekleştiremezler. Vuruş alanının kısıtlı olması ve zamanlamanın çok iyi yapılması gerekliliği gibi faktörler vuruşun verimini etkiler.
Öne doğru yapılan vole vuruşlarında topun tam alt merkez noktasına vurulmalıdır. Öne doğru yapılan vole vuruşları yerden seken toplara yerle karışık olarak da vurulabilir. Bu vuruşlar top bir süre sonra yüksekliğini kaybedeceğinden kaleciler için kurtarılması zor olan bir gol vuruşudur. Sağa ve sola yapılan vole vuruşlarında destek ayağı çok iyi ayarlanmalı ve futbolcu top gelmeden pozisyonunu almalıdır. Vuruş bacağını yere yatay bir vaziyette tutmalı ve vole vuruşunu gerçekleştirmelidir. Geriye doğru yapılan vole vuruşları oldukça tehlikelidir. Sporcuların yaralanmalarına neden olabilir. Bu yüzden mecbur kalınmadıkça denenmemeli ve tekniği tam anlamıyla uygulayamayan sporcular asla yapmamalıdır. Ayrıca rakip takım oyuncuların üst ekstremite bölgelerinde yaralanmalara da neden olabilecek bir vuruş türüdür. Her iki ayağın da yerden kesilmesi sonucu vücudun dengesi sağlanamaz. Sporcu tekniği iyi öğrenmişse ve etrafında rakip oyuncu bulunmuyorsa tekniği uygulamaya koymalıdır.

Ayak Dış-Üst Vuruş Tekniği
Ayağın serçe parmak eklem başlangıcından, ayak bilek eklem başlangıcına kadar olan ayağın yan-dış bölümü ile yapılan vuruş olarak adlandırmak yanlış olmaz. Oyun alanında diğer vuruşlar kadar sık kullanıldığı söylenemez Kısa ve uzun mesafeli paslaşmalarda ve duran toplarda kullanılabilen bir tekniktir.
Topun atılacağı yöne göre topa yaklaşım farklılık gösterir. Eğer falsolu bir vuruş gerçekleştirilmek isteniyorsa topa düz bir doğrultuda gelinmeli, eğer falsosuz bir vuruş gerçekleştirilmek isteniyorsa hafif yan konumdan hareketlenmelidir. Ayrıca sağ ayakla yapılacak vuruşlarda topa yaklaşım sağdan, sol ayakla yapılacak vuruşlarda soldan bir açı ile topa yönlenmek gerekir. Topu düz bir doğrultuda yönlendirmek gerekiyorsa topa karşı vuruş yönünde yan bir konumda yaklaşmak doğru olacaktır.
Topa karşı düz bir doğrultu üzerinde yaklaşılıyorsa destek ayağı topun 15-20 cm. yan-gerisinde, çapraz veya yan bir konumdan yaklaşılıyorsa 20-25 cm. yan gerisine konulmalıdır. Sporcular vuruş tekniğin öğrenimi aşamasında kendilerine uygun olan mesafeyi kendileri ayarlamalıdırlar. Vuruş öncesinde destek ayağı tamamen yere basarken vuruş anı ve sonrasında vücut ağırlığı ayak serçe parmağı üzerine doğru kaydırılmalıdır. Vuruş sırasında destek ayağı diz ekleminden bükülü ve gergin bir durumda vücut ağırlığını dengeler.
Vuruş ayağı vuruş anında ayak bilek ekleminden döndürülerek ve gergin tutularak, ayak ucu yere daha yakın bir durumda ve yatay bir konumda tutularak hareket gerçekleştirilmelidir. Topun falso alması aynı zamanda topun vuruluş yüzeyine de bağlıdır. Vuruş anında bacak, kalça ekleminden geniş bir yay çizerek savrulmalıdır. Uzun mesafeli ve etkili bir vuruş için kaslar ve eklemler gergin durumda, kalça ekleminden hızlı ve çabuk bir biçimde salınarak hareket ettirilmelidir.
Vuruş sırasında vücut dik ve hafif öne doğru olmalıdır. Kollar yanlarda yapılacak olan tekniğin biçimine uygun olarak yer almalıdır. Vuruş ayağının üstünde yer alan omuz vuruş sırasında önde destek ayağı hizasındaki kol ise dengeyi sağlamak amacıyla geride ve açık durumdadır.
Ayak dış-üst vuruş tekniği durağan ve hareketli toplara yapılabildiği gibi seken yada yüksekten gelen toplara da karşı da yapılabilir. Kaynaklarda yüksekten gelen toplara yapılan ayak dış-üst vuruşlarda vole olarak adlandırılmıştır. Volenin kelime anlamı topa yere düşmeden vurmaktır. Bu yüzden bu sınıflama da yanlış olmayacaktır. Yüksekten gelen toplara hızlanma adımı alarak ya da durağan vaziyette vurulabilir. Futbolcu top gelmeden önce pozisyonunu iyi ayarlamalı ve zamanlamasını iyi yapmalıdır. Çok yüksek toplara uygulanması oldukça güçtür, bu yüzden yer ile diz hizasına kadar olan yüksekliklerde uygulanabilir. Tekniğin uygulanması yerden yapılan vuruşlarla hemen hemen aynıdır. Sadece vuruş ayağının yüksekliğinin ve zamanlamanın iyi ayarlanması gereklidir.

Ayak Dış Vuruş Tekniği
Ayak serçe parmağı ve ayak topuğuna kadar olan bölüm ile yapılan vuruş olarak adlandırılabilir. Ayak dış kısmı ile yapılan vuruşlar genellikle dış-üst kısmı ile yapılan vuruşlar ile karıştırılır.
Destek ayağı topun yan gerisindedir. Vücut ağırlığı her iki bacağa eşit şekilde paylaştırılmış durumda olmalıdır. Vuruş anında ağırlık merkezi destek ayağıdır ve kollar dengeyi sağlamak amacıyla her iki yanda ve açıktır. Topa temas yüzeyi sınırlı olduğundan oldukça zor bir tekniktir. Kaynaklarda uzun mesafelere topu göndermekte kullanıldığı söylense de gerçekte bu mümkün değildir. Oyuncular rakipten topu saklamak amacıyla (aldatma) kendi eksenleri etraflarında dönebilirler ya da yön değiştirirler. Beckenbauer aldatma tekniği bu vuruş tekniği ile ortaya çıkmıştır. Ayrıca dış vuruş kısa paslaşmalarda da etkilidir. Rakibi yanıltmak ve topa ivme kazandırabilmek amacıyla oyun alanının bütün bölgelerinde kullanılabilir.

Futbolda Kafa İle Yapılan Vuruşlar
Günümüz futbolunda takımı oluşturan bütün oyuncuların hava hakimiyetlerinin üst düzeyde olması beklenir. İyi bir sıçrama yeteneğinin yanında iyi bir zamanlama becerisi şarttır. Özellikle küçük yaşlardan itibaren futbolculara doğru bir kafa vuruş tekniği kazandırılmalıdır.
Yüksek gelen toplarda ve ayak ile yapılacak olan vuruşun anında avantajın kaybolacağı durumlarda kullanılan kafa vuruşu; görsel yoğunlaşma, topa karşı yönlenim, doğru olan yüzeyin topla buluşması, vücut üst ve alt bölümlerinin uygunluğu ve bütün vücut kaslarının koordinasyonu ile uygulandığı zaman ayak ile yapılacak olan vuruşlardan daha etkili olmaktadır.
Küçük yaşlardaki futbolculara öncelikle alın bölgesi ile yapılan vuruştan başlanarak öğretilmelidir. Alın dışında amaca yönelik olarak kafa bölgesinin herhangi bir yeri vuruş bölgesi olarak belirlenebilir.
Oyuncular, eğer önlerinde bir rakip oyuncu varsa ve topa yükselmek için yeterli mesafe yoksa durdukları yeden çift ayak ile sıçrayarak kafa vuruşunu geçekleştirirler. Futbolcu kafa vuruşu yapabilmek için gerekli mesafeye sahipse tek ayak üstünde sıçrayarak etkili bir şekilde kafa vuruşunu gerçekleştirebilir. Ayrıca topa ayakla vuruş yapacak kadar zaman yoksa sporcu öne doğru uçarak kafa vuruşunu gerçekleştirebilir. Oyun alanının herhangi bir bölümünde oyunculara durarak ya da hareketli bir şekilde kafa vuruşunu gerçekleştirebilirler. Önemli olan doğru zamanda doğru tercihi kullanarak kendi takımı lehine avantaj sağlayacak şekilde topu kullanmaktır. Alınla yapılan vuruşlarda gözler açık olmalı ve topun yatay çizgisine veya yatay çizginin üstüne vurulmasına dikkat edilmelidir.
Birçok kaynakta kafa ile yapılan vuruşların değişik sınıflandırılması yapılmıştır. Basit olarak kafa vuruşları 5 ana başlık altında incelenebilir;

Çift Ayak Üzerinde Durağan yada Sıçrayarak Yapılan Vuruşlar

Durağan durumda çift ayak üzerinde iken yapılan vuruşlar; karşıdan gelen ve genellikle kafa hizasından gelen toplara karşı uygulanan bir vuruş tekniğidir. Futbolcu çift ayak üzerinde durağan bir durumda iken vuruşu yapacağı yöne doğru kafası ile uzanarak alın yüzeyi ile vuruşu gerçekleştirir. Vuruş anında bacaklar diz ekleminden hafifçe bükülmeli ve daha sonra eklemlerden gerginleştirerek vuruş desteklenmelidir. Topun geliş hızına göre topa gerekli ivmeyi kazandırmak mümkündür. Çift ayak üzerinde sıçrayarak yapılan vuruşlar; karşıdan gelen ve ulaşılabilir bir seviyede bulunan toplara karşı yapılan vuruş tekniği olarak adlandırılabilir. Durağan durumlarda yapılan vuruşlardan daha etkili bir kafa vuruşu mümkündür.

Çift ayak üzerinde destek alınarak, dikey doğrultuda sıçranmalı ve yine alın bölgesi ile vuruş gerçekleştirilmelidir. Genellikle sporcular önlerinde bir rakip oyuncunun bulunduğu durumlarda bu vuruşu tercih ederler. Her iki vuruşta da vücudun bel kısmında kuvvet alınmalıdır. Vuruş sonrasında sporcular yere nasıl düşmeleri gerektiğini bilmelidirler. Ayrıca topa vuruş sıçramanın en üst noktasında yapılmalıdır. Yapılan antrenmanlarda çok tekrar yapılarak sporcular doğru zamanlama ve tercihle vuruşu gerçekleştirebileceklerdir.

Tek Ayak Üzerinde Durağan (Destek Adımlı) yada Sıçrayarak Yapılan Vuruşlar

Tek ayak üzerinde destek adımlı vuruşlar; kafa hizasında gelen toplara karşı topun hızını artırmaya yönelik bir ayağın öne alınarak ve ileriye doğru uzanarak vuruşun gerçekleştirilmesi olarak tanımlanabilir. Topa zamanında ve alın bölgesinin vurulmasına dikkat edilmelidir. Vuruş sırasında ağırlık merkezi iyi ayarlanmalı, her iki bacağın dizlerden hafifçe bükülü ve esnek olması sağlanmalıdır. Vuruş öncesinde vücut geride kalmalı, daha sonra belden esneyerek ileriye doğru uzanma ile vuruş tamamlanmalıdır.
Tek ayak üzerinde sıçrayarak yapılan vuruşlar; karşıdan gelen ve ulaşılabilir bir seviyede bulunan toplara karşı düz bir doğrultu üzerinde yapılan vuruş tekniği olarak adlandırılabilir. Tek ayak üzerinde destek alınarak, dikey doğrultuda sıçranmalı ve yine alın bölgesi ile vuruş gerçekleştirilmelidir.
Genellikle sporcular önlerinde bir rakip oyuncunun bulunmadığı gerekli adım mesafesinin sağlandığı durumlarda bu vuruşu tercih ederler. Topa vuruş sıçramanın en uç noktasında gerçekleştirilmeli ve bel bölgesinden kuvvet alınmalıdır. Yere düşüş esnasında sporcunun iki ayağı üzerine aynı anda düşmesine dikkat edilmelidir.

Topun Yanlara Aktarılması ve Geriye Doğru Yapılan Aşırtma Vuruşlar

Topun yanlara aktarılması alın bölgesi ya da kafanın üst bölgesi kullanılabilir. Vuruş sırasında vücut ağırlığı her iki ayağa eşit şekilde paylaştırılmalıdır. Sporcu kendisine doğru gelen yüksek topa vücut pozisyonunu alarak alnı ya da kafasının üstü ile vurur. Sporcular topa doğru yüzü dönükken veya gelen topa yan olarak pozisyon almışken bacaklardaki esneklik sayesinde takım arkadaşlarına pas olarak kazandırabilirler. Vücut aşırtma esnasında eğer alın ile aktarma yapılacaksa tam olarak alın kısmı atacağı hedefi göstermelidir. Kafanın üst bölümü ile yapılan aşırtmalarda böyle bir durum söz konusu değildir. Kollar her iki yanda ve hafif bükülü durumda vücut dengesini sağlamalıdır. Aşırtma vuruşlar karşıdan gelen yüksek veya kafa hizasındaki topların geriye doğru aşırtılarak yönlendirilmesi olarak tanımlanabilir. Futbolcu top gelmeden önce saha içerisinde pozisyonunu almalı, vücut esnek bir durumda ve bacaklar dizlerden bükülü durumda iken kafa geriye doğru yatırılarak alın ile vuruş gerçekleştirilmelidir. Kafanın üst bölgesi ile yapılan aşırtma vuruşlar da sıkça kullanılır. Sporcu aynı tekniği kafasının üst bölgesini kullanarak gerçekleştirir. Ayrıca aşırtılacak olan uzaklığa göre vuruş şiddeti artırılmalı veya azaltılmalıdır.

İleriye Doğru Uzanarak (Uçarak) Yapılan Vuruşlar

Yüksekliğini kaybeden ya da alçak seviyeden gelen toplara karşı, sporcunun öne doğru uçarak iyi bir zamanlama ile vuruşu gerçekleştirmesi olarak tanımlanabilir. Vuruş alın ile gerçekleştirilmelidir. Vuruş öncesinde bacaklardan kuvvet alınmalı ve ileriye doğru uzanmaya hazırlıklı olunmalıdır.

Sporcular bu tekniği tamamen öğrenmeden uygula-mamalıdır. Aksi takdirde sporcuların yaralanma riskleri oldukça fazladır. Düşme esnasında eller düşüşü yavaşlatmak amacıyla açık olmalı ve yere vücuttan önce temas etmelidir.

Vücudun Diğer Bölgeleri İle Yapılan Vuruşlar
Futbolda el hariç vücudun bütün kısımları ile vuruş yapmak mümkündür. Daha önce söz edilen vuruşlara ek olarak bazı vuruş tekniklerinden bahsetmek gerekebilir.
— Göğüs ile Yapılan Vuruşlar: Oldukça güç bir vuruş tekniğidir. Kafa ve göğüs hizasından gelen toplara kollardan destek alarak iki omuz arasında kalan bölge ve karın kısmının başladığı alan arasındaki kısım ile vuruş gerçekleştirilmelidir. Futbolcular ayakları ve kafaları ile müdahale edemedikleri toplarda bu vuruş tekniğini kullanabilirler. Vuruş alanı oldukça geniştir. Vuruş anında topun atılacağı yerin uzaklığına göre pozisyon alınır. Eğer hızlanma adımları için yeterli mesafe varsa etkili bir göğüs vuruşu gerçekleştirilebilir. Kollar dirseklerden hafifçe bükülüdür. Ve vuruş anında göğüs ileriye doğru hareketlendiğinde vücuda ivme kazandırmak için kollar yardımcıdır. Vücut ağırlığı her iki bacağa eşit olarak paylaştırılmalıdır. Bacağın herhangi biri önde kalmalı ve destek görevi görmelidir. Bu topun gerekli hızı kazanması açısından önemlidir. Büyük oranda top kontrolü için kullanılan bir vücut bölümüdür.
— Diz ve Kalça Eklemi Arasındaki Bölge ile Yapılan Vuruşlar: Topa temas alanı göğüs bölgesi gibi fazladır. Futbolcular topa ayakla göğüsle ve kafa ile müdahale edemediği ani durumlarda bu tekniği kullanabilirler. Genellikle kontrol tekniği olarak sınıflandırılan bir bölgedir. Vuruş sırasında destek ayağı bükülü durumda yer alır. Topun geliş yönüne ve topun atılacağı yöne doğru oyuncu pozisyon almalıdır. Hızlanma adımı alınabiliyorsa vuruş daha etkili olarak gerçekleştirilebilir. Vuruş sırasında vuruşun yapılacağı bölge topa doğru hareketlendirilmeli ve vücut vuruş bölgesi ile bütünlük oluşturacak şekilde koordineli bir şekilde hareketlenmelidir. Kollar dengeyi sağlamak amacıyla dirseklerden hafifçe bükülmeli ve vuruşa ivme kazandırmaya yönelik olmalıdır.
— Topuk ile Yapılan Vuruşlar: Estetik özelliği fazla olan ve rakibi yanıltmaya yönelik bir vuruş tekniğidir. Topun sporcunun gerisinde kalması bu tekniği zorunlu kılan bir faktördür. Ayrıca top tekniği yüksek olan oyuncular estetik özelliği olan bu vuruş tekniğini rakibi aldatmak amacıyla kullanır. Çeşitli şekillerde yapılan topuk vuruşları mevcuttur. Küçük yaşlardaki sporculara doğru vuruş tekniği kazandırılmalıdır.

TOP KONTROL (DURDURMA/DENETLEME) TEKNİKLERİ
Futbolcular topu kullanabilmek için öncelikle kontrol etme becerisini kazanmış olmalıdırlar. Topa vuruş tekniklerinin öğrenilmesi sonrasında yapılan vuruşların denetim altına alınabilmesini sağlamak amacıyla top kontrol teknikleri öğretilmelidir. Modern futbol anlayışında durağan bir şekilde top kontrolü yerini kontrol ile birlikte rakip takım oyuncusunu oyundan düşürme esasına dayanmaktadır. Yani kontrol sonrasında sporcu yapmayı düşündüğü ikinci hareket için kendisine uygulama alanı yaratmak zorundadır.
Futbolcular oyun alanının bütün bölümlerinde ve oyunun her anında top kontrolü için hazır olmalıdırlar. Top kontrolü sırasında takım arkadaşlarının ve rakip takım oyuncularının hareket alanlarını kontrol etmelidir. Bu yüzden yapılan kontrollerde sporcu sürekli olarak oyun alanına bakmalı, kısa bir süre topa bakış gerçekleştirilmelidir. Aksi takdirde kontrol sonrası değişen saha içi kurgusuna uyum sağlamak ve karar vermek zorlaşacaktır.

Top kontrol teknikleri şu şekilde gururlandırılabilir;
Ayak içi ile yapılan kontrol teknikleri
Ayak dış-üst kısmı ile yapılan kontrol teknikleri
Ayak tabanı ile yapılan kontrol teknikleri
Ayak üst kısmı ile yapılan kontrol teknikleri
Diz ve kalça eklemi arasındaki bölge ile yapılan kontrol teknikleri
Göğüs ile yapılan kontrol teknikleri
Kafa ile yapılan kontrol teknikleri

Ayak Tabanı ile Top Kontrolü
Ayak tabanı kontrol adından da anlaşılacağı gibi ayağın taban kısmının parmak uçlarına yakın kısmı ile yapılır. Yerden gelen ve yüksekten öne düşümlü toplara karşı kullanılır. Uygulama esnasında vücut ağırlığı destek ayağına aktarılmalı, kontrol ayağı topun geçişini engelleyecek şekilde bilek ekleminden gerilerek yukarıya kaldırılmalıdır. Top kontrol ayağının bu hareketi ile zemin ile ayak tabanı arasında kalacak ve kontrol gerçekleştirilecektir.
Topu durdurmaya yönelik bilek hareketinin zamanında yapılmasına dikkat edilmeli ve ayak topuğu gereğinden fazla kaldırılmamalıdır. Kontrol öncesinde her iki bacak dizlerden bükülü vaziyette ve kollar yanlarda vücut dengesini sağlayacak şekilde dirseklerden hafif bükülü durumda olmalıdır.
Yükseklik kaybeden toplara karşı yapılan kontrol tekniği yerden gelen topların kontrolüne nazaran daha zordur. Kontrol sırasında vücut ağırlığı destek ayağı üzerine alınmalı, kontrol ayağı yerden 5-7 cm. kadar yükseklikte, ayak bilek ekleminden gergin bir vaziyette yukarıya kaldırılmalı; top önce yere daha sonra ayak tabanına temas edecek şekilde karşılanarak kontrol gerçekleştirilmelidir. Yüksekten gelen toplara bu kontrol tekniğini uygularken kontrol ayağının topa sert şekilde çarpması önlenmeli ve kontrol ayağının bilek hareketi zamanında yapılmalıdır. ayrıca kollar her iki yanda topun kontrolüne yardımcı olacak şekilde vücuda esnekli sağlar durumda bulunmalıdır.

Ayak Üstü ile Top Kontrolü
Ayak parmak eklemlerinin başlangıç noktaları ile ayak bileği arasında kalan ve ayağın sırt bölgesi diye adlandırılan kısım ile yapılan top kontrolleridir. Yükseklik kaybeden ya da seken topların kontrolünde kullanılır.
Topun geliş yönüne doğru oyuncu pozisyonunu almalıdır. Kontrol sırasında vücut ağırlığı destek ayağı üzerine kaydırılmalıdır. Kontrol ayağı topun geliş doğrultusu yönünde uzatılır ve gerektiği kadar dizden bükülür. Kontrol anında her iki bacak dizlerden bükülü ve esnek bir durumda olmalıdır. Son aşamada top ayak üstü ile yumuşatılarak yere düşürülür ve kontrol tamamlanmış olur. Kontrol sırasında sporcunun destek ayağı ile geriye doğru küçük bir adım atması ve kontrol ayağını temas anında topla beraber geriye doğru taşıması tekniğin tam anlamıyla öğreniminde önemlidir. Böylelikle vücudun esnek bir duruma getirilmesi mümkün olacak ve kontrol estetik bir özellik kazanacaktır.
Kontrol sırasında kollar her iki yanda ve hafif şekilde bükülü tutulmalı ve vücudun dengesini sağlamalıdır. Ayrıca kontrol anında vücut ağırlığı hafif geride kalmalıdır. Sporcuların kontrol zamanlamasını ve vücut esnekliğini sağlamaları önemlidir. Aksi takdirde top sert bir yüzeye çarpacak ve kontrol sonrası sporcunun müdahale alanı dışına çıkacaktır.

Ayak İçi ile Top Kontrolü

Ayak baş parmak eklemi ile topuk kemiğinin sınırladığı alan ile yapılan kontrollerdir. Yerden gelen ve yüksekten öne düşümlü toplara karşı kullanılır. Kontrol edilecek top yerden veya bel seviyesinde olabilir.
Yerden gelen toplara karşı sporcu öncelikle pozisyonunu almalıdır ve her iki bacak kontrol öncesinde ve sırasında diz ekleminden hafif bükülü durumdadır. Kontrol sırasında vücut ağırlığı destek ayağı üzerine yoğunlaştırılır. Kontrol anında kontrol ayağı kalça ve diz ekleminden dışa doğru döndürülür, topla buluşma anında kontrol ayağı hafif geriye çekilir ve temas süresi ayarlandıktan sonra kontrol gerçekleştirilir. Bu kontrol şekli durağan bir konumda ya da topa doğru hareketlenilerek yapılabilir. İki seçim arasındaki tercik rakibin saha içi pozisyonu ve topun hızı ile ilgilidir.
Yüksekten gelen topların ayak içi ile kontrolü iki şekilde incelenebilir;
** Yüksekten gelen topun yere düştüğü an kontrol edilmesi
** Yüksekten gelen topun yere düşmeden kontrol edilmesi

Topun yere düştüğü an yapılan kontrollerde: Sporcu top gelmeden önce pozisyonunu almalı, doğru bir zamanlama ile ayak iç yüzeyi topun üzerini örtecek şekilde tutulmalıdır. Vücut ve kontrol ayağı topun üzerine doğru kaydırılmalı, top önce yere sonra ayak içi bölgesine temas etmelidir. Kontrol sırasında vücut ağırlığı destek ayağı üzerine kaydırılarak kontrol gerçekleştirilmelidir. Kontrol anında vücudun gergin olmamasına dikkat edilmeli, dizlerden gerekli esneklik sağlanmalıdır.

Top yere düşmeden yapılan kontrollerde: Bel seviyesinde ve yere paralel ya da kavisli doğrultuda gelen toplara karşı kullanılan bir kontrol tekniğidir. Kontrol sırasında vücut ağırlığı destek ayağı üzerine aktarılmalıdır. Topun geliş yönüne göre futbolcu pozisyonunu almalıdır. Kontrol sırasında kontrol ayağı, kalça ve diz eklemlerinden dışa doğru döndürülerek top ayak iç yüzeyi ile havada buluşturulmalıdır. Buluşma anından sonra kontrol ayağı vücut ile beraber hafif geriye çekilmeli ve topun düşüş istikametini bozmayacak şekilde yumuşak bir şekilde tutulmalıdır. Ayak içi bölgesinin topa temas süresi ayarlanarak kontrol geçekleştirilmelidir.
Yapılan tüm ayak içi kontrollerde kollar vücut ağırlığını dengeleyecek şekilde yanlarda dirsek ekleminden hafif bükülü tutulmalıdır.

Ayak Dış-üstü ile Top Kontrolü
Ayağın serçe parmak eklem başlangıcından, ayak bilek eklem başlangıcına kadar olan ayağın yan-dış bölümü ile yapılan kontrollerdir. Yer ve bel seviyesindeki topların kontrolünde kullanılabilirYerden gelen toplara karşı vücut ağırlığı destek ayağı üzerine aktarılmalı ve vücut üst bölümü hafif geriye doğru alınmalıdır. Kontrol ayağı topun geliş istikametine göre ayarlanmalı ve vücut ile beraber ayak dış-üst bölgesi topun üzerine doğru yatırılarak ve zemin ile ayak yüzeyi arasına sıkıştırılarak kontrol gerçekleştirilmelidir. Kontrol sırasında bacaklar diz ekleminde bükülü durumda ve esnek olmalı ve kontrol ayağı gereğinden az ve fazla yükseklikte tutulmamalıdır.
Seken ya da yüksekten gelen toplar yer ile temas esnasında, yarım vücut dönüşü ile ayak dış yüzeyi ve vücut topun üzerine yatırılarak gerçekleştirilmelidir.
Ayak dış-üst kontrol tekniğinde kollar her iki yanda dengeyi sağlamak amacıyla dirsek ekleminden hafifi bükülü bir durumda ve kontrole yardım eder bir konumda olmalıdır.

Diz ve Kalça Arasındaki Bölge ile Yapılan Top Kontrolü
Kontrol diz ve kalça arasındaki vücut bölümü (diz üstü yüzey) ile gerçekleştirilir. Yüksekten ve yere paralel gelen topların kontrolünde kullanılır.
Sporcu topun geliş yönüne göre pozisyon almalıdır. Kontrol sırasında destek ayağı hafif bükülü durumdadır ve ağırlık merkezi destek ayağı üzerine kaydırılmıştır. Vuruş esnasında kontrol ayağı dizden topa doğru yönlenir ve gerekli mesafe ayarlanarak diz üstü yüzey ile temas gerçekleştirilir. Topa temas sonrası kontrol ayağını topun düşüş yönüne doğru topla beraber geriye ve aşağıya doğru çeker. Bu aşama sırasında vücut hafif geriye doğru bir konuma getirilmelidir. Sporcu kontrol sonrasında ikinci bir hareketi yapacak şekilde uygun bir mesafede kontrolü geçekleştirir. Kollar her iki yanda vücut dengesini sağlayıcı bir konumda ve dirsek ekleminden hafif bükülü olmalıdır. Ayrıca kontrol sırasında topun kontrolüne yardım eder bir konumda tutulmasına özen gösterilmelidir.

Göğüs Bölgesi ile Top Kontrolü
İki omuz arasında kalan bölge ve karın kısmının başladığı alan arasındaki kısım ile kontrol gerçekleştirilmelidir. Ayak ve kafa ile kontrolün gerçekleştirilemediği durumlarda sporcuların tercih ettiği bir kontrol tekniğidir. Göğüs yüksekliğinde ve yüksekten düşümlü topların kontrol edilmesinde kullanılır.
Sporcu topun geliş açısına ve hızına göre pozisyon almalıdır. Kontrol sırasında bacaklar diz ekleminden hafif büklü durumda ve kollar her iki yanda açık olmalıdır. Göğüs hizasında yere paralel olarak gelen toplarda topun şiddetini azaltmak amacıyla önde tutulan göğüs hafifçe içeriye doğru çekilirken omuzlar vücut ağırlığı ile beraber öne doğru aktarılarak kontrol gerçekleştirilir.
Yüksekten öne doğru düşümlü toplarda vücut üst bölümü geriye doğru alınmalı ve esnek bir durumda olmalıdır. Bu tip kontroller durağan bir konumda ya da sıçrayarak geçekleştirilebilir. Uygulaması göğüs hizasında gelen topların kontrolünden daha zor bir tekniktir. Bu kontrollerde vücut ağırlığı gereğinden az ve fazla geriye doğru alınmamalıdır. Kontrol sırasında bacaklar diz ekleminden hafif bükülü durumda ve kollar her iki yanda ve açık vaziyette kontrole yardım eden bir konuma alınmalıdır. Kontrol anında göğüs ile top yumuşatılarak denetim altına alınmalı ve sporcunun daha sonraki hareketi yapabileceği bir bölgeye düşürülerek kontrol gerçekleştirilmelidir. Göğüs kontrollerinde göğüs bölgesinin ve vücudun gerekli esnekliği sağlayamaması sonucu kontrol istenilen şekilde gerçekleşmez. Bu yüzden gerekli esneklik çalışmaları küçük yaşlardan itibaren sporculara kazandırılmalıdır.

Kafa (Alın Bölgesi) ile Yapılan Top Kontrolü
Boy seviyesinde ve yüksekten düşümlü topların kontrolünde kullanılan bir tekniktir. Kontrol için sporcu topun geliş açısına ve hızına göre pozisyon almalıdır. Kontrol için kafanın alın yüzeyi kullanılmalıdır çünkü kafa bölgesinin diğer kısımları ile yapılan kontrollerde topun hakimiyetini sağlamak oldukça güçtür. Alın bölgesi dar ve sert olduğundan topun kontrolünde güçlük yaşanabilir.
Kontrol sırasında bacaklar diz ekleminden, kollar her iki yanda dirsek ekleminden hafif bükülü ve durumdadır. Kontrol anında vücut ağırlığı hafifçe geriye doğru aktarılır. Alın gerekli açı ile yukarıya ve topa doğru bakar. Temas anında kafa kısmı boyun ve vücut ile birlikte aşağıya doğru esnek bir şekilde çekilir. Daha sonra vücut ağırlığı öne aktarılarak kontrol gerçekleştirilir.
Kafa ile yapılan kontrollerde ikinci bir kontrole ihtiyaç duyulabilir. Kontrol sonrası topun yere düşüş zamanının uzunluğu ve rakip oyuncuların müdahale şansı nedeniyle ikinci bir kontrolle tam denetim sağlanmalıdır.

TOP SÜRME (DRİPLİNG) TEKNİKLERİ
Oyun alanı içerisinde, topla birlikte mesafe kat etmekten daha çok rakibi sayıca eksilmek esasına dayanır. Oyun alanının bir bölümünden diğer bir bölümüne, ayak yüzeyleri ile topu denetleyerek, kısa vuruşlarla yönlendirerek kendi takımımız adına avantaj sağlayacak şekilde mesafe kat etmek olarak da adlandırılabilir. Ayrıca dripling rakibin baskı yaptığı durumlarda topu saklamak ve gol vuruşu öncesi en uygun pozisyonu yaratmak amacıyla kullanılır.
Dripling tekniği oyuncular tarafından tam anlamıyla öğrenilmeden kullanılmamalıdır. Rakibin boş bıraktığı alanlara yapılan driplingler ile kendi takımız lehine avantaj sağlayabilmek ve onların savunma derinliklerinin bozulmasını sağlamak ana düşüncedir. Takımı oluşturan bütün oyuncuların iyi dripling yapabilme özelliğini kazanmış olmaları çok önemlidir.
Driplingler sırasında genellikle oyuncular sürekli olarak topu takip ederler. Oysa ki, oyun alanındaki pozisyonunu, takım arkadaşlarını ve rakip takım oyuncularının hareketlerini kontrol etmek gerekir. Dripling yapabilmek için mutlaka boş alan gerektiğine göre boş alanların belirlenmesinde de çok önemlidir.
Katı defans anlayışındaki ve özellikle ofsayt düşüncesini taktiksel bir silah haline getirmiş takımlara karşı çok önemli bir tekniktir. Ayrıca, sürekli olarak mesafe kat edilmesi rakip takım içerisinde paniğe neden olur ve oyun kurguları bozulur. Bu yüzden zamanında ve yerinde yapılan driplinglerle rakibi zor durumda bırakması açısından önemli bir hücum tekniğidir.
Driplingler, saha içinde yapılacak aldatmalar açısından da büyük önem taşır. İyi dripling yapan oyuncular aldatma tekniklerini doğru zamanlama ile gerçekleştirirlerse rakip takım oyuncularını kolayca oyundan düşürebilecekleridir.
Futbolcular oyun alanında tüm dripling tekniklerini karma bir şekilde kullanabilirler. Sporcunun oyun alanındaki pozisyonu, rakip takım oyuncularının ve takım arkadaşlarının saha içerisindeki hareketleri dripling seçimini etkileyen faktörlerdir.

Oyun alanında uygulanan dripling teknikleri 3 ana başlık altında incelenebilir;
Ayak içi ve iç-üstü ile yapılan dripling
Ayak dışı ve dış-üstü ile yapılan dripling
Ayak üstü ile yapılan dripling
Ayak İçi ve İç-üstü ile Yapılan Dripling
Topla beraber mesafe kat edilirken ayağın iç ve iç-üst yüzeyinin kullanıldığı tekniktir. Oyun alanının tüm bölümlerinde uygulanılabilir. Futbolcular yön değiştirmelerde, savunmadan çıkışlarda, orta sahada oyun kurmada, hücumdaki gol çabalarında ve oyunu geciktirmeye yönelik hareketlerde sıkça kullanırlar.
Topa temas eden alan geniş olmasına rağmen, teknik kurgusunun düz bir doğrultuda olması nedeniyle hızlı yönlenimlere imkan vermemesi ve hareketi sınırlandırması olumsuz yönüdür. Ayağın iç ve iç-üst kısmını topa temas ettirirken sporcu doğal olarak ayağını kalçadan dışa doğru çevirmek zorunda kalacak ve düz bir doğrultuda hızla ilerlemesi güçleşecektir! Dripling sırasında sporcu bileğini yumuşak tutmalı, koşu temposu, topa temas şiddeti, sıklığı ve zamanlaması iyi ayarlanmalıdır. Oyuncu dripling esnasında rahat olmalı, heyecanlanmamalı ve sürekli olarak saha içerisinde değişen pozisyonlara kendisini uyarlayabilmelidir.
Dokunuş ayağı, topa diz ve kalça eklemlerinden dışa dönük bir biçimde salınarak hareket etmeli ve kısa vuruşlarla kontrol kaybedilmeden yönlendirilmelidir. Ayrıca dripling esnasında kollar her iki yanda ve dirsek ekleminden bükülü konumda olmalıdır. Ani hareketlenmelerde kollar mutlaka avantaj sağlayacak şekilde kullanılmalıdır.

Ayak Dışı ve Dış-Üstü ile Yapılan Dripling
Topla beraber mesafe kat edilirken ayağın dış ve dış-üst yüzeyinin kullanıldığı tekniktir. Düz ve çapraz doğrultularda hızla mesafe kat etmek mümkün olduğundan futbolcular tarafından sıkça kullanılır. Topa temas yüzeyi geniştir ve ani yön değiştirmelerle rakip oyuncular zor durumda bırakılacağından avantajlı bir tekniktir.
Ayak dış ve dış-üst yüzeyi topa içten dışa bir doğrultu üzerinde dokunmalıdır. Topa temas edecek olan ayak bilek ekleminden gevşek tutularak içe doğru çevrilmelidir. Bu ayağın topa temas eden yüzeyinin genişlemesine imkan sağlar. Destek ayağı dokunuş sırasında vücut ağırlık merkezi olarak ayarlanmalı ve gidilecek yöne göre doğru açıda ve yerde konumlanmalıdır. Kollar dripling sırasında vücudun gerekli ivmeyi kazanmasına ve vücut dengesinin sağlanmasına yardımcı olmalıdır.
Dripling sırasında topa dokunuş ayağının yeterince içeriye döndürülmemesi, ya da topun müdahale alanı alanına çıkması sıkça rastlanılan bir hatadır. Sporcular dripling esnasında saha içi pozisyonlarından, rakip takım oyuncularının ve takım arkadaşlarının konumlarından haberdar olmalıdırlar.

Ayak Üstü ile Yapılan Dripling
Ayak parmak eklemlerinin başlangıç noktaları ile ayak bileği arasında kalan ve ayağın sırt bölgesi ile topa yapılan dokunuşlarla mesafe kat etmek esasına dayanan bir tekniktir.

Top, bacak ekleminden bükülü bir durumda ve her defasında diz ekleminin altında kalan noktalarda, ayak üst yüzeyi ile temas eder biçimde vuruş yapılarak yönlendirilmelidir. Topa temas esnasında ayak bileği aşağıya doğru çevrilerek ayak ucunun yerle 90 derecelik bir açı yapacak şekilde tutulması sağlanmalıdır. Topun müdahale alanı dışına çıkmamasına özen gösterilmelidir.

Destek ayağı vücudun ağırlık merkezi olarak ayarlanmalıdır ve hafif bükülü durumdadır. Ayrıca diğer top sürme tekniklerinde olduğu gibi kollar vücut dengesini sağlayıcı ve vücuda ivme kazandıran bir konumda tutulmalıdır.

Topla beraber hızlı ve çabuk hareket imkanı sağlaması açısından avantajlı bir teknik gibi görünse de temas alanının darlığı tekniği kısıtlar. Temas alanının dar olması kullanımını kısıtlayıcı bir unsur değildir. Düz bir doğrultuda hızlı ve çabuk hareketlenme imkanı tanıdığından rakibin boş bıraktığı alanlara hızlı hücum gerçekleştirilebilir.

Hızlı ve çabuk oyuncular tekniği tam anlamıyla kavradıklarında rakip takım açısından savunulması oldukça zor oyunculardır.

ALDATMA TEKNİKLERİ
Oyun alanının her hangi bir bölgesinde kendi takımımız lehine avantaj sağlayacak bir şekilde toplu veya topsuz olarak rakip oyuncu ya da oyunculardan kurtulabilmek amacıya yapılan bileşik hareketlere aldatma (çalım) adı verilir.
Futbolda hemen hemen tüm takımlar birbirlerine önlem alma çabası içindedirler. Rakibi etkisiz hale getirmek amacıyla kendi takımımızın ve rakip takımların tüm özellikleri dikkate almamız gerekebilir. Ferdi yeteneği fazla olan oyuncularımıza kaleye yakın yerlerde riske girme özgürlüğü vererek bu özelliklerini olumlu olarak kullanabiliriz. Rakiple girilen ikili mücadelelerden fizik gücünü kullanmadan kurtulabilmenin tek yolu aldatmaların etkili kullanılması olarak nitelendirilebilir. Futbolcular baskı altından kurtulmak, bulunduğu pozisyondan daha avantajlı bir konuma gelebilmek amacıyla aldatma tekniklerini kullanabilirler. Rakibin saha içi pozisyonuna göre birkaç aldatma tekniğini bir arada gerçekleştirmek gerekebilir. Ayrıca aldatma tekniklerinde sporcular değişen saha içi pozisyonlarına göre kendilerini uyarlayabilmelidirler.
Futbolda uygulanan aldatma teknikleri 2 ana başlık altında incelenebilir;

Topsuz olarak yapılan aldatma teknikleri
Topla beraber yapılan aldatma teknikleri

Topsuz Olarak Yapılan Aldatmalar
Oyun alanının her hangi bir bölgesinde kendi takımımız lehine avantaj sağlayacak bir şekilde topsuz olarak rakip oyuncu ya da oyunculardan kurtulabilmek amacıyla yapılan bileşik hareketler olarak tanımlanabilir.
Oyuncunun gerçekleştirmek istediği davranışı rakibe sezdirmeden ya da onu yanılgıya düşürecek şekilde gerçekleştirmesi de vücut aldatması (çalımı) olarak adlandırılabilir. Aldatma sonrasında saha içinde gerçekleştireceği hareketleri iyi planlamalı ve ona göre hareket etmelidir. Ayrıca yapmış olduğu aldatma kendi takımı lehine bir avantaj sağlamalıdır.
Vücudun üst bölgesi, bel bölgesi, ayak ve bacakların doğru bir zamanlama ile çabuk ve hızlı bir şekilde kullanılması aldatmanın başarı oranını artıran bir faktördür. Ayrıca futbolcular yapacakları aldatmayı rakibe sezdirmemeli ve aldatma sonrasında yapmayı düşündükleri hareketi daha önceden planlamalıdırlar. Futbolda pozisyonlar çok hızlı bir şekilde gelişir. Bu yüzden sporcular çabuk karar verme özelliğini kazanmış olmalıdırlar. Bu yönde yapılan antrenmanlarda çabuk karar verme becerisini artırıcı zihinsel ve fiziksel antrenmanlara yer verilmelidir.
Vücut ağırlığı her iki bacağa eşit olarak dağıtılmalı ve koordine hareketlere hazır olmalıdır. Ağırlık merkezinin ayarlanması sayesinde rakibin yanılma payı artırılmış olacaktır.

Topla Beraber Yapılan Aldatma Teknikleri
Oyun alanının her hangi bir bölgesinde kendi takımımız lehine avantaj sağlayacak bir şekilde topla beraber rakip oyuncu ya da oyunculardan kurtulabilmek amacıyla yapılan bileşik hareketler olarak tanımlanabilir.
Aldatmayı yapacak olan oyuncu rakip takım oyuncularına yapacağı hareketi sezdirmemelidir. Vücut ağırlık merkezi iyi ayarlanmalı ve saha içi konum kontrol edilmelidir. Aldatma sonrasında topu nasıl kullanacağını daha önceden planlamalı ve hemen uygulamaya koyabilmelidir. Yapılan aldatmalar futbolcunun saha içinde bulunduğu pozisyona göre risk faktörü taşır. Defansta rakibe karşı yalnız kalan savunma oyuncusu aldatma yapma riskini tekrar gözden geçirmelidir!
Topla yapılan aldatmalar bir çok kaynakta değişik adlarla ve sınıflama sistemi ile verilmiştir. Topla beraber yapılan temel aldatma tekniklerinden bazıları şunlardır;
Basit Aldatma
Vuruş Aldatması
Taban Aldatması
Taban Ayak-İçi Aldatması
İleri-Geri Bacak Salınımları ile (Lokomotif) Aldatma
Makaslama Yaparak Aldatma
Ayak Dışı İle Dönüş (Beckenbauer Dönüşü) Aldatması
Topa Basıp İtmeler ile Yapılan Aldatma
Topuk/Ayak İçi ile Aldatma

Basit Aldatma
Topla hareket eden oyuncu düz bir doğrultuda rakip karşısında konumlanmışken bir tarafa doğru aldatma adımı atar ve rakip oyuncu aldatma adımının atıldığı tarafa hareketlenirken, aldatma adımının yapıldığı yönün diğer tarafına ayak dışı ile top taşınarak aldatma gerçekleştirilir. Aldatma ayağı, topu bir yöne çeker gibi çabuk bir hareket ile topun yanından geçirilerek yan ve ileri yönde bir hareket ettirilmeli; aldatma, vücut ağırlığını aynı ayak üzerine aktararak topsuz vücut aldatması ile desteklenmelidir.
Aldatma sırasında bacakların önemi kadar vücudun konumunun da önemi büyüktür. Aldatma sırasında, aldatma adımının atıldığı tarafa doğru vücut hareketlenmelidir. Daha sonra kollar hareketlenilecek diğer yön için yardımcı bir konuma getirilmelidir. Aldatma adımı gerekli tepkiyi sağlamamışsa diğer bir aldatma adımı ya da adımları kullanılabilir.

Vuruş Aldatması
Savunma oyuncusuna karşı düz bir doğrultuda topla beraber hareketlenilir ve şut atacakmış izlenimi verilerek rakip oyuncunun müdahale alanı dışına doğru yönlenilerek aldatma tamamlanır. Şut aldatmasında, rakip atılması muhtemel bir şuttan önemli vücut bölgelerini sakınma dürtüsü ile çekinecektir. Futbolda pozisyonlar ani geliştiğinden rakip oyuncunun bu kısa süreli şaşkınlığından yararlanarak aldatma başarı ile gerçekleştirilecektir.
Vuruş aldatmasında rakip oyuncu şut atılacağına inanmalıdır. Aldatma ayağı vuruş yapar bir şekilde geri çekilerek şut atılacağı izlenimini vermelidir. Ayrıca vücut ağırlığı şut atılmasını destekleyici bir şekilde aldatmaya yardımcı olmalıdır.Kollar aldatmadan sonra gidilecek olan yöne doğru vücuda hız kazandırmaya yönelik olmalıdır. Ayrıca aldatma sonrasında yapılması düşünülen hareket sporcu tarafından aha önceden planlanmalıdır.

Taban Aldatması
Rakibe yakın olan ayakla dripling yapılırken, rakibin yaklaşmasına izin verilir. Rakip topa müdahale edebilecek mesafeye ulaştığı anda topun üzerine ayak tabanı ile basılarak geriye doğru çekilir, 90 derecelik bir açı ile vücut ve aldatma ayağı ters yönde döndürülerek aldatma yapılan oyuncunun arkasından geçiş gerçekleştirilir. Tekniğin uygulanmasında zamanlama çok önemlidir. Rakip oyuncunun gereğinden fazla yaklaşmasına ve uzak kalmamasına dikkat edilmelidir. Vücut ağırlığı her iki ayağa eşit olarak paylaştırılmalı, rakip oyuncu aldatmayı sezmemelidir. Kollar her iki yanda ve açık vaziyette olmalı ve vücut dengesini sağlamalıdır. Aldatma ayağı ve vücut bölümlerinin ortak hareketi çok önemlidir.

Taban Ayak-İçi Aldatması

Teknik taban aldatmasında olduğu gibidir. Rakibe yakın olan ayakla dripling yapılırken, rakibin yaklaşmasına izin verilir. Rakip topa müdahale edebilecek mesafeye ulaştığı anda topun üzerine ayak tabanı ile basılarak geriye doğru hareketlenilecekmiş izlenimi verilir, aynı yönde ayak içi ile devam edilerek aldatma tamamlanır. Rakip oyuncu taban aldatması uygulanacağı düşüncesine sahipken yapılan bu aldatma tekniği ile yanıltılmış olacaktır.
Tekniğin uygulanmasında vücut pozisyonu taban aldatmasındaki gibidir. Sadece vücutla yapılan dönüş yerini aynı doğrultuda ilerlemeye bırakır. Aldatma adımı inandırıcı bir şekilde geriye doğru driplinge devam edecekmiş izlenimi vermelidir. Topla beraber aynı yöne yönlenim hızlı bir şekilde gerçekleştirilmelidir.

İleri-Geri Bacak Salınımları ile (Lokomotif) Aldatma
Savunma oyuncusu ile aynı hizada koşularak oyun içindeki pozisyona göre rakibe uzak veya yakın olan ayakla gerçekleştirilebilir. Genellikle uzak olan ayakla yapılan aldatmalarda topa rakip tarafından müdahale şansı tanınmaz, bu yönden avantajlı bir tekniktir. Dripling yapan oyuncu top ile rakip arasına vücudunu koyarak, aldatma ayağını topun üzerinden öne ve geriye doğru hareket ettirerek, ani duruşlar ve hareketlenmelerle rakip yanıltılarak aldatma gerçekleştirilir. Aldatma sonrasında top rakibin müdahale alanından ani bir vuruşla kurtarılmalıdır.
Aldatma ayağı, mümkünde rakip oyuncuya uzak olan ayak olarak belirlenmelidir. Rakibe yakın olan ayakla yapılan aldatmalarda rakibin müdahale şansı fazla olmasına rağmen rakip topa müdahale etmeye çalıştığı anda yapılan ani bir vuruşla ekarte edilebilecektir. Rakibe uzak olan ayakla yapılan aldatmadan daha zor bir tekniktir. Vücut ağırlık merkezi destek ayağıdır. Ani duruş ve yönlenmelerde kollar yardımcıdır ve vücut dengesini sağlamak amacıyla her iki yanda dirsek ekleminden hafifi bükülü konumdadır.

Makaslama Yaparak Aldatma
Dripling sırasında rakibin yan tarafta yada çapraz konumda olduğu durumlarda uygulanılan bir tekniktir. Toplu oyuncu aldatma ayağını topun üzerinden aşırarak ve diğer ayağı ile makaslama benzeşimli bir hareket ile topu iterek aldatmayı geçekleştirir. Aldatma ayağı yan doğrultuda topun üzerinden aşırılmalı, destek ayağı arkadan topa yönlenerek top sürme işlemine devam etmelidir. Aldatma yağı yere sağlam basmalı ve vücutla beraber rakip müdahalesine karşı bir perde görevi görmelidir.
Kollar dirsek ekleminden bükülü durumda rakip müdahalesine karşı vücut ve aldatma ayağı ile birlikte perdeleme görevini yerine getirir durumda olmalıdır. Ayrıca yön değiştirme sırasında vücut dengesini sağlamalıdır.

Ayak Dışı İle Dönüş (Beckenbauer Dönüşü) Aldatması
Toplu oyuncu rakip oyuncunun baskısından kurtulmak amacı ile pas verecekmiş gibi yaparak rakiple top arasına vücudunu koyar. Ayağın dış kısmı ile rakibin müdahalesini engelleyecek şekilde kendi ekseni etrafında tam dönüşü yaparak aldatmayı gerçekleştirir.
Dönüş, top ile rakip oyuncu arasına vücudun sokulması ve destek ayağı üzerinde kısa adımlar alınarak yapılmalıdır. Topun ayak dış yüzeyi ile teması kesilmemeye çalışılmalıdır. Aksi takdirde top kontrolünde sorunlar yaşanacaktır.
Aldatma sırasında kalça bölgesi geriye doğru çıkarılmalı, kollar dirseklerden hafif bükülü konumda olmalıdır. Bu rakibin topa müdahalesini engelleyici bir unsurdur. Vücut ağırlık merkezi destek ayağı olarak belirlenmelidir,

Topa Basıp İtmeler ile Yapılan Aldatma
Dripling yapan oyuncu savunma oyuncusu yanında koşarken topla rakip arasına girerek rakibe uzak olan ayakla topun üzerine basar, rakip oyuncuya duracağı izlenimini verdikten sonra aynı doğrultu üzerinde topa kısa dokunuş gerçekleştirir. Rakip oyuncu hata yapana kadar topa basıp itmeler devam eder. Durma ve hızlanma hareket ile birlikte koordineli bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Rakip oyuncu yavaşladığı anda etili bir vuruşla top rakibin müdahale alanı dışına taşınarak aldatma gerçekleştirilmelidir.

Topuk/Ayak İçi ile Aldatma
Dar alanda ve baskı yapan savunma oyuncularına karşı kullanılan bir aldatma tekniğidir. Vücut aldatma yapılacak yöne çevrilir. Aldatma ayağı aynı doğrultuda aldatma yaparak salınır. Topun yanından geçen ayak, bilek ekleminden döndürülerek ya da topuk yüzeyi kullanılarak tekrar geriye topa yönlenir, top destek ayağının arkasından geriye çekilerek dönülür ve ters yönde hareket edilerek aldatma geçekleştirilir.
Vücut ağırlığı aldatma sırasında yapılan ani duruşa göre ayarlanmalıdır. Topuk ya da ayak içi ile yapılan bilek hareketi, vücut ve bakış ile desteklenmelidir. Kollar duruş sırasında vücuda yardımcı bir konumda ve her iki yanda açık durumda olmalıdır.

MARKAJ TEKNİKLERİ
Rakip oyuncudan önce topa müdahale edebilme, toplu oyuncuya üstünlük sağlama ve topu tehlikeli bölgeden uzaklaştırma amacıyla genellikle savunma oyuncularının tercih ettikleri tekniklerdir. Savunma oyuncuları sıklıkla kullanmakla beraber takımı oluşturan bütün oyuncuların temel markaj tekniklerimi tam anlamıyla biliyor ve uyguluyor olmaları gerekir.
Markaj; Karşıdan gelen rakibe karşı, rakip önde iken ve rakip yan tarafta iken yapılabilir.
Karşıdan gelen rakibe karşı markaj: Oyuncu saha içerisinde pozisyonunu almalıdır. Toplu oyuncunun yapacağı davranışın ne olacağının sezinlenmesi çok önemlidir. Rakip oyuncu topa son kez dokuduğu anda, top ayağından açıldığı anda müdahale geçekleştirilmelidir. Topa müdahale rakip oyuncunun muhtemel geçiş yönü kapatılarak ve ayağın iç kısmı kullanılarak yapılmalıdır. Müdahalenin rakibe uzak olan ayakla gerçekleştirilmesi gerekir. Vücut ağırlığı destek ayağı üzerinde iken müdahale ayağı top engellenerek/çelinerek rakipten kurtarılmaya çalışılmalıdır. Rakibin topa son dokunuşu beklenirken küçük kayma adımları ile oyun geciktirilmeli ve topu süren ayağı hangisi ise markajı yapan oyuncunun da o ayağı önde olmalıdır.

Rakip önde ve yanda iken yapılan markajlarda; Sporcular zamanlamayı iyi ayarlamalıdırlar. Bu tür pozisyonlarda kayarak markaj tekniği kullanılır. Topa müdahale edilemediği durumlarda müdahale yapan oyuncu oyundan düşecektir. Bu yüzden markaj tekniği daha önce denenmiş ve çok tekrarlanmış olmalıdır. Ayrıca markaj öncesinde bacaklar diz ekleminden bükülü bir durumda ve kollara her iki yanda müdahaleye yardımcı konumda tutulmalıdır.
Öndeki rakibe markaj uygulanırken rakibe atılan topa müdahale edebilmek için her an hareketlenmeye ve müdahaleye hazır olunmalıdır. Rakip oyuncu topa hareketlenmeden savunma oyuncusu topun atılacağını sezinlemeli ve müdahaleyi gerçekleştirmelidir. Dikkat edilmesi gereken en önemli nokta eğer topa kayarak markaj tekniği kullanılmadan müdahale edilebiliyorsa bu teknik gerekmedikçe kullanılmamalıdır.

Rakip oyuncu topa vurmadan savunma oyuncusunun topu ayak ya da bacağını kullanarak bloke etmesine “Blokaj Tackling”, rakip oyuncunun driplingi ya da topa vuruş anında vücudunu kullanarak topun önüne doğru kayarak yaptığı müdahaleye de “Sliding Tackling” adı verilir.

Uygulanması oldukça güç bir tekniktir. Topa müdahale edilemediği durumlarda rakibe faul yapmamak neredeyse imkansızdır. Teknik eğer tam anlamıyla bilinmiyorsa sporcu tarafından kullanılmamalıdır. Hem kendisinin hem de rakip oyuncunun ciddi ölçülerde yaralanmasına sebebiyet vereceğinden teknik daha önceden özellikle küçük yaştaki sporculara anlatılmalı ve uygulatılmalıdır. Oyuncular topa müdahale edeceklerinden emin olmadıkları durumlarda bu tekniği kesinlikle uygulamamalıdır. Müdahale sırasında oyuncu kayma işleminde müdahale ayağının üstündeki kolunu yere denge amacıyla koymalı, üst kısımda kalan ayağını faule sebebiyet vermemek amacıyla diz ekleminden geriye doğru bükmelidir. Ayrıca müdahale sonrasında topu ve rakibi kontrol edebilmek amacıyla ikinci bir hareketi pozisyon öncesinde planlamalıdır.

TAÇ ATIŞ TEKNİĞİ
Futbol oyun alanı kenar çizgileri dışına çıkan topların, futbol oyun kurallarının belirlediği çerçeve içerisinde oyuna sokulması olarak tanımlanabilir. Top, çift elle tutulur ve kollar birbirine paralel konumda kafa bölgesi üzerinden aşırılarak; önce geriye sonra ileriye salınır biçimde hareket ettirilir. Son olarak top her iki eli aynı zamanda terk edecek biçimde ve ayaklar yerle temasını kesmeden atışın yapılacağı bölgeye doğru savrularak atış tamamlanır. Taç atışı sırasında ayaklar çizgiye ve oyun alanı içindeki bölüme basmamalıdır.
Taç atışının yakın ve uzak mesafelere atışı; taç atışı yapan oyuncunun tercihine ve oyun alanındaki hareketlenmelere göre belirlenir. Futbolcular uzun mesafeli taç atışı yapacaklarında mutlaka hızlanma adımı almalı ve saha içindeki değişiklikleri kontrol etmelidirler.
Taç atışı, öne destek adımı alınarak ya da her iki bacak aynı hizada iken şekilde yapılabilir. Destek adımlı taç atışlarında ağırlık merkezi atış sırasında destek ayağı üzerinde olmalı ve diğer ayak atış sırasında gergin bir durumda kalırken destek ayağı hafifçe dizlerden bükülü konumda olmalıdır. Her iki bacağın aynı hizada tutulduğu taç atışlarında; vücut ağırlığı her iki ayağa eşit olarak paylaştırılmalıdır. Ayaklar diz ekleminde gereği kadar bükülü ve omuz genişliğinde açık olmalıdır. Her iki teknikte de kollar kafa bölgesinden geriye doğru çekildiğinde, bel bölgesinden kuvvet alınarak vücut bölümlerinin koordinasyonu ile gerçekleştirilmelidir.

KALECİ TEKNİKLERİ
Günümüz futbolunda kaleci artık sadece 3 direk arasında sorumluluğu bulunan bir futbolcu değildir. Saha içerinde gelişen pozisyonlarda ceza alanında ve son adam olan savunma oyuncusunun arkasında kalan bölgelere müdahale edebilecek özellikte olması istenmektedir. Ayrıca çağdaş futbol anlayışında takımı oluşturan tüm oyuncular gol atabilme becerisine ve şansına sahip olmalıdırlar. Bu yüzden hücum oyunu tüm takımlar tarafından uygulanmaya çalışılır. Bu da kalecilerin saha içindeki sorumluluklarını artıran bir faktördür.

Oyun kuralları çerçevesinde kaleciler kendilerine ayrılan alan içerisinde vücudunun diğer bölümleri yanında ellerini kullanabilme avantajı ile diğer futbolcular arasında farklı ve özel bir yere sahiptirler. Kalecilerin sadece kaleye yönlendirilen topları durağan bir şekilde engellemeleri istenmemektedir. Futbol temel tekniklerinin tamamı futbolcular tarafından bilinmeli ve gerektiğinde kullanılabilmelidir.Saha içindeki diğer oyuncuların yaptıkları hataların bir şekilde telafisi mümkünken, kalecilerin yaptıkları hataların telafisi bulunmamakta ve genellikle gol ile sonuçlanmaktadır.

Kaleciler saha içerisinde bulundukları konum nedeniyle oyun alanını, rakip takım oyuncuları ve takım arkadaş-ların pozisyonlarını en geniş açı ile gözlemleyen futbolculardır. Kalecinin konumu aynı zamanda sorumlu-luğunun artması anlamına da gelir. Bu yüzden kaleciler takım arkadaşlarını oyun içerisinde uyarmalı ve yönlendirmelidir.
Kaleci hem savunma hem de bir hücum oyuncusudur! Kaleciler kendi takımının hücuma çıkışını topu oyuna sokma teknikleri ile hızlandırabilir hatta gol pası verebilir. Aynı zaman da rakip takımın gol çabalarının sonlandığı en son noktadadır. İşte bu yüzden kaleciler savunma ve hücum oyunlarını iyi oynayabilmelidir.

Kaleciler oyun alanındaki konumları ve ayrıcalıkları ve sorumlulukları ile bazı özellikleri taşımalıdırlar. Bu özellikler;
-Reaksiyon zamanının kısa olması,
-Hızlı ve doğru karar verebilme ve kararlılık,
-Liderlik ve güven vericilik,
-Mükemmele yakın bir hareketlilik ve esneklik,
-Çeşitli şekillerde gelen toplara müdahale yapabilecek bir vücut yapısı,
– Kalesinde ve Saha içinde doğru konumda bulunma,
– Futbol temel tekniklerini bilme ve gerektiğinde kullanabilme,
– Soğukkanlı, dengeli ve takımı ile uyum içinde olmak gibi bir çok nitelik iyi bir kalecide bulunması gerekli özellikle olarak sıralanabilir.

Topların Yakalanması/Tutulması
Kaleye yönlendirilen topların şiddeti, yüksekliği ve gittiği yön kaleci için çok önemlidir. Kaleciler kale ve oyun alanı içerisinde nerede duracağını bilmelidirler. Kale alanı içerisinde ağırlık her iki bacağa eşit olarak paylaştırılmış ve omuz genişliğinde açık olmalıdır. Ayrıca bacaklar diz ekleminden gerektiği kadar bükülü durumda ve vücut üst bölümü hafif önde olmalıdır. Kollar her iki yanda dirsek ekleminden hafif bükülü konumdadır. Kaleye yönelen toplara müdahale için her an tetikte beklemeli ve oyunu dikkatli bir şekilde gözlemelidir. Kaleciler ceza alanı içerisinde kaleye çeşitli yüksekliklerde ve hızda gelen toplarda uygun tekniği kullanarak müdahale etmelidirler.
Yüksekliklerine ve Yönüne göre topların tutulması 6 ana başlık altında incelenebilir;
Yerden Kalecinin Üzerine ve Yanlara Gelen Topların Tutulması
Diz Seviyesinde Kalecinin Üzerine Gelen Topların Tutulması
Bel Seviyesinde Kalecinin Üzerine Gelen Topların Tutulması
Göğüs Seviyesinde Kalecinin Üzerine Gelen Topların Tutulması
Diz, Bel ve Göğüs Hizasında Yanlara Gelen Topların Tutulması
Yüksekten Gelen Topların Tutulması
Yerden Kalecinin Üzerine ve Yanlara Gelen Topların Tutulması
Yerden kalecinin üzerine gelen toplarda kaleciler iki temel teknikle topu elleri ile kontrolleri altın alabilirler: Bunlar, Eğilme ve Diz çökme teknikleridir.

Eğilme Tekniği: Kaleci topun geliş doğrultusunda bulunmalı, her iki ayağı topun geçişini engelleyecek açıklıkta tutulmalıdır. Gövdenin üst bölümü belden öne doğru eğilmeli, gözler topu izler durumda ve kollar gergin olmalıdır. Daha sonra ellerin avuç içi kısımları topa dönük tutularak topu karşılanır; karşılama sırasında kollar dirsek ekleminden bükülerek parmaklarla yavaşlatılan top sıkıca kavranarak göğüs bölgesine doğru çekilir ve teknik tamamlanır.

Diz Çökme Tekniği: Eğilme tekniğinde olduğu gibi, kaleci topun geliş doğrultusundadır. Çökme ayağı bükülmeye başlandığı an diğer ayak hafife çökme ayağından uzaklaşır. Çökme ayağının diz eklemi diğer ayağın topuk hizasında ve hafif açık konumda olmalıdır. Ellerin avuç içi kısımları topun geliş doğrultusunda açık durumda olmalı, topa temas anında eller topu sıkıca kavrarken vücut öne doğru topun üzerine doğru eğilmiş durumda olmalıdır. Eller ve göğüs yardımı ile top bloke edilerek teknik tamamlanır.
Yerden yanlara gelen topların yakalanması: Eğilme ve diz çökme tekniği ile gerçekleştirilemez. Kalecinin bulunduğu doğrultuda yönlenmeyen topu yakalama amacıyla bulunduğu yerden yatarak topu bloke etmesi olarak tanımlanabilir. Kaleci topun arkasında konumlanacak zamana sahip değilse, bacaklar hızla hafifçe dışa doğru açılır, çökme v ya da uzanma hareketine başlarken vücut ağırlığı topun geldiği tarafa doğru kaydırılarak gövde topa doğru yatırılır. Son aşamada topa doğru uzatılan eller ile top kavranır ve teknik tamamlanır. Topa yakın olan el (alttaki el) topun arkasında yakalama ve perdeleme yaparken, diğer el top üzerinde pres yapar konumda tutulmalıdır. Ayrıca top bloke edildikten hemen sonra vücuda doğru çekilmeli, yukarıda kalan ayak kalçadan savrularak perdeleme yapacak şekilde diz ekleminden bükülerek top üzerine kapatılmalıdır.

Diz Seviyesinde Kalecinin Üzerine Gelen Topların Tutulması
Kalecinin diz seviyesinde üzerine doğru gelen topu kollarını ellerini ve vücudunu kullanarak kontrol etmesi olarak tanım-lanabilir.
Diz seviyesinde gelen topların kontrolünde eğilme tekniği ve çökme tekniği uygulanabilir. Çökme tekniğinde çökme ayağının diz eklemi diğer ayağın topuk hizasında yere değer konuda değil de biraz yukarıda tutulmalıdır. Yapılacak diğer hareketler çökme tekniğinde olduğu gibidir. Eğilme tekniğinde diz hizasında gelen top, yerden gelen topların yakalanması sırasındaki tüm özellikleri ile aynıdır.

Bel Seviyesinde Kalecinin Üzerine Gelen Topların Tutulması
Kalecinin bel seviyesinde üzerine doğru gelen topu kollarını ellerini ve vücudunu kullanarak kontrol etmesi olarak tanımlanabilir.
Ayaklar omuz genişliğinde açık, diz ekleminden hafif büklü durumda ve vücut ağırlığı her iki ayağa eşit olarak paylaştırılmış durumdadır. Gövde hafif öne eğik, kollar dirseklerden bükülü ve yere paralel, topun geliş yönüne doğru avuç içleri yukarıya bakar şekilde topa uzatılırken parmaklar yumuşak ve açık tutulmalıdır. Gelen top geliş doğrultusunda ve bel bölgesinde kollar ile bloke edilirken, vücut omuzlar yardımı ile hafif içeriye doğru çekilerek teknik tamamlanır. Kontrol esnasında bacaklar gerginleştirilerek gövde bel bölgesinde öne doğru eğilir. Eller kontrol sırasında topu sıkıca sarmalı ve vücuda çarpıp sekmesine engel olmalıdır.
Göğüs Seviyesinde Kalecinin Üzerine Gelen Topların Tutulması
Teknik göğüs hizasında gelen topların yakalanmasında olduğu gibi, kafa hizasında gelen topların yakalanmasında da hafifçe sıçrayarak gerçekleştirilebilir. Ayaklar omuz genişliğinde açık, vücut ağırlığı her iki ayağa eşit şekilde paylaştırılmış ve bacaklar diz ekleminden hafifçe bükülü durumdadır. Avuç içeri topun geliş doğrultusunda açık ve eller topu göğüs hizasında bloke edecek yüksekliğe kaldırılmalıdır. Gövde hafifçe öne eğik, parmaklar yumuşak ve açık olmalıdır.

Top kollar ile bloke edilirken vücut omuzların yardımı ile hafifçe geriye doğru çekilir, topun göğse teması anında göğüs yumuşak ve gevşek tutulmalı ve topu eller ile sıkıca kavrarken, göğüs bölgesinde bloke edilmesi ile teknik tamamlanmalıdır.

Diz, Bel ve Göğüs Hizasında Yanlara Gelen Topların Yakalanması
Ayaklar omuz genişliğinde açık, vücut ağırlığı her iki ayağa eşit şekilde paylaştırılmış ve bacaklar diz ekleminden hafifçe bükülü durumda vücut topun geliş yönüne doğrudur. Kaleci bulunduğu konuma göre küçük adımlar atarak rakibin kaleyi görüş açısını daraltmalıdır. Vücut ağırlığı topun atıldığı tarafta kalan ayak üzerine yoğunlaştırılır, diğer ayak diz ekleminden bükülü konumdadır. Ağırlık merkezi haline getirilen ayakla bir yaylanma ile vücut topun geldiği tarafa doğru yatırılarak kollar ile topa doğru uzanılır. Ellerin topun arkasında ve yanında kalmasına dikkat edilmeli, parmaklar geniş bir açı ile açılarak topu sarmalıdır. Yere düşüş anında ilk temas dirsek üzerine olmalı ve vücut esnek bir şekilde yere bırakılır. Son aşamada bloke edilen top karın bölgesine çekilerek teknik tamamlanır.

Kollar ile topa yapılan uzanma hareketi yanlara gelen topların yüksekliğine göre kaleci tarafından ayarlanmalıdır. Zor bir teknik olması yanında kalecilerin düşüş anında sakatlanmalarına da neden olabilir. Teknik tam anlamıyla öğrenilmeden sporcu tarafından denenmemelidir.
Yanlara gelen topların dışında öne düşümlü topların tutulması da önemlidir. Ceza alanı içerisinde kalecinin bulunduğu konum itibariyle bazı pozisyonlarda topun kendisine gelmesini beklemeden topu önde karşılaması gerekebilir. Ayrıca bu tip toplara rakibin müdahale şansı olduğundan kaleciler gerektiğinde bu tekniği kullanabilmelidirler. Kaleci diğer tekniklerde olduğu gibi vücut pozisyonunu ayarlar. Her iki bacak diz ekleminden gereği kadar bükülerek ayak uçları ile bir esneme hareketi yapar ve vücut öne doğru yönlenir. Öne doğru yönlenme sırasında kollar ileriye doğru uzatılarak el ve kollar ile top sıkıca sarılır. Düşüş sırasında öncelikle topun alt yüzeyi yere değmeli, kontrol sırasında kaleci topu vücudu ile perdeleyerek teknik tamamlanmalıdır.

Yüksekten Gelen Topların Tutulması
Kaleciler yüksekten gelen toplar için ceza alanı içerisinde pozisyonlarını almalıdır. Vücut ağırlık merkezi her iki ayağa eşit olarak paylaştırılmış ve bacaklar diz ekleminden hafif bükülü konumda hareketlenmeye hazır durumda olmalıdır. Yüksekten gelen topa yükseliş için bir adım öne alınarak dizlerden bir esneme hareketi ile kolların yardımı ile sıçrama gerçekleştirilir. Eller tam topun gerisinde ve el başparmakları diğer parmaklardan açık durumdadır. Sıçrama sonrasında kollarla uzanılarak top eller ile sıkıca kavranmalıdır. Havada bloke edilen top düşüşle beraber vücuda doğru çekilerek teknik tamamlanmalıdır.
Eğer kalecinin müdahale alanı içinde rakip oyuncu varsa ve kaleci topa yükselme mesafesine sahip değilse destek adımı almadan durağan konumdan sıçramayı gerçekleştirerek topu yakalamalıdır. Kaleciler yüksekten gelen topların yakalanmasında zamanlamayı iyi ayarlamalıdır.
Ayrıca kaleciler yüksekten gelen topları tutabileceklerinden şüphe duyuyorlarsa topu tehlikesiz bir alana yönlendirmek, üst direk üzerinden aşırtmak, direklerin yan tarafından oyun alanına çıkartmak için topu çelmelidir. Kaleciler çabuk karar vermeli topu tutma ve çelme yönünde kararsızlığa düşmemelidir. Yerden gelen topların çelinmesinde de aynı mantık geçerlidir. Yakalanamayacak olan top rakip oyuncuların müdahale alanı dışına ya da direklerin yan tarafından oyun alanı dışına taşınmaya çalışılır.
Topun Yumruklanması
Kaleciler topu her zaman yakalayamazlar. Ceza alanı içerisinde tutamayacakları yüksek topları yumruklama tekniği ile uzaklaştırmalıdırlar. Top yumruklanarak rakip takım oyuncularının müdahale edemeyeceği bir uzaklığa gönderilmelidir. Genel olarak iki temel yumruk tekniği vardır. Bunlar; tek yumruk tekniği ve çift yumruk tekniğidir.
Tek el ile uygulanan yumruk tekniğinde; genellikle yüksekten bombeli şekilde düşen toplara uygulanan bir tekniktir. Kalecinin kale alanına gelen yüksek toplarda rakip ve kendi takım oyuncularının baskısına rağmen topu yumruklarken iyi bir uzanış ve sıçrama gerçekleştirmesi gerekmektedir. Yumruklayacak olan kol omuzdan yukarıya doğru bir salınım gerçekleştirirken diğer kol vücudun yükselmesine ve diğer oyuncuların müdahalelerine karşı perdeleme görevi yapar. Yumruklama tekniği gelişen pozisyonun durumuna göre, öne destek adımı alınarak ya da durağan bir konumda yapılabilir. Vuruş kolu vuruş anında gergin tutulmalı, vuruş yüzeyinin düzgün olmasına özen gösterilmelidir.
Çift el ile yapılan yumruklama tekniğinde; Kaleci üzerine doğru sert gelen yüksek topa vuruş yüzeyini artırmak ve daha kuvvetli bir vuruş gerçekleştirmek amacıyla çift yumruk kullanarak topu uzaklaştırma tekniğini kullanır. Vücut pozisyonu vuruş bölgesi hariç tek elle yapılan yumruk tekniğindeki gibidir. Yükselme anında iki kola göğüs bölgesinde birleştirilmiş ve dirsek ekleminden bükülü durumdadır. Vuruş sırasında göğüs bölgesinden topun altına ya da merkez noktasına doğru kollar yukarıya/öne doğru uzatılarak birleştirilmiş yumruk yüzeyi ile vuruş gerçekleştirilir. Kaleciler yumruklama tekniklerinde zamanlamayı iyi ayarlamalıdır. Unutulmaması gereken nokta, yakalanması mümkün olan bir top asla yumruklama tekniğiyle uzaklaştırılmamalıdır.

Kaleci ve Topun Oyuna Sokulması
Kaleci kaleye yönlenen topları etkisiz hale getirmenin yanında, hücumun başlatılmasında en önemli görevi üstlenen futbolcudur. Kaleciler yakaladıkları topları oyuna sokuştaki zamanlamaları çok önemlidir. Ayrıca çabuk karar vermeli ve isabetli bir şekilde topu kendi takımları lehine avantaj sağlayacak şekilde takım arkadaşlarına kazandırmalıdırlar.
Topun oyuna sokulması iki şekilde yapılabilir. Bunlar; Elle topun oyuna sokulması, ayak ile topun oyuna sokulmasıdır.

El ile Topun Oyuna Sokulması
El ile topun oyuna sokulması ayakla oyuna sokulmasından bazı yönlerden avantajlı bir tekniktir. Elle topun oyuna dahil edilmesi daha kolaydır ve istenilen bölgeye kolayca atılabilir. Ayrıca kaleciler ikinci bir hamle gerektirmeden çok hızlı bir şekilde topu oyuna sokabilirler. Bu da organize hızlı bir hücumun başlaması anlamına gelir.

El ile topun oyuna sokulmasında 3 farklı teknik kullanılabilir.

Yuvarlama Tekniği; Eldeki topun yerden yuvarlanarak oyuna sokulma tekniğidir ve kısa mesafelere gönderilecek olan toplar için kullanılırlar. Tekniğin uygulanması sırasında kaleci atışı yapacak olan koluna ters yöndeki ayağını geniş bir adımla öne almalıdır ve vücut ağırlığı belden ön tarafa doğru eğilmelidir. Atışı yapacak olan kol geriye doğru çekilir, top avuç içinde parmakların kontrolü altındadır ve topun elden çıkışı sırasında kol omuz kısmından itibaren atış doğrultusunda uzatılarak teknik tamamlanır. Topu yuvarlama tekniği; çamur, zeminde su birikintisi ve topun zemindeki hareketini engelleyici unsurlar bulunmadığı durumlarda kullanılmalıdır.

Fırlatma Tekniği; Topun ceza alanından orta uzaklıktaki mesafelere gönderilmesinde avantajlı bir tekniktir. Kaleciler topu kısa sürede oyuna sokarak, hücum oyununda kendi takımları lehine avantaj sağlayacaktır. Atışı yapacak olan kolun uzağındaki ayak ön tarafa doğru geniş bir adım alır. Top avuç içerisinde, kollar dirsek ekleminden hafif büklü konumda geriye çekilerek omuz hizasına getirilir. Diğer kol hız almak ve vücut dengesini sağlamak amacıyla yan tarafta açık durumdadır. Topun elden çıkışı sırasında kol topun gidiş yönünde uzatılarak teknik tamamlanır.

Savurma Tekniği; Topun uzun mesafelere gönderilmesinde kullanılan bir tekniktir. Top avuç içinde ve vücudun yan bölümünde atışı yapacak kol tarafındadır. Atışı yapacak olan kolun uzağındaki ayak ön tarafa doğru geniş bir adım alır. Atış kolu gergin bir vaziyette topla beraber yan-geriye doğru çekilir, yukarıya ve öne doğru bir yay çizecek şekilde top savrulmalıdır. Diğer kol vücudun yan tarafında atış hızına yardımcı ve açık bir durumda vücut dengesini sağlamalıdır. Savurma sonrasında savurma kolu topun gidiş doğrultusunda uzatılarak teknik tamamlanır.
Ayak ile Topun Oyuna Sokulması
Kalecilerin oyun esnasında çok sık kullandıkları bir tekniktir. Topun el ile ulaştırılamayacağı uzak noktalar gönderilmesinde çok etkilidir. Teknik uygulanırken kaleci yeterli hızlanma mesafesini kullanmalıdır. Ayak ile topun oyuna sokulmasında iki temek teknikten söz edilebilir. Bunlar; Vole ve Yarım vole teknikleridir.

Vole Vuruşu ile Topun Oyuna Sokulması;

Vücudun ön tarafında iki elle rahat bir biçimde tutulan top, hızlanma adımları sonrası, topa vuruş yapacak olan ayağa doğru aşağıya doğru bırakılır. Topa ayağın üst kısmı ile bacak geriden getirilerek diz hizasında ayak üstü ile vuruş geçekleştirilmelidir. Ayak bilek eklemi vuruş sırasında gergin tutulmalı, atılmak istenilen mesafeye uygun bir şiddette vuruş gerçekleştirilmelidir. Vuruş esnasında vücut ağırlık merkezi destek ayağında olmalı, vücut hafif öne doğru eğilmelidir. Vuruşu yapacak olan ayağın geriye ve ileriye olan salınım topun hızını etkileyeceğinden, kaleciler uzak mesafelere gönderecekleri toplarda vuruş ayağını olabildiğince geriden getirmelidirler.

Yarım Vole Vuruşu ile Topun Oyuna Sokulması; Tekniğin uygulanmasında vücut konumu vole tekniğinde olduğu gibidir. Sadece vuruş top yere temas ettiği anda yapılır. Hızlı bir yönlenim eğrisi ve hızı vardır ve bu yüzden topun gidişini engelleyen rüzgarlı havalarda sıkça kullanılır. Ayrıca hızlı hücumun başlatılmasında etkili bir tekniktir. Çamurlu ve topun yerdeki temasında yönlenim hatalarına neden olan zeminlerde tercih edilmemelidir.

Kalecinin Saha İçindeki Pozisyonu ve Sorumlulukları

Çağdaş futbol anlayışında durağan ve caza alanına çakılı kalmış kalecilere yer verilmemektedir. Anacak kaleciler birinci derecede sorumlu oldukları caza alanı ve kale alanını çok iyi tanımalıdırlar. Değişen pozisyonlarda kaleciler doğru konumda bulunabilmeli ve çabuk karar vererek gerekli olan müdahaleyi gerçekleştirebilmelidirler.
Gelişen rakip takım ataklarında rakip oyuncuların kaleyi görüş açılarını daraltmalıdır. Bunu yapabilmek için doğru konumda, üzerine gelen ya da durağan konumda olan rakip oyuncuya doğru yönlenmeli ve topu olumlu şekilde kullanmasını engellemeye çalışmalıdır. Ayrıca keleciler kale alanı, topun bulunduğu yer ve rakip arkadaşlarının saha içerisindeki dağılımına göre doğru yerde ve açıda konumlanmalıdır.
Reaksiyon zamanının kısa olması kaleciler için büyük bir avantajdır. Oyun alanında gelişen ani pozisyonlarda kaleciler çabuk tepki verebilmeli ve kendi takımı lehine en doğru davranışı gerçekleştirmelidir. Reaksiyon zamanının kısalığını; hızlı ve doğru karar verebilme becerileri ile birleştirerek kararlı bir şekilde uygulamaya koymalıdır.
Kaleciler saha içerisinde lider ve güven verici olmalıdırlar. Oyun alanını, rakip takım oyuncularını ve takım arkadaşlarını en geniş açı ile görme avantajı ile takım arkadaşlarına gerekli uyarılarda bulunmalıdır. Moralini her durumda üst seviyede tutarak takım arkadaşlarına destek olabilmelidir. Oyun alanı içerisindeki soğuk kanlı hareketleri ile güven verici ve takımı oluşturan oyuncular uyumlu bir kişiliğe sahip olmalıdır.
Kaleci temel teknikleri yanında kaleciler, futbol temel tekniklerinin tamamını bilmeli ve gerektiğinde kullanabilmelidirler. Ayrıca kaleciler mükemmele yakın bir hareketlilik ve esneklik özelliği kazanmak için küçük yaşlardan itibaren gerekli çalışmaları yapmalıdırlar.
Gelişen futbol anlayışında kaleciler, özel ve farklı bir konumdadırlar. Sorumluluk alanları genişlemiş, kalesine en yakın takım arkadaşının arkasında kalan boş alanlar sorumluluk alanına girmiştir. Sorumluluk alanının genişlemesi ile birlikte kaleciler bir noktaya bağlı kalmadan oyun alanında değişen pozisyonlara göre ceza alanının dışında konumlanarak rakip atakları durdurmak zorunda kalmaktadır. Ayrıca başlatacakları hızlı hücumlarla gol pası bile verebilmektedirler. Günümüzde gol atma becerisine sahip kalecilere bile sıkça rastlanmaktadır!
Kaleciler oyun alanında hareketli gelişen pozisyonlar yanında rakip tarafından kullanılacak duran toplarda da gerekli teknik ve taktik davranışları gerçekleştirebilmelidir. Kaleye yakın yerlerden kullanılacak olan serbest atışlarda kurulacak olan barajlarda oyuncular kalecinin isteği doğrultusunda yönlenmelidirler. Unutulmaması gereken nokta oyun içinde oluşturulacak olan barajlarda kimlerin yer alacağı ve kaç kişiden oluşacağı antrenmanlarda daha önce belirlenmiş olmalıdır.
Kaleciler için yan taraftan yapılan ortalar ve korner atışları büyük önem taşır. Yan taraftan gelen yerden ve yüksek toplarda kaleciler doğru konumda olmalı ve doğru zamanlama ve teknikle atağı etkisiz hale getirmelidir. Kaleciler daha önceden antrenmanlarda yanlardan gelen ortalar ve korner atışlarına karşı geliştireceği teknik ve taktik davranışları çalışmış olmalıdır. Korner atışlarında ön ve arka direkte iki oyuncunun bulunması kalecinin çıktığı yan topta başarısız olması halinde bir güvence olarak görülür.
Kaleciler bloke ettikleri topu oyuna sokarken çok dikkatli olmalıdırlar. Değişen pozisyonlarda topu oyun kurallarının müsaade ettiği ölçüde geç veya erken kullanabilirler. Önemli olan en uygun tekniği en uygun zamanda kullanabilmektir.
Kaleciler oyuna alanını, rakip takım oyuncularını ve kendi takım arkadaşlarını en geniş açı ile görebilen ve diğer oyunculardan farklı olarak ceza alanında ellerini kullanabilen özellikli futbolcular olarak; futbol temel tekniklerinin tamamını bilmeli ve gerektiğinde kullanabilmelidir. Ayrıca kalecilerin antrenmanları takım arkadaşlarının antrenmanlarından yerine göre ayrı tutulmak zorundadır. Kalecilerin antrenmanları tek başına bir araştırma konusu olacak kadar geniş ve kapsamlıdır.

Bütün spor dallarında olduğu gibi futbolda da istenen hedefe ulaşmak için bir program dahilinde sistemli olarak çalışmak gereklidir. Futbolun bir takım sporu olduğu gerçeğinden yola çıkarsak, takımı oluşturan sporcuların aynı bedende atan tek bir kalp olarak hareket etmesi gerekmektedir. Bunu sağlamak için ortak amaçlar iyi belirlenmeli ve strateji iyi tahlil edilmelidir. Hedefi ve idealleri olmayan bir takımda hem teknik kadroda hem de takım içinde yer almak pek zevkli bir iş olmasa gerek!

Gol atmak ve yememek çabaları yanında, yediğinden bir fazlasını atma, bazen de oyunu berabere bitirebilme oyunun hedefi durumuna gelir.

Taktik; oyun alanı içerisinde daha önceden belirlenen hedeflere ulaşabilmek için, mevcut şartları en iyi şekilde değerlendirerek belirli bir plan doğrultusunda sahaya aktarılan düşüncelerdir diye tanımlanabilir.

Mevcut şartların en iyi şekilde değerlendirilmesi ile amaçlanan sonuca ulaşılabilmesi için oyunu belirli bir plan ve strateji dahilinde oynama sanatıdır.

Taktik eğitim verilirken basit ve uygulanabilir olmasının yanı sıra müsabaka şartlarında verilmeye çalışılmalıdır. Görsel olanaklar sonuna kadar kullanılarak konu ile ilgili örnekler çoğaltılmalıdır. Taktik eğitiminde mevcut olan bütün şartlar göz önüne alınmalı ve eğitim bu doğrultuda verilmelidir.

Takımın yakın ve uzak hedefleri iyi belirlenmeli ve çalışmalar bu çerçevede yürütülmelidir. Yakın hedefler genellikle bir veya birkaç müsabaka devresini kapsarken, uzak hedefler bir yılı hatta birkaç yılı kapsayan bir zaman dilimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde taktik ve sistem etkileşimi sayesinde diziliş ve ortak hareket etme kavramları iç içe girmiş durumdadır. Taktik kavramı, taktik eğitimi gerektiren ve belirli bir alt yapıya dayandırılarak düşünülmesi gereken bir oluşum olarak karşımıza çıkar. Taktik eğitimi almış bir takım ile çalışmak hem kolay hem de başarıyı yakalamaktaki en kolay yol olarak görülmektedir. Oyuncuların kavrama yeteneklerinin fazla olması verilmesi gereken bilgilerin tamamının geçerli kılınması ile son bulacaktır.

Oyuncuların ferdi çabalarının ortak bir çabaya dönüştürülmesi futbol oyununda başarıyı da beraberinde getirecektir. Bu yüzden taktik kavramını *Bireysel *Grup *Takım taktiği olarak sınıflandırmak yanlış olmayacaktır.

Taktik ve Antrenman

Takımımızın daha önceden belirledikleri ortak davranışları bir plan doğrultusunda yapabilmeleri için; daha önceden yapacakları zihinsel ve fiziksel çalışmalarla denemiş ve aksaklıkları gidermiş olmaları gerekir. Planlanan davranışların gerçekleştirilebilmesi için zihinsel ve uygulamalı çalışmalar yapılması kaçınılmazdır. Taktiksel düşüncelerin gerçekleştirilmesi takımı oluşturan oyuncuların birbirlerini iyi tanımaları ve görev dağılımındaki uyum ile doğru orantılıdır.

Taktik Seçiminde Etkili Olan Kriterler

Takım oyununu başarıyla uygulayan takımların, ferdi yetenekler doğrultusunda başarıya endeksleşmiş takımlara karşı başarılı oldukları görülmektedir. Takım oyununu iyi etüt etmiş takımlardaki futbolcuların, ferdi ve grup taktiğini başarıyla uygulamaları taktik eğitimin önemini bir kez daha ön plana çıkarmaktadır.

Kendi Takımımız; Takımı oluşturan sporcuların; oyun kuralı bilgisi, teknik kapasiteleri, kondisyon seviyeleri, oyun anlayışları gibi bir çok faktör taktiksel düşünce içinde büyük önem taşır ve uygulanan taktiği etkileyen kriterdir.

Rakip Takım; Karşı takımı oluşturan sporcuların; oyun kuralı bilgisi, teknik kapasiteleri, kondisyon seviyeleri, oyun anlayışları , fiziksel ve ruhsal durumları gibi faktörler uygulanacak olan taktiği etkiler.

Çevresel Kriterler; havanın durumu, kendi takımımızın ve rakip takımın ligde bulunduğu sıralama, seyirci, müsabakanın dış veya iç sahada bulunması, ısı-nem, rakım gibi kriterler taktiksel düşüncenin uygulanmasına etki eden faktörlerdir. En iyi taktiğin kendi takımımız tarafından uygulanılabilen taktik olduğu unutulmamalıdır. Oyuncuların çevresel faktörlerden etkilenmemeleri için, taktiksel düşünce daha önceden iyi bir şekilde oyunculara aktarılmalıdır. Oyuncuların fiziksel ve ruhsal özelliklerine göre görevlendirme yapmak doğru bir davranış olacaktır.

Taktiği Etkileyen Faktörler;

Teknik Kapasite

Kondisyon

Oyun kuralı bilgisi

Dış faktörler

Taktikler genel olarak 3 ana başlık altında incelenebilirler.

Ferdi Taktikler

Grup Taktikleri

Takım Taktikleri

FERDİ TAKTİKLER

Ferdi taktikler savunma ve hücumda olmak üzere iki alt başlık altında incelenebilirler.

Savunma Oyununda Ferdi Taktikler;

Rakipten kayarak top alam, dripling yapan oyuncuya karşı savunma, omuz omuza mücadelede üstünlük sağlama, rakibi topu almadan ve topa sahip olduktan sonra rahatsız etme ve sıkı markaj altında tutmak savunma oyununda sıkça kullanılan ferdi taktiklerdir.

Omuz Omuza Mücadele

Topa sahip olmak için yapılan tüm mücadelelerde oyun kuralları çerçevesinde rakibi omuzla rahatsız etme ve oyun kurgusunu bozma çabaları sıkça kullanılır. Amaç sadece topu kazanmak değil, rakibin kazanmasına ya da kazandığı topu olumsuz kullanmasını sağlamak amacıyla da kullanılır. Sağlam bir oyun kuralı bilgisi olmayan sporcular omuz omuza mücadelelerde sıkça faul yaparlar, bu yüzden oyun kuralları oyunculara tam anlamıyla öğretilmelidir. Omuz omuza mücadelelerde ellerin kolların faullü olarak kullanılması, rakibin formasını çekme çabaları hem futbol oyununu çirkinleştirmekte hem de sportif yaralanmaları artırmaktadır. Bu yüzden bütün futbolcular nizami olarak yapılan omuz omuza mücadeleyi öğrenmelidir.

Rakip Oyuncuyu Topla Buluşmadan ve Buluştuğunda Engelleme;Rakip oyuncular uzakta ve yakında iken topla buluşmalarını ya da buluştukları anda olumlu kullanmalarına engele olma esasına dayanır. Rakibe atılan topa rakipten önce müdahale edebilmek için sporcunun çabukluğunun daha iyi olması gerekir. Rakip oyuncu topu aldığında eğer yüzü size ve kalenize doğru ise engelleme tam anlamıyla gerçekleşememiş demektir. Bu yüzden rakip oyuncu topla buluşsa dahi yüzü kendi kalesine doğru olmalıdır. Rakibin hareketleneceği bölgeler daha önceden sezilmeli ve önlem alınmalıdır. Rakibe verilecek her boşluk kendi takımımız aleyhine tehlike yaratacaktır. Bu engelleme çabaları tüm takım oyuncuları tarafından tam anlamıyla gerçekleştirilirse rakip takım bunalacak ve topu olumlu kullanmayacaktır.

Kayarak Top Alma (Tackling); Topa sahip olan ve dripling yapan rakip oyuncuya karşı kullanılan bir tekniktir. Rakip oyuncu topa vurmadan savunma oyuncusunun topu ayak ya da bacağını kullanarak bloke etmesine “Blokaj Tackling”, rakip oyuncunun driplingi ya da topa vuruş anında vücudunu kullanarak topun önüne doğru kayarak yaptığı müdahaleye de “Sliding Tackling” adı verilir.

Uygulanması oldukça güç bir tekniktir. Topa müdahale edilemediği durumlarda rakibe faul yapmamak neredeyse imkansızdır. Teknik eğer tam anlamıyla bilinmiyorsa sporcu tarafından kullanılmamalıdır. Hem kendisinin hem de rakip oyuncunun ciddi ölçülerde yaralanmasına sebebiyet vereceğinden teknik daha önceden özellikle minik sporculara anlatılmalı ve uygulatılmalıdır.

Ayrıca en önemli tehlike tekniğin uygulanması sırasında topa müdahale edilememesi durumunda oyuncunun ikinci bir müdahale şansının oldukça az olmasıdır. Bu da tehlikeli bölgelerde uygulanan tekniğin kendi takımımız açısından oldukça önemli bir dezavantaj oluşturması anlamına gelir. Oyuncular topa müdahale edeceklerinden emin olmadıkları durumlarda bu tekniği kesinlikle uygulamamalıdır.

Dripling Yapan Oyuncuya Karşı Savunma; Rakibin koşu temposuna uyum sağlayabilmek, ani yön değiştirmelerine karşı hazırlıklı olmak, dripling anında yaptığı aldatmaların farkında olmak ve en uygun anda müdahale gerçekleştirmek esasına dayanır. Ayrıca dripling yapan oyuncunun yönünü gol bölgesinden daha uzak bir bölgeye çevirmek temel davranış şeklidir. Rakip tarafından dikine ve kaleye doğru yapılan driplingler her zaman tehlikelidir. Bu yüzden rakip oyuncu rahat bir pozisyonda dripling yapmamalıdır. Oyun alanının tüm takım tarafından daraltılması ve dripling için boş alan bırakılmaması suretiyle teknik tam anlamıyla uygulanmış olacaktır. Savunmada rakibe karşı tek başına kalmış bir oyuncu rakibin driplingine karşı oyalama ve rakibi daha az tehlikeli bölgeye yöneltme çabası içinde olmalıdır.

Hücum Oyununda Ferdi Taktikler

Dripling yapmak, pas vermek, topu kontrol altına alabilmek, kaleye şut atmak, boş alan yaratmak ve boş alana çıkmak hücum oyununda sıkça kullanılan ferdi taktiklerdir.

Dripling; Oyun alanı içerisinde, topla birlikte mesafe kat etmekten daha çok rakibi sayıca eksilmek esasına dayanır. Ayrıca rakibin baskı yaptığı durumlarda topu saklamak ve gol vuruşu öncesi en uygun pozisyonu yaratmak amacıyla kullanılır.

Dripling tekniği oyuncular tarafından tam anlamıyla öğrenilmeden kullanılmamalıdır. Rakip takımın dripling karşısında oyun düzenlerinin bozulması kaçınılmazdır. Rakibin boş bıraktığı alanlara yapılan driplingler ile kendi takımız açısından avantaj sağlayabilmek ve onların savunma derinliklerinin bozulmasını sağlamak ana düşüncedir.

Dripling sırasında genellikle oyuncular sürekli olarak topu takip ederler. Oysa ki, oyun alanını, kendi takım arkadaşlarımızı ve rakip takım oyuncuları gözlemek gerekir. Dripling yapabilmek için mutlaka boş alan gerektiğine göre bu çok önemlidir.

Özellikle ofsayt uygulayan takımlara karşı çok önemli bir silahtır. Ayrıca, sürekli olarak mesafe kat edilmesi rakip takım içerisinde paniğe neden olur ve oyun kurguları bozulur. Bu yüzden zamanında ve yerinde yapılan driplinglerle rakibi zor durumda bırakması açısından önemli bir tekniktir.

Pas Vermek; Oyun alanı içersinde en uygun vuruş tekniğini kullanarak, takım arkadaşımızı topu en rahat alabileceği ve kullanabileceği şekilde buluşturmaktır. Takım arkadaşımıza kontrol ederken zorlanacağı bir pas vermek onun zaman kaybetmesine ve rakip takımın müdahale etme şansına sahip olmasına neden olacaktır. Sahayı dikine kesen ve çok sayıda rakip oyuncuyu oyundan düşüren paslar etkili paslardır.

Pasların yönü, şiddeti, isabeti, zamanı ve yeri büyük önem taşır. Bütün bu özellikler daha önceden sporcu tarafından bilinmeli ve uygulanmalıdır. Çok uzun mesafelere isabetli pas vermek rakip oyuncuların oyundan düşeceği anlamına gelmez. Bu yüzden atılan paslar ne kadar çok rakip oyuncuyu oyundan düşürür ve ne kadar kaleye yakın bölgede yapılırlarsa o kadar etkili olurlar.

Paslaşmalar oyun alanının her bölgesinde yapılabilir. Ama son olarak verilen ve gol pası ismini alan pas çeşidi çok önemlidir. Gol pası veren bir sporcu gol atan arkadaşından daha büyük bir mutluluk taşır. Futbolun bir takım oyunu olduğu hatırlanacak olursa, bu mutluluğun sebebi de açıklanmış olacaktır. Takımı ve arkadaşı için bir şeyler yapabilme ve ait olma kavramları sporcunun mutluluğunun sebebidir.

Topu Kontrol Altına Almak; Oyuncunun oyun alanı içerisinde arkadaşlarından ya da rakip takımdan gelen bir topu en uygun kontrol tekniğini kullanarak en kısa sürede takımına avantaj sağlayacak şekilde kontrol altına almasıdır.

Top kontrol edilmeden daha önce sporcu kontrolden sonraki davranışını planlamalı ve oyun alanında olanlardan haberdar olmalıdır. Rakibin baskılı oyununda top kontrolü çok kısa bir sürede tamamlanmalıdır. İyi bir kontrol ile, driplinge başlamak, rakip oyuncuyu oyundan düşürmek, gol pası vermek ya da gol vuruşu yapabilmek olasıdır. Bu yüzden bütün sporcuların top kontrol tekniklerini tam anlamıyla öğrenmiş olmaları gerekir. Hangi kontrol tekniğini hangi durumlarda kullanacaklarını oyuncular daha önceden bilmelidirler.

Şut Atmak; Gol atabilmek amacıyla en uygun zamanda en uygun vuruş tekniğini kullanarak topun kaleye doğru gönderilmesi olarak tanımlanabilir. Kalabalık savunma bloklarına karşı sıkça kullanılan bir gol çabasıdır. Ayrıca ölü topların değerlendirilmesinde de kullanılır. Takımlar tarafından organize hücumlar gerçekleştirilemediği durumlarda oyuncuların ferdi gol çabalarında kullanılırlar.

En uygun zamanda en uygun tekniği kullanabilmek için sporcuların daha önceden vuruş tekniklerini ve kullanım alanlarını biliyor olmaları gerekir.

Durağan toplara atılan şutların yanında hareketli toplara vurabilmek çok önemlidir. Oyuncunun zamanlamasının çok iyi olması beklenir. Dripling sonrası atılacak bir şut beklenmeyen bir zamanda gerçekleştirildiği anda büyük tehlike yaratacaktır. Bu yüzden futbolcular her zaman atılacak bir şut için hazırlıklı olmalıdırlar.

Boş Alana Çıkmak ve Boş Alan Yaratmak; Futbolda boş alana çıkmak ve boş alan yaratmak kendi takımımız lehine alternatif zenginliği yaratmak anlamına gelir. Hem rakip takımın oyun kurgusu zayıflar hem de kendi takımızın oyun genişliği sağlanır. Boş alan yaratan oyuncunun boşaltmış olduğu alana topla veya topsuz olarak giren takım arkadaşı rakip takım açısından büyük bir tehlike yaratacaktır.

Sürekli olarak yapılan koşular sayesinde rakip takımın oyun dengesi bozulacak ve hata yapma ihtimalleri de artacaktır. Rakibin oyun alanının daraltarak yaptığı savunmaya karşı kullanılabilecek en etkili silahlardan bir tanesidir. Bir oyuncunun topa sahip olduğunda ne kadar çok pas verme alternatifi varsa oyun o kadar zengindir. Ama yapılan koşuların yerinde ve zamanında olmasına dikkat edilmelidir. Amaçsız ve geç yapılmış hareketlenmeler hiçbir önem taşımayacaktır. Rakibin dengesini bozmayan ve kendi takımımız açısından avantaj sağlamayan hareketlenmeler kullanılmamalıdır.

GRUP TAKTİKLERİ

Savunma Oyununda Grup Taktikleri; Futbol oyununda savunma oyuncularının birinci derecede kaleyi emniyete alma düşüncesi içinde olmaları gerekir. Savunma bloğunun dengesinin sağlanması, kazanılan topların olumlu kullanılması ve bloklar arasındaki bağlantının kurulması çok önemlidir.

Ortak Oyun Anlayışı; Savunma oyununda ferdi savunma anlayışı, grupsal savunma anlayışına dönüştürülmelidir. Fersi çabalar, daha sonra arkadaşlarının eksik yönlerini tamamlama, zaman kazanma, destek olma, arkadaşlarına hareket alanları yaratma düşüncesi içerisinde ortak amaca yönelik olarak grup savunma anlayışına uyarlanmalıdır.

Sporculara ferdi savunma anlayışı kazandırılmadan grup savunma anlayışı verilemez. Fersi savunma anlayışı kısa zamanda sporculara kazandırılabilirken, grup ve takım savunma anlayışının kazandırılması uzun süre alabilir. Uygulanan savunma anlayışına göre sporcuların ferdi çabalarını grupsal çabalara dönüştürebilmeleri birbirlerinin özelliklerini tanımakla ve eksikliklerini kapatmakla mümkün olacaktır.

Savunma Oyuncuları İçin Grup Taktikleri

Savunma kurgusu içinde savunma oyuncularının birinci derecedeki görevleri kaleyi emniyet altına alarak rakip takımın gol atma çabalarına engel olmaktır. Rakibe sayıca üstünlük sağlamanın yanında, takımı lehine en uygun yerde durarak boşlukları kapatmak ana düşünce olmalıdır.

Oyun içinde değişen pozisyonlarda savunmada rakibe karşı eksik sayıda yakalanan savunma oyuncuları en uygun yerde durmalı ve arkadaşlarının savunmaya dönebilmeleri için gerekli zamanı kazanabilmelidir. Uygulanan savunma anlayışına göre, savunma hattının paylaşımı, rakip oyuncuların paylaşımı iyi yapılmalıdır. savunma oyuncuları savunma bloğu içerisinde görev değişimi ve ortak olarak yapacakları hareketleri daha önceden çalışmalı ve uygulamalıdırlar. Eğer oyuncular ortak olarak sergileyecekleri hareketleri saha içerisinde gerçekleştiremezlerse ferdi savunma anlayışı grup savunma anlayışına dönüştürülemez ve kopuk bir defans bloğu ortaya çıkar.

Rakip tarafından oyundan düşürülen bir savunma oyuncusu yerini devralan savunma oyuncusunun yerine doğru hareketlenerek onun görevini üstlenmelidir. Amaç sadece rakipten topu alabilmek değil aynı zamanda rakibin topu olumlu olarak kullanmasına engel olmaktır. Top rakipte olsa bile savunma bloğunu oluşturan sporcuların oyun alanını daraltması ile rakip takım tehlikeli bir pozisyon üretemeyecektir.

Savunma oyuncuları rakibe atılan toplara rakipten önce müdahale edebilecekleri bir mesafede olmalıdırlar. Ancak rakibe yakın olmak her zaman avantaj sağlamayabilir. Rakibin önüne ve savunma hattının gerisine atılan toplarda rakibin hızına yetişebilmek ve topa müdahale edebilmek oldukça güçleşir. Bu yüzden savunma oyuncuları oyun alanı içerisinde değişen her pozisyona hazırlıklı olmalı ve ortak hareket edebilmelidirler.

Kısacası grup savunma anlayışını gerçekleştirebilmek için oyuncular kendi takım arkadaşlarının ve rakip takım oyuncularının tüm özelliklerini bilmeli ve ferdi savunma anlayışlarını grup savunma anlayışına uygun olarak uyarlayabilmelidirler.

Markaj; Oyuncuların uygulanan savunma anlayışına göre rakiplerini ve sorumlu oldukları alanı ya da her ikisini beraber kontrol etmeleridir. Markaj; * Adam Markajı * Alan Markajı * Kombine Markaj olarak üç kısımda incelebilir.

Adam Markajı; Hücum oyuncusunun daha önceden yada oyun akışı içinde belirlenen rakip oyuncuyu oyun süresince kontrol etmesidir. Oyunda değişen pozisyonlarda rakibe yakın oynamak ya da uzaktan kontrol etmek savunma oyuncusunun tercihindedir. Çok yakın yapılan adam markajları rakip oyuncuyu rahatsız ederek ve sinirlendirerek oyundan düşürür. Ancak markajı yapan oyuncunun markajı oyun kuralları dahilinde yapmasına dikkat etmektir. Aksi takdirde ihtarı ve ihracı gerektiren durumlar ortaya çıkacak ve takımını eksik bırakacaktır.

Adam markajında açık bir görev dağılımı vardır. Bu yüzden savunma oyuncuları kimi kontrol altında tutacağını bilir ve savunma anlayışı kolayca uygulanır. Rakip oyuncular adam markajından kurtulmak amacıyla çok yer değiştirir ve yorulurlar. Top tekniği iyi olan oyuncular markaj nedeniyle topu olumlu kullanamazlar. Top tekniği zayıf olan oyunculardan ise top kolayca kazanılabilir.

Alan Markajı; Savunma oyuncusunun bulunduğu mevkiye göre sorumlu olduğu alanı kontrol etmesi esasına dayanır. Sorumlu olduğu alana giren rakip oyuncular onun kontrolü altında olmalıdır. Sorumlu bulunduğu alan dışına çıkan oyuncu ile beraber hareketlenmesi alan savunmasının delinmesine neden olur. Bu yüzden savunma oyuncusu alanını terk etmemelidir.

Savunma oyuncusunun savunacağı alan bellidir. Savunma oyuncuları daha az koşarak görevlerini yerine getirebilirler. Savunmada kazanılan toplar herkesin alanı belli olduğundan hücum oyununda kolay değerlendirilir.

Alan markajında savunulacak alanların belirlenmesinde sıkıntı yaşanabilir. Oyun içerisinde değişen çeşitli pozisyonlarda oyuncular alanlarını boşaltabilir. Ayrıca, rakip takımın iyi dripling yapan oyuncuları görev alanlarının birleştiği bölgelere kolayca girerler ve tehlike yaratırlar. Sorumluluk alanına birden fazla rakip oyuncu giren oyuncu zor durumda kalır.

Kombine Markaj; Adam markajı ve alan markajının beraber kullanılması olarak tanımlanabilir. Müsabaka sırasında değişen pozisyonlara göre oyuncuların her iki markajı beraber uygulaması ve tercihlerini olumlu olarak kullanmaları beklenir. Oyundan düşen takım arkadaşının sorumlu olduğu alana hareketlenmek için oyuncu kendi alanını terk etmeli, takım arkadaşını oyundan düşüren oyuncuya müdahale etmeli ya da arkadaşı yerini alana kadar oyunu geciktirmelidir.

Genellikle kombine markaj bütün takımlar tarafından tercih edilir ve sıkça kullanılır. Oyun içerisinde değişen pozisyonlara karşı bütün oyuncular hazırlıklı olmalı ve her iki markajı da uygulayabilmelidirler.

Hücum Oyununda Grup Taktikleri

Hücum oyuncuları; toplu ve topsuz oyunda kendi takımları lehine ferdi çabalarını grup davranışlarına dönüştürebilmelidirler. İyi bir dripling yapabilme, boş alan yaratma, duvar pası yapabilme, top değişimi yapabilme, aldatmaları yerinde kullanabilme gibi kendi takımına avantaj sağlayacak bütün hareketleri yapabilmelidir.

Ortak Oyun Anlayışı; Hücum oyuncuları sistem ve oyun anlayışı gereği ferdi özelliklerini ortak oyun anlayışı çerçevesinde grup davranışlarına dönüştürerek, takım arkadaşlarından aldıkları ya da rakip oyuncudan kazandıkları topları çabuk bir şekilde rakip kaleye taşıyarak gol atabilmek amacıyla tüm taktiksel davranışları sergileyebilme çabaları olarak tanımlanabilir.

Ortak oyun anlayışı içinde oyuncuların ferdi bencilliklerine yer yoktur. Futbol oyunun bir takım oyunu olduğu unutulmamalıdır. Topa sahip olan takım arkadaşına hareketlenerek boş alan yaratma, çapraz koşularla rakibin dengesini bozma, duvar pası yapma, arkadaşına destek olma çabaları hücum oyununda grup taktiklerinin bir parçasıdır. Hücum oyuncuları ferdi çabalarını mutlak suretle takımları lehine grupsal çabalara dönüştürmelidirler.

Ortak Oyun Anlayışı İçin Taktik Davranışlar ;

Boş Alana Çıkmak ve Boş Alan Yaratmak; Hücum oyuncuları rakip takımın savunma bloğunun dağılmasına çalışmalıdır. Dengeli ve derinliği sağlanmış bir savunma kurgusunu açabilmek oldukça güçtür. Bu yüzden dripling yapan takım arkadaşına avantaj sağlayabilmek için topsuz hücum oyuncuları oyun alanını genişletmek, pas alabilmek ve kendisini tutan rakip oyuncudan kurtulabilmek amacıyla sürekli olarak yer değiştirmelidirler. Yaptıkları koşularla hem pas alabilme hem de topla hareket eden arkadaşlarına hücum zenginliği sağlamış olurlar. Unutulmaması gereken nokta oyuncular tarafından yapılan yer değişikliklerinin kendi takımlarına avantaj sağlayacak nitelikte olmasıdır.

Oyuncular toplu oyunda oldukları kadar topsuz oyun içinde yer almayı da bilmelidirler. Oyuncular müsabaka içinde çok kısa bir süre topla buluşurlar. Geriye kalan büyük bir kısım ise topsuz olarak oynanır. Topsuz olarak yapılan bütün yer değiştirmeler rakip takımın savunma, orta alan ve hücum organizasyonlarının değişmesine neden olur. Bunun bir sonucu olarak rakip takım hem bedenen hem de zihnen yorulur. Sürekli olarak değişen saha kurgusuna göre önlem almak ve dengeyi sağlamak oldukça güçtür. Bu yüzden oyuncuların kendi takımları lehine sürekli olarak yer değiştirmeleri sağlanmalıdır.

Duvar Pası (2:1) ve Top Değişimi; Duvar pasının gerçekleştirilebilmesi için en az iki oyuncunun olması gerekir. Rakibin katı savunma anlayışı içinde olduğu durumlarda defansı açabilmenin en etkili yoludur. Sahanın bütün bölgelerinde uygulanabilir. Rakibi sayıca eksiltmek, kendi takına avantaj sağlayacak şekilde mesafe katetmek amacıyla yapılabildiği gibi, savunmasını ofsayt kurgusuna göre ayarlamış takımların savunma bloklarının açılmasında da kullanılır.

Hücum oyuncuları topla beraber gelen arkadaşlarına doğru hareketlenmeli ve duvar pasına hazır olmalıdırlar. Duvar pası esnasında topu veren ve duvar olan oyuncular ofsayt pozisyonuna düşmemeye dikkat etmelidirler.

Oyun içinde rakip takım tarafından baskı uygulanan takım arkadaşından topu devralmak gerekebilir. Kendi takımından dripling yapan oyuncuya doğru hareketlenilir ve topsuz oyuncu uygun bir teknikle arkadaşından topu devralır. Driplingi gerçekleştiren arkadaşının aksi istikametinde driplinge devam eder. top değişimini gerçekleştirecek oyuncuların bunu daha önce çalışmış olması gerekir. ayrıca rakip takım oyuncuları bunu sezmemelidir.

Ferdi Özelliklerin Kullanılması; Oyuncular ferdi yeteneklerini en etkili şekilde kullanabilmelidirler. Kendilerine özgü aldatma tekniklerini kullanarak kendi takımları lehine avantaj sağlamalarına izin verilmelidir. Hücum oyuncuları rakip defansın eksik olduğu durumlarda ya da rakip defansın dengesinin bozulduğu durumlarda tercih haklarını kullanabilmelidirler. Sürekli olarak pas yapmayı düşünen bir oyuncu kolayca kontrol edilebilir. Kaleye yakın ve tehlikeli bölge olarak adlandırılan bölgelerde hücum oyuncularına riske girme ve aldatma tekniklerini kullanarak rakibi oyundan düşürerek gol atma çabalarına destek olunmalıdır. Aksi takdirde taktiksel olarak etkili bir silâhımızı hiç kullanmamış oluruz. Savunma oyuncuları ne yapacağını kestiremedikleri oyuncuları kontrol emekte oldukça zorlanırlar ve yorulurlar. Bu yüzden oyuncularımıza özellikle gol bölgelerinde riske girme serbestliğini vermeliyiz.

Topa Sahip Olma ve Kullanma; Bütün takımlar topa rakipten daha fazla sahip olma çabası içindedirler. Top ne kadar kendi takımızda kalırsa rakibin tehlike yaratması o kadar güçleşecektir. Topa daha fazla sahip olabilmek için temel tekniklerin iyi öğrenilmiş olması gerekir. Oyun temposunun artırılması ve azaltılması ile ilgili unsurlar topa sahip olmak ile doğru orantılıdır.

Topun kullanılması ise oyun alanında pas atılabilecek alternatiflerin fazla olması ile olumlu olarak gerçekleştirilebilir. İyi bir top tekniğine sahip takımlar birbirlerine verdikleri paslarda büyük oranda başarı sağlarlar ve topu olumlu kullanırlar. Ayrıca hücum oyuncuları iyi bir dripling yeteneğine sahip olmalıdırlar. Rakip takımın bıraktığı boş alanlara yapılan driplingler ile savunma dengeleri bozulur. Driplingten sonra verilecek isabetli bir pas ile tehlikeli bir pozisyon yaratılabilecektir. Sporcuların dripling sırasında pas verebilmeleri ancak oyun içinde değişen pozisyonları, takım arkadaşlarının yerleri hakkında bilgi sahibi olmaları ve sürekli olarak sahayı kontrol etmeleri ile mümkün olacaktır. Unutulmaması gereken sürekli olarak yer değiştiren objelerin (top ve oyuncular) kontrolünün zor olduğudur!!!

TAKIM TAKTİKLERİ

Oyun alanında görev verilen kendi takım oyuncularımızın birlikte sergiledikleri ortak davranışlar diye tanımlanabilir. Takım taktiklerinin uygulanabilmesi için daha önceden ferdi taktikleri ve grup taktiklerini biliyor olması gerekir. Takım taktiğini; ferdi ve grupsal çabaların antrenör ve takım tarafından daha önceden belirlenmiş ortak amaca yönlendirmesi olarak da tanımlanabilir.

Günümüz futbolunda artık taktiksel düşünceler orta saha ağırlıklıdır. Yeni hücumların başlatılabilmesi ve savunma derinliğinin sağlanması açısından orta sahanın kalabalık tutulması ve özel görev dağılımları yapılmıştır. Oyunun dengesinin sağlanması ve kontrolünün kendi takımımızda olması rakip takımın etkili olma süresini azaltacaktır.

Takım taktikleri, savunma ve hücum amaçlı olarak sınıflandırılabilir. Takım halinde top rakipteyken oyun alanını daraltarak rakibe alan bırakmama, top kendi takımımızdayken oyun alanını genişleterek kendi takımıza geniş alan sağlama bütün takımın ortak çabasını gerektirdiğinden takım taktiklerine örnek verilebilir.

Takım taktiklerinde; savunma ve hücumun başlatılması, organize edilmesi, kendi takımızı açısından tehlikeli olacak bölgelerin kontrol edilmesi ve hücumun sonuçlandırılması gibi birçok ortak çaba bulunur.

Tehlikeli Bölgelerin Kontrolü; Rakip takımın kendi sahasında yaptığı paslar kaleye yaklaşmadığı sürece bir tehlike oluşturmaz. Ancak rakip takım oyunun ağırlığını takımınızın savunduğu alana yıkmışsa tehlikeli bölgelerin kontrolü oldukça zorlaşacaktır. Savunma oyuncuları rakip takım oyuncularını hatasız kontrol etmelidirler. Antrenörün daha önceden belirlemiş olduğu taktiksel düşünce çerçevesinde ya adam adama, ya lana müdafaası ya da her ikisini etkili bir şekilde uygulayacak kapasiteye sahip olmalıdırlar.

Kalenin kontrol altında tutulması kendi takımımız açısından bir emniyet duygusu yaratacak ve etkili hücumlar gerçekleştirmemizi sağlayacaktır. Takım oyununda kalenin kontrolü sadece savunma oyuncuları ile gerçekleştirilmez. Takımı oluşturan oyuncuların rakip takımın etkili ataklarına karşı kalelerini emniyet altına almaları beklenir.

Top rakip takımda iken rakip takım oyuncularının tümüne birden yapılan pres ile savunma-orta saha ve forvet oyuncuları arasındaki bağlantı kesilebilecektir. Takım halinde baskıya maruz kalmış takım arkadaşına destek olma, savunmaya ve hücuma destek olma gibi takımsal çabalara tüm müsabakalarda rastlanabilir.

Savunmanın ve Hücumun Başlatılması; Oyun alanının her hangi bir bölgesinde ve anında topun rakip takıma geçmesi ile savunma başlamış olur. Tüm takım oyuncuları topun rakibe kaptırılmasından sonra yerlerini almalı, gerekiyorsa arkadaşlarına yardıma gitmelidirler. Savunma oyuncularını yanı sıra diğer oyuncuların da savunma prensiplerini bilmeleri gerekir. Rakipten sayıca az durumdayken rakibi oyalama, çok durumdayken daha az tehlikeli bölgelere doğru yönlendirme ya da topu kazanma çabaları gibi ortak tavır gerektiren davranışları futbolcular daha önceden uygulamış olmalıdırlar.

Savunmanın hücumda başlaması artık günümüz futbolunda bir zorunluluktur. Tabi ki öncelikli olarak kalenin emniyete alınması gerekir, ancak rakibin yapacak olduğu ataklara karşı savunmanın bütün takım tarafından sahanın tüm bölgelerinde yapılması gerekir.

Oyun alanının her hangi bir bölgesinde ve anında topun rakip takımdan kazanılması ile hücum başlamış olur. Topun kendi takım oyuncularına geçmesinden itibaren hücum organizasyonları uygulamaya başlanmalıdır. Hücum oyuncuları top kendi takımlarındayken boş alan yaratabilme, takım arkadaşlarına destek olabilme gibi birçok ortak çabayı gerçekleştirebilmeleri gerekir.

OYUN TAKTİKLERİ

Oyun taktiğini; sadece bir veya birkaç müsabakaya özgü olarak oyunculara verilecek olan takım taktiği olarak tanımlamak mümkündür. Oyun taktiğindeki başarıyı daha önce sporcuların almış oldukları taktik eğitimi etkileyecektir. bu yüzden küçük yaştaki sporculara taktik eğitimi zamanında ve yeterli düzeyde kazandırılmalıdır.

Kendi takımımızın ve rakip takımın özellikleri oyun taktiklerini belirleyen en önemli kriterlerdir. Unutulmaması gereken nokta her zaman rakip takımı tanıma olanağının bulunmamasıdır. Bu yüzden takımlar oyun taktiklerini öncelikle kendi takımlarının özelliklerini dikkate alarak planlamalıdır.

Bazı takımlar tüm müsabakalarında hava hakimiyetine dayalı bir taktiksel anlayışla ya da katı defans anlayışı ile oynayabilirler. Bu gibi takımlara karşı mutlaka özel taktiksel anlayış (Oyun taktiği) geliştirilmelidir. Kendi takımımızın, rakip takımın özellikleri ve çevresel etmenler oyun taktiklerini doğrudan etkilerler.

Sistem, kelime anlamı olarak, bilimsel bir bütün veya bir öğreti meydana getirebilecek biçimde birbirine bağlı ilkeler topluluğudur. Futbol sporunda ise, sistem; belirlenmiş amaçlar doğrultusunda taktiksel görevler verilerek ortak amaca yöneltilmiş olarak oyuncuların sahada dizilmeleri olarak tanımlanabilir. Sistem; futbolcuların sahada arzulanan hedeflere ulaşabilmek için, bireysel hareket serbestliklerini kullanarak önceden belirlenmiş olan hareketleri gerçekleştirmek amacıyla planlı bir şekilde oyun alanındaki dağılımları olarak da tanımlanabilir.

Futbolda asıl önemli olan, sistemin belirlenmesinde dikkate alınacak kriterler olmalıdır. Öncelikle sistem, takımı oluşturan oyuncuları dikkate alınarak, daha sonra ise rakip takımın sahaya diziliş ve oyuncularının yetenekleri doğrultusunda belirlenmelidir.

Günümüzde artık tek bir sistem uygulaması yerine, birkaç sistem sistemi bir arada uygulayabilen takımlar daha başarılı olmaya başlamıştır. Bunun sonucunda da taktiksel düşünceler doğrultusunda aynı müsabakada birkaç sistem kullanılmaya başlamış ve bu da takımı oluşturan oyuncuların kalitesinin artmasına sebep olmuştur.

Kendi takımımızın ve rakip takımın zayıf ve kuvvetli yönleri oyun sisteminin belirlenmesinde çok önemli bir unsur olarak karşımıza çıkar. Sistem ve taktik etkileşimi sayesinde takımımızın zayıf yönlerini kapatarak kuvvetli yönlerinin ön plana çıkmasını sağlayabilir ve dezavantajlı yönlerimizi avantajlı hale getirebiliriz. Taktiksel düşünceler ancak bir sistem dahilinde düşünülebilir ve uygulamada geçerlilik kazanabilirler. Sahadaki diziliş tek başına anlam ifade etmeyecek ve bu dizilişteki taktiksel varyasyonlarla anlam kazanacaktır, ayrıca müsabakanın sonucuna etki edebilecek her türlü ihtimalin de bu unsurlara bağlı olduğu da söylenebilir.

Oyun Sistemlerinin Tarihi Gelişimi

Futbol sporu, ortaya çıkışından itibaren bir takım oyunu olmuş ve ferdi çabalar takım oyunu karşısında anlamını yitirmiştir. Beraber mücadele etmenin ve başarmanın keyfi her zaman futbola ayrı bir güzellik kazandırmıştır. Oyun alanında topa sahip olan her oyuncunun tek başına gol atma girişimleri ve takım arkadaşları ile yardımlaşmamaları bir sistem ihtiyacını doğurmuştur. Görev paylaşımı ile hareket etmenin başarıyı yakalamaktaki en büyük etken olduğu düşüncesi saha içindeki dizilişi belirleyen en önemli faktör olmuştur.

Futbol oyun kurallarının şekillenmeye başlaması ve oyun alanında görev yapacak olan oyuncu sayısının 11 ile sınırlandırılması, saha içindeki diziliş şekillerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Oyun alanındaki ilk diziliş şekli, 1 kaleci, 1 defans oyuncusu ve 9 hücum oyuncusu şeklinde olmuş ve böylece ilk oyun sistemi ortaya çıkmıştır.

Ortaya çıkan oyun sistemleri sürekli olarak değişikliğe uğramış ve aksaklıklar nispetinde diziliş şekilleri sürekli olarak değişime uğramıştır. 1872 yılında İskoçyalılar, 2-2-6 sisteminde sahaya çıkmışlardır. Bu sistemle beraber hücumun yanı sıra defansif düşünce ön plana çıkmıştır.

İlerleyen yıllarda, Macaristan takımı; 2-3-5 sistemini kullanmaya başlamış ve bu sisteme Piramidal Sistem adı verilmiştir. Kademeli olarak yardımlaşmayı amaçlayan sistem uzun süre başarılı olmuş ve uygulanmıştır. İsveç futbol takımı piramidal oyun sistemini benimsemiş ve üzerinde küçük değişiklikler yaparak uygulamaya başlamıştır. Savunma oyuncularından bir tanesi savunma bloğunun arkasında serbest olarak oynatılmış, rakibin ani olarak hücuma çıkan oyuncularını durdurmak ve kademede derinliği sağlamayı amaçlamıştır. Bu sisteme de İsveç Sürgü Sistemi adı verilmiştir.

İngiltere, 1925 yılında ofsayt kuralında yapılan değişiklik sonrası,Klasik Oyun Sistemi adını verdikleri sistemi benimsemişlerdir. Klasik sistemde; bir kaleci, 2 savunma oyuncusu, 3 orta saha ve 5 hücum oyuncusu bulunuyordu. Savunma oyucuları alan savunması yapıyor, orta saha oyuncuları top kaybına engel olmaya ve geri çekilerek savunmaya yardım ediyorlardı. Ayrıca orta sahadan bir oyuncu hücuma katkıda bulunuyor ve hücum bloğu 6 kişiye yükseliyordu. Kanatlarda oynayan orta saha oyuncuları hem alan, hem de adam adama savunmayı beraber gerçekleştirerek rakip orta saha oyuncularını çizgiye gitmeye zorlayarak kendi kalelerinden uzak tutmayı amaçlıyorlardı.

İtalyanların uyguladığı Cotenaccio, İsviçrelilerin uyguladığı Riegel ve Avusturyalıların uyguladığı, Avusturya Sistemi, Klasik oyun sisteminin etkisinde kalınarak ortaya çıkan sistemlerdir.

Futbolda Kullanılan Bazı Sistemler Ve Özellikleri

WM SİSTEMİ

Adından da anlaşılacağı üzere sahadaki oyuncuların W ve M şeklinde pozisyon almalarını gerektiren bir sistemdir. Arsenal Landon Kulübünün Menajeri Chapman 1930’lu yıllarda bu sistemi kullanarak büyük başarılar elde etmiştir. Orta saha oyuncularından bir tanesini stoper mevkiine çekerken, iki orta saha oyuncusunu ise savunma ve hücum arasında bağlantıyı sağlamak amacıyla savunmaya ağırlık veren orta saha oyuncuları olarak belirlemiştir.

WM sisteminde savunmada oynayan oyuncular savunmadan, hücumda oynayan oyuncular ise hücumdan sorumlu idiler. Savunma oyuncuları, rakibin kanat oyuncuları ile, stoper ya da orta alandan bir oyuncu rakibin santrforu ile, orta sahada görev yapan diğer oyuncular adam adama markaj uygulayarak oynuyorlardı.

Chapman, orta alanı kontrol altına alarak daha başarılı olacağını düşünerek, iki iç orta saha ve iki dış orta saha oyuncusu arasında sihirli bir dörtgen oluşturarak orta sahadaki üstünlüğü ele geçirmeyi amaçlamıştır. Hücum oynamayı düşünen takımların boşluklarını değerlendirerek uzun süre bu sistemde başarı sağlamıştır. Macaristan mili takımının Wembley stadyumunda İngiltere’yi 5-3 ve rövanş karşılaşmasında Macaristan’da İngiltere’yi 6-1 yenmesi ile çökmüştür. WM sistemi, yıllarca modern futbolun temelini oluşturmuştur.

4-2-4 SİSTEMİ

1958 Yılında İsveç’te düzenlenen dünya şampiyonasında, Brezilyalılar tarafından final maçında kullanılmıştır. Gerideki savunma bloğunu dört savunma oyuncusu sağlar. İki bek oyuncusu yan yana oynar ve bunlardan herhangi biri, takım hücuma çıktığı anda orta alana destek olur. Ortada yer alan bekler ise savunmada dengeyi sağlar ve yan taraftaki beklere yardımcı olurlar. Orta alandaki oyuncular hücuma destek olmanın yanında savunma ve hücum arasındaki bağlantıyı sağlarlar. Takımın yükünün büyük kısmını orta saha oyuncuları sağlarlar. Hücum oyuncusundan iki tanesi oyun alanının kenarlarını kullanırlarken diğer taraftan ortada oynayan hücum oyuncularına pozisyon hazırlarlar. Ortadaki hücum oyuncuları ise; büyük ölçüde gol atmayı düşünürler ve orta saha oyuncuları ile direkt olarak bağlantı içindedirler. Orta sahadan gelecek sürpriz oyunculara boş alan yaratarak onların gole yönelik çabalarına zemin hazırlarlar.

Sistemin dezavantajları avantajlı yönlerinden saha fazladır. Savunma dört oyuncu ile gerçekleştirilememekte, orta saha oyuncuları savunma ve hücum arasındaki bağlantıyı iki kişi ile gerçekleştirememektedir. Geçiş formunun zayıf olması sebebiyle orta saha üstünlüğü rakibe kaptırılmakta, bu da oyun kontrolünün rakip takıma geçmesine sebebiyet vermektedir. Hücumda aynı hattı paylaşan oyuncuların kontrolü rakip takım tarafından kolay yapılmakta ve hücum gücü de dört oyuncuya ve iki orta saha oyuncusuna rağmen düşmektedir. Sonuç olarak iki orta saha oyuncusunun hücumda mı, yoksa savunmada mı! kalacağı çözülmesi gereken bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır.

4-3-3 SİSTEMİ

Bu sistem 1962 yılından sonra uygulama alanı bulmuştur. İngiltere ve Almanya 1962 yılında bu sistemi uygulamış ve 1965 yılında ise İsviçre’ye kadar yayılmıştır.

Sistemde büyük oranda 4-2-4 sisteminin etkilerine rastlanır. Tek değişiklik hücum oyuncularından bir tanesinin orta sahayı kuvvetlendirmek için geriye çekilmesidir. Orta sahanın üç oyuncu ile kontrol edilmesi sonucunda, hücuma çıkan bek oyuncularına zemin hazırlamıştır. Sistem eksiksiz uygulandığı takdirde orta alan oyuncuları ile savunmanın dengesi hiç bozulmaz. Oyuncuların rahatça görev değişikliği yapabilecekleri bir oyun sistemidir.

Hücum oyuncuları rakip defans oyuncularına pres yaparak savunmalarına yardımcı olurlar ve bunun yanında orta saha oyuncularının hazırlıksız yakalanmamaları açısından da bu çok önemlidir. Oyun sistemi tam bir denge haline göre tasarlanmış ve görev bölümü tam anlamıyla gerçekleştirilmiştir.

Savunma oyuncuları, bir libero, bir stoper ve iki bek olmak üzere görev paylaşımı yapılabilirler. Libero oynayan oyuncu alan markajı ile geride süpürücü olarak görev alır bu da rakip atkımın sürpriz hücum oyuncularının tehlikeli olmalarını engeller. Ofsayt taktiği ile rakip takım huzursuz edilir ve oyun alanındaki hareketleri kısıtlanabilir. Stoper, önüne gelen hücum oyuncusunu kontrol etmek ve kesicilik görevlerini üstlenmiştir.

Orta saha oyuncuları taktiksel düşünce gereği çeşitli şekillerde sahaya dizilebilirler. Orta sahalarından birisi defansa ya da hücuma yönelik oynatılabilirler. Aynı şekilde birisi savunmaya, diğeri hücuma yönelik olacak şekilde dizilebilirler ve bu aynı zamanda aralarında bir kademe oluşmasına da yardımcı olur. Orta saha oyuncularının kondisyonlarının çok iyi olması gerekir ve özellikle orta alanın ortasında görev yapan oyuncusunun iyi bir oyun kurucu olması yanında futbol için gereken bütün özellikleri taşıması gereklidir. Genellikle bütün bu özellikleri taşımak mümkün olmayacağından takımlardaki en yetenekli oyuncular bu alanda görev yaparlar.

Savunma özellikli ve hücum özellikli orta saha oyuncuları iyi tespit edilmeli ve görev paylaşımı daha önceden taktiksel düşünce içinde yer almalıdır. Orta saha oyuncularının hücum ve savunma arasındaki bağlantısı asla gözardı edilmemeli, alan ve adam markajı konusu daha önceden çözümlenmelidir.

Dizilişin dezavantajı kendi içinde saklıdır. Orta alandaki oyuncular yüklenen bunca sorumluluk sonrası, kalabalık rakip orta saha oyuncularına karşı zorlanacaktır. Takım içinde uyumum tam olması gerekmektedir ki, aksi takdirde başarısızlık kaçınılmazdır. Kalabalık hücum eden takımlara karşı görev paylaşımı yapılamadığı takdirde zorlanılmakta bu da sistemin zaaflarını ortaya çıkarmaktadır.

Sistem doğru oyuncular ve taktiksel düşünce ile uygulandığı takdirde, kullanılabilir ve geçerlilik kazanmış bir diziliş şeklidir.

1-3-3-3 SİSTEMİ (LİBEROLU SİSTEM)

Savunmanın kuvvetlenmesi amacı ile tasarlanmış bir sistemdir. Savunma bloğunun arkasında bir liberonun bulunması esasını taşır. Bu oyuncu adam markajı yapmaz ve süpürücü olarak görev yapar. Liberonun baş rolü üstlendiği bir oyun sistemi olarak adlandırılabilir. Libero önünde oynayan savunma oyuncuları ile sürekli olarak etkileşim ve uyum içinde olmalıdır.

Libero mevkiinde yer alan oyuncu önünde yer alan savunma oyuncularını kolayca yönlendirir ve savunmanın derinliğini ve dengesini sağlar. Liberonun oyuna katılması çoğu zaman takımına dezavantaj getirecektir. Bu dezavantaj savunmadaki oyuncuların uyumu ve görev paylaşımı ile avantaja dönüştürülebilir.

Savunma oyuncularının görev paylaşımı kolaydır ve libero sayesinde kontra-atak oynayan takımların etkisi azaltılabilecektir. Orta sahanın üç oyuncu ile kontrol edilmesi kalabalık rakip orta saha oyuncularına karşı etkisiz kalacaktır. Ayrıca iki santrfor ile oynayan takımlar karşısında görev paylaşımında problemler meydana gelebilecektir. Günümüzde geçerliliğini yitirmemiş ve halen bazı üst düzey takımlarınca uygulanan bir oyun sistemidir.

4-4-2 SİSTEMİ

İlk defa 1970’li yıllarda uygulanmaya başlamış olan bu oyun sistemi günümüz futbolunda sıkça uygulama alanı bulmuştur. Bu sistemin dezavantajı oyun akışı içinde 4-2-4 dizilişine dönüşmesidir. Savunma bloğu dört oyuncu ile kapatılmıştır ve savunmanın en yoğun olarak görüldüğü bir diziliş şeklidir. Dört orta saha oyuncusu taktiksel düşünce gereğince çeşitli görevlerle oyun alanına sürülebilirler. Görev paylaşımı gayet açıktır.

Kanatlarda oynayan orta saha oyuncuları diğer sistemlere nazaran daha rahat bir hareket imkanına sahiptirler ve sürekli olarak arkalarında ve aynı hatta bulunan savunma oyuncuları tarafından desteklenirler. Orta saha oyuncularının hücuma çabuk çıkmaları ve savunmaya çabuk geri gelmeleri sistemin anahtarı konumundadır. Orta alanda kanatlarda yer almayan orta saha oyuncuları oyunu sürekli olarak kontrol ederler ve hücumda yapacakları sürpriz çıkışlar sayesinde rakip takımı zor durumda bırakacaklardır.

İleride oynayan hücum oyuncularının aralarındaki uyumları ve aynı zamanda da orta alandaki oyuncularla etkileşimleri olumlu yönde olmalıdır. Yaratacakları boş alanlarla ve yapacakları sahayı dikine kesen koşularla takımları için avantaj yaratacaklardır. Her ne kadar bu sistemin savunma ağırlıklı bir oyun sistemi olduğu düşünülse de oyun alanında buluna oyuncuların kalitesi oyun anlayışları sayesinde geçerli ve günümüzde kullanılan bir sistem olarak futbol tarihinde hak ettiği yeri almıştır.

3-4-3 (VARİO) SİSTEMİ (DEĞİŞKEN SİSTEM)

Sistemin esasını 1-3-3-3 sistemi oluşturmaktadır. 1978’li yıllarda Stoper oynayan oyuncuların liberonun önünden orta sahaya çıkarak destek vermeleri ile ortaya çıkmıştır. Sürekli olarak yer değiştiren oyuncu çok yönlü özellikleri bünyesinde bulundurur. Savunma arkadaşlarına yardım ederken, orta sahada oyun kuruculuk görevini üstlenir ve ileri uçta ise hücum oyuncularının hareketlerini yapar.

Oyun alanında takım arkadaşlarına sürekli destek olma esasını taşıyan ve oyun alanının bütün bölümlerinde rakip takıma sayısal olarak üstünlük sağlamayı amaçlayan sürekli olarak yer değiştiren oyuncuları bünyesinde bulunduran bir anlayışı gerektiren oyun sistemi olarak adlandırılabilir. Sistemin uygulanabilmesinin tek anahtarı, takın oyuncuları arasındaki uyumdur. Boşaltılan alanlar hemen kontrol altına alınmalı ve rakibe oyun alanı bırakılmamalıdır.

Savunma bloğu önünde ön libero, orta sahada arkadaşlarının destekçisi, hücum oyununda yönlendirici bir oyun zekası gerektirmektedir. Her ne kadar bir oyuncunun oyun anlayışı üstüne kurulsa da, bütün oyuncuların değişken bir oyun anlayışında olmalarını gerektiren bir sistemdir. Sistemin bütün anahtarı “Vario” diye adlandırılan değişken oyuncunun özelliklerine bağlı olmasıdır. Oyun alanındaki değişken oyuncuların sayısı, sistemin kalitesi ile doğrudan ilişkilidir.

Sistem, değişken oynayan oyuncunun olumlu oynamaması ile direkt olarak çöker ve takım içi uyumun iyi olmaması kötü sonun başlangıcı gibidir. İyi bir görev paylaşımı yapılmadan ve taktiksel düşünce içinde şekillendirilmeden sahaya sürülen 3-4-3 sistemi asla başarılı olamayacaktır. Fazla uygulama alanı bulamayan 3-4-3 sistemi halen bazı takımlarca uygulanmaya çalışılsa da zamanla ortadan kaybolmuştur.

3-5-2 SİSTEMİ

Oyun alanı içerisinde 3 defans oyuncusu, 5 orta saha oyuncusu ve iki ileri uç oyuncusu bulunmaktadır. Savunma oyuncularında birisi libero, iki tanesi ise rakip ileri ucundan sorumlu stoper oyuncular olarak görev yaparlar.

Orta saha oyuncuları değişik amaçlarla kullanılabilirler. Savunma bloğu önünde ön libero, oyun kurucu ya da hücum ağırlıklı oynatılabilirler. Savunma bloğu önünde, stoperlerin ön ortasında yer alacak olan bir orta alan oyuncusu hem savunmasını rahatlatacak, hem orta sahasına yardımcı olacak hem de rakip takıma yapacağı baskı ile rahat oyun kurmalarını engelleyecektir.

Beş orta saha oyuncusu bu sistemin can damarını oluştururlar. Orta sahanın fazla oyuncuyla kontrol edilmesi artık müsabakaların orta sahada kazanılıp, orta sahada kaybedildiği gerçeğinin anlaşılması ile geçerlilik kazanmıştır. Özellikle orta bloğun kanatlarda yer alan oyuncuları çok önemlidir. Çünkü bu oyuncuların iyi bir kanat oyuncusu olması yanında, iyi bir savunmacı, iyi bir orta saha oyuncusu ve iyi bir hücum oyuncusu olması beklenmektedir. Bütün kanat bloğu bu oyuncu tarafından kontrol edilecektir ki, bu da çok zordur.

Hücumu ön plana çıkaran sistemler içinde geçerli ve en çok kullanılanıdır. Orta alan oyuncularından en merkezde olanı ya savunma bloğunun, ya da orta sahanın yani hücum oyuncularının arka ortasında oynatılarak rakibin oyun dengesini bozmayı amaçlar. Böylelikle sistem içindeki taktiksel düşünceler sayesinde sistem geçerliliğini ve kullanılırlığını artar.

Defanstaki libero iyi bir süpürücü ve dengeleyicidir. Önünde bulunan stoperleri iyi yönlendirmeli ve uyum içinde olmalıdır. Ayrıca kanat oyuncuları hücuma çıktığı zaman arakalarında bırakacakları boş alanları kontrol etmeli ve ağırlığın büyük bölümünü bu alanlara dağıtmalıdır. Orta saha oyuncularının daha fazla koşmaları ve efor sarf etmeleri sistemin esasını oluşturacaktır.

Orta iç tarafta oynayan oyuncular savunma ve hücum arasındaki dengeyi iyi sağlamalı ve hücum oyununda ileri uçtaki oyunculara gereken desteği verebilmelidirler. İleri uçta oynayan iki oyuncunun orta sahadan gelecek sürpriz oyunculara boş alan yaratmaları ve onlara kolay hareket imkanı sağlayacak olan koşuları yapmaları gerekir. Bazen ileri uçta oynayan oyunculardan bir tanesi geriye çekilerek defansif yönü fazla olan 3-6-1 dizilişi denenmektedir. Sistem içindeki bir değişme sistemin karakterinde bir açıklık getirmeyecektir. Günümüzde bazı elit takımlar bu oyun dizilişini denemiş ve başarılı olmuşlardır.

Artık modern futbolda bütün mevkilerdeki oyuncuların gerekli temel motorik özelliğe ve yüksek teknik özelliklere sahip olmaları beklenmektedir. Bu yüzden 3-5-2 sisteminde bütün oyuncular birbirlerinin mevkilerinde kolayca oynayabilmeli ve oyun alanındaki boşlukları kolayca doldurabilmelidirler.

Pozisyon zenginliği ve alternatif fazlalığı sebebiyle uygulamada zevkli ve akıcılığı olan bir sistemdir. Topun kazanıldığı her yerden hücum oyununa geçilebilir ve boş alan yaratmak çok kolaydır. Defanstaki denge sayesinde oyunun kontrolü orta saha ile beraber çok kolaylaşır ve hücum varyasyonları çok çabuk gelişebilir. Aynı zamanda görev paylaşımının çok net olarak görüldüğü bir sistemdir.

Bütün sistemlerde olduğu gibi 3-5-2 sisteminde de görev paylaşımı yapılmadığı ve sistemin ihtiyacı olan malzemenin yani oyuncu kalitelerinin yeterli olmadığı durumlarda başarısızlık kaçınılmaz olacaktır. Sistemim çöküşü ya da ayakta kalışı tamamen sistemin kendi içindedir.

Sistemler Hakkında Kısaca

Sistem ve taktik ayrı kavramlardır. Sistem en kısa anlamıyla oyun alanında diziliş olarak tanımlanır,Taktik ise; mevcut şartların en iyi şekilde değerlendirilerek istenilen sonuca ulaşabilmek için oyunun belirli bir plan doğrultusunda yönlendirilmesi olarak tanımlanabilir. Örnek verecek olursak; 4-4-2 dizilişi, bir taktik değil sistemdir. Bu iki ayrı kavram arasındaki farklılık iyi ayırt edilmelidir.

Her sistemin temel ihtiyacı sahada yer alacak oyunculardır. Oyuncuların kalitesi ise direkt olarak sistemin, dolayısı ile takımın kalitesi ile doğru orantılıdır. Takımın savunmamı yoksa hücum mu oynayacağı konusu da sistem içinde çözümlenebilir. Kaliteli kanat oyuncularının bulunduğu bir takım 3-5-2 sistemini başarı ile uygulayabileceğini düşünebilir. Oysa futbol bir takım oyunudur ve oyun alanındaki tüm oyuncuların birbirini tamamlar nitelikte ve bir uyum içinde olmaları istenmektedir. Başarıyı getiren ana faktörde genellikle bu olmaktadır.

Öncelikle uyguladıkları sisteme inanan bir teknik adam, oyuncu grubu gerekmektedir. Eldeki oyuncuların fizik, teknik ve ruhsal durumlarına göre düzenlenmiş bir sistem her zaman başarılı olacaktır.

Görev Alanları ve Sorumlulukları

¨ KALECİ

¨ LİBERO

¨ STOPER

¨ ORTA SAHA OYUNCULARI

¨ HÜCUM OYUNCULARI

Takım Kadrosunu Belirleme

Takım Kadrosunun belirlenmesinde; oyuncuların fiziki kapasiteleri, teknik kapasiteleri, oyun anlayışları, birbirleri ile uyumları, rakip takımın durumu ve oyun anlayışı büyük ölçüde etkilidir. Ayrıca çevresel şartlar da kadronun belirlenmesinde etkili olan bir faktördür.

Sistemin parçalarını oluşturan sporcuların yerlerini yadırgamamaları, birbirleri ile büyük uyum içinde olmaları gerekir. Ferdi ve grupsal çabaların ortak çabalara dönüştürülmesi için takım içindeki birlik ve beraberlik duygusunun ön plana çıkması gerekmektedir.

Ø Teknik Kapasite

Ø Fizik Kapasite

Ø Taktiksel Anlayış

Ø Uyum

Ø Çevresel Şartlar

Ø Antrenörün Doğru Seçimi vb.

Futbolda Kaleci, Görev ve Sorumlulukları

Çağdaş futbol anlayışında durağan ve caza alanına çakılı kalmış kalecilere yer verilmemektedir. Anacak kaleciler birinci derecede sorumlu oldukları caza alanı ve kale alanını çok iyi tanımalıdırlar. Değişen pozisyonlarda kaleciler doğru konumda bulunabilmeli ve çabuk karar vererek gerekli olan müdahaleyi gerçekleştirebilmelidirler.

Gelişen rakip takım ataklarında rakip oyuncuların kaleyi görüş açılarını daraltmalıdır. Bunu yapabilmek için doğru konumda, üzerine gelen ya da durağan konumda olan rakip oyuncuya doğru yönlenmeli ve topu olumlu şekilde kullanmasını engellemeye çalışmalıdır. Ayrıca keleciler kale alanı, topun bulunduğu yer ve rakip arkadaşlarının saha içerisindeki dağılımına göre doğru yerde ve açıda konumlanmalıdır.

Reaksiyon zamanının kısa olması kaleciler için büyük bir avantajdır. Oyun alanında gelişen ani pozisyonlarda kaleciler çabuk tepki verebilmeli ve kendi takımı lehine en doğru davranışı gerçekleştirmelidir. Reaksiyon zamanının kısalığını; hızlı ve doğru karar verebilme becerileri ile birleştirerek kararlı bir şekilde uygulamaya koymalıdır.

Kaleciler saha içerisinde lider ve güven verici olmalıdırlar. Oyun alanını, rakip takım oyuncularını ve takım arkadaşlarını en geniş açı ile görme avantajı ile takım arkadaşlarına gerekli uyarılarda bulunmalıdır. Moralini her durumda üst seviyede tutarak takım arkadaşlarına destek olabilmelidir. Oyun alanı içerisindeki soğuk kanlı hareketleri ile güven verici ve takımı oluşturan oyuncular uyumlu bir kişiliğe sahip olmalıdır.

Kaleci temel teknikleri yanında kaleciler, futbol temel tekniklerinin tamamını bilmeli ve gerektiğinde kullanabilmelidirler. Ayrıca kaleciler mükemmele yakın bir hareketlilik ve esneklik özelliği kazanmak için küçük yaşlardan itibaren gerekli çalışmaları yapmalıdırlar.

Gelişen futbol anlayışında kaleciler, özel ve farklı bir konumdadırlar. Sorumluluk alanları genişlemiş, kalesine en yakın takım arkadaşının arkasında kalan boş alanlar sorumluluk alanına girmiştir. Sorumluluk alanının genişlemesi ile birlikte kaleciler bir noktaya bağlı kalmadan oyun alanında değişen pozisyonlara göre ceza alanının dışında konumlanarak rakip atakları durdurmak zorunda kalmaktadır. Ayrıca başlatacakları hızlı hücumlarla gol pası bile verebilmektedirler. Günümüzde gol atma becerisine sahip kalecilere bile sıkça rastlanmaktadır!

Kaleciler oyun alanında hareketli gelişen pozisyonlar yanında rakip tarafından kullanılacak duran toplarda da gerekli teknik ve taktik davranışları gerçekleştirebilmelidir. Kaleye yakın yerlerden kullanılacak olan serbest atışlarda kurulacak olan barajlarda oyuncular kalecinin isteği doğrultusunda yönlenmelidirler. Unutulmaması gereken nokta oyun içinde oluşturulacak olan barajlarda kimlerin yer alacağı ve kaç kişiden oluşacağı antrenmanlarda daha önce belirlenmiş olmalıdır.

Kaleciler için yan taraftan yapılan ortalar ve korner atışları büyük önem taşır. Yan taraftan gelen yerden ve yüksek toplarda kaleciler doğru konumda olmalı ve doğru zamanlama ve teknikle atağı etkisiz hale getirmelidir. Kaleciler daha önceden antrenmanlarda yanlardan gelen ortalar ve korner atışlarına karşı geliştireceği teknik ve taktik davranışları çalışmış olmalıdır. Korner atışlarında ön ve arka direkte iki oyuncunun bulunması kalecinin çıktığı yan topta başarısız olması halinde bir güvence olarak görülür.

Kaleciler bloke ettikleri topu oyuna sokarken çok dikkatli olmalıdırlar. Değişen pozisyonlarda topu oyun kurallarının müsaade ettiği ölçüde geç veya erken kullanabilirler. Önemli olan en uygun tekniği en uygun zamanda kullanabilmektir.

Kaleciler oyuna alanını, rakip takım oyuncularını ve kendi takım arkadaşlarını en geniş açı ile görebilen ve diğer oyunculardan farklı olarak ceza alanında ellerini kullanabilen özellikli futbolcular olarak; futbol temel tekniklerinin tamamını bilmeli ve gerektiğinde kullanabilmelidir. Ayrıca kalecilerin antrenmanları takım arkadaşlarının antrenmanlarından yerine göre ayrı tutulmak zorundadır. Kalecilerin antrenmanları tek başına bir araştırma konusu olacak kadar geniş ve kapsamlıdır.

Liberolu Oyunda Liberonun Görev ve Sorumlulukları

Savunma bloğunun kaleciden sonra en gerisinde görev yapan oyuncu olarak adlandırılabilir. Libero oyuncuları alan markajı yaparlar ve savunmanın gerisinde emniyeti sağlarlar. Libero oyuncuları sahanın tamamını ve tüm oyuncuları izleyebilme avantajını kendi takımı lehine olumlu kullanabilmelidir. Savunmanın arakasına atılan paslara müdahale edebilecek açıyı mutlaka sağlamalı ve takım arkadaşlarına gerekli uyarıları yapabilmelidirler. Ayrıca kalecisi ile sürekli olarak iletişim içinde olmalı ve onun uyarılarını dikkate almalıdır.

Savunma oyununda kilit oyuncu durumundadır. Savunma bloğunun arkasına atılan pasların yanında, rakibin oyundan eksiltmiş olduğu takım arkadaşlarının boşluğunu kapatmaya çalışır. Savunma dengesinin sağlanması ve kazanılan topların olumlu kullanılması görevi de libero oyuncusuna verilebilir. Rakip ataklara müdahale eden ilk oyuncu gerekmedikçe libero oyuncusu olmamalıdır. Libero oyuncusunun ilk müdahaleyi yapması zorunluluğu doğduğunda diğer savunma oyuncularından ya da en yakım oyunculardan bir tanesi savunma derinliğinin sorumluluğunu almalıdır. Oyun alanının daraltılması ve genişletilmesi de libero oyuncusu tarafından sağlanır.

Libero oyuncuları top tekniği mükemmele yakın oyunculardan seçilmelidir. Çağdaş futbolda libero oyuncuları iyi bir oyun kurucu ve hücum oyuncusu olmalıdır. Sahayı ve tüm oyuncuları geniş bir açı ile görebilmenin avantajını hücum oyununa etkili çıkışı ile desteklemelidir. Liberonun hücum oyununa katılmasının kendi takımına dezavantaj sağlamaması açısından libero oyuncusunun sorumluluğunu daha önceden belirlenmiş ya da pozisyon gereği boşaltılan alana yakın olan oyuncu üstlenmelidir. Bir çok kez etkisizce ataklara katılmak yerine, birkaç kez etkili çıkışlar yapmak daha akıllıca olacaktır.

Stoper Oyuncusunun Görev ve Sorumlulukları

Libero oyuncusunun önünde, takımın sahaya dizilişine (sisteme) göre bir veya iki kişi olabilir. Rakip ataklarına ilk müdahaleyi yapan oyuncu olarak adlandırmak yanlış olmaz. Stoper oyuncuları alan ve adam savunmasını iyi yapabilen oyunculardan seçilmelidir. Rakip takımın ileri ucunda görev yapan oyuncuların marke edilmesi ve savunma bloğunun ortasına atılan toplara ilk müdahalede birinci derecede sorumludurlar.

Temel görevleri savunma oyunu oynamaktır. Rakip ile kale arasında en uygun pozisyonu almalı, hücum oyuncularını ve oyunun akışını iyi takip etmeli, rakip oyuncuların topla buluşmasını engellemeli ya da olumlu olarak kullanmalarına engel olmalıdır. Savunmada tek başına kaldığında rakip oyuncuları oyalamalı ve takım arkadaşlarının yerlerini alabilmelerine imkan tanımalıdır.

Adam markajı yapan bir stoper sahanın tüm bölgelerinde görülebilir! Stoper oyuncularına genellikle kombine markaj anlayışı kazandırılmalıdır sorumlu olduğu bölge ve rakip oyuncunun kontrolü ile ilgili temel çalışmalar daha önceden stoper oyuncularına yaptırılmalıdır. Stoper oyuncusu rakibin kendisini geçmesi ya da oyundan düşmesi durumunda hemen mevkisine dönmeli ya da libero oyuncusunun arkasında kalan bölgeyi kontrol altına almaya çalışmalıdır.

Stoper oyuncuları aynı zamanda iyi bir hücum oyunu aynama özelliğine sahip olabilirler. Hücuma çıkma fırsatı yakaladıklarında büyük risk taşıyan hareketler yapmamaları ve topu en garantili bir şekilde takım arkadaşlarına kazandırmaları en doğru olanıdır. Stoper oyuncusu hücum oyununa katıldığında mutlaka takım arkadaşlarından bir tanesi bu görevi üstlenmelidir. Takımı oluşturan oyuncuların birbirleri ile olan uyumları savunma oyuncularının hücuma katılmasını etkileyen en önemli unsurdur.

Orta Saha Oyuncularının Görev ve Sorumlulukları

Orta saha oyuncularının görev ve sorumlulukları uygulanan sisteme göre farklı bir yapı sergiler. Ama genel olarak orta saha oyuncuları oyunun kontrolünden ve yönlendirilmesinden birinci dereceden sorumludurlar. Günümüz futbolunda orta alanda görev yapan oyunculardan bu görevlerinin yanı sıra defans ve hücum bloğuna yardımcı olmaları beklenmektedir.

Modern futbol anlayışında, günümüzde sıkça kullanılan sistemlerden bir tanesi 3-5-2’dir. Orta alanda görev yapan beş oyuncunun farklı görevler üstlendikleri görülür. Özellikle kanatlarda görev yapan oyuncuların savunma, orta alan ve forvet oyuncusu olmaları istenmektedir. Defans bloğunun sağ ve sol kısımları bu oyuncular tarafından kontrol edilir. Kanatlardan yapılması düşünülen varyasyonlarda birince derecede sorumludurlar. Ayrıca orta alanda rakibe sayıca üstünlük sağlayabilmek sağlayabilmek için iyi bir koordinatör olmalıdırlar. Kanatlardan yaptıkları driplinglerde ya da kendilerine pas olarak verilen topları arkadaşlarına iletmede usta olmaları beklenir. Bütün bu görevlerin yapılabilmesi için orta beşlinin en dışında yer alan bu oyuncuların temel motorik özelliklerinin de üst düzeyde olması bir zorunluluktur.

Orta alanda görev alan oyuncular defans ve hücum blokları arasındaki bağlantıyı iyi kurmalıdırlar. Bu yüzden bu oyuncuların birbirleri ile üst düzeyde uyum sağlaması beklenir. Sol ve sağ iç kısımda görev yapan orta alan oyuncuları kanatlardan yapılacak ataklara kısmen destek olmanın yanında merkezde buluna orta alan oyuncusunun tüm görev ve sorumluluklarına sahiptir. Hücuma katılan kanat oyuncularının boşaltmış olduğu alanları bu oyuncuların kontrol etmesi beklenir. Oyunun hızlandırılmasında-yavaşlatılmasında, orta alan kurgusunun yapılmasında ve bloklar arasındaki bağlantıda aktif rol üstlenirler. Orta beşlinin merkezinde yer alan orta saha oyuncusunun takımdaki en teknik oyunculardan seçilmesi takım oyununda bir avantaj sağlayacaktır. Bunun yanı sıra savunmada kazanılan topları kendisine boş alan yaratarak almalı, en doğru zamanda, en doğru teknikle ve isabetli olarak arkadaşlarına kazandırmaya çalışmalıdır. Hücum oyuncularının gol çabalarına destek olmalı ve oyun içerisinde birinci derecede oyunun koordine ve organize edilmesi üstlenilmelidir.

Modern futbol anlayışı çerçevesinde orta beşlinin merkezinde görev yapan oyuncu taktiksel anlayışa bağlı olarak ileri ikiliye yakın oynatılmakta; hem gol çabalarına destek vermek, hem gol atma görevini üstlenmeleri beklenmektedir. Bu oyuncunun yine taktiksel anlayış gereği mevkisinden uzaklaşması ile orta alandaki aktif görevi sağ ve sol içte oynayan orta alan oyuncuları tarafından paylaşılmalıdır.

Merkezdeki orta alan oyuncusunun stoper oyuncularının önünde yer alması (ön libero) da mümkündür. Savunma bloğunun ortasına atılan bütün topların ilk muhatabı bu konumda yer alan oyuncudur. Savunma bloğunun sağlam tutulması amacını taşıyan bu taktiksel anlayış sırasında yine aynı şekilde sağ ve sol iç oyuncuları bu oyuncunun orta alandaki aktif görevini paylaşırlar.

Birçok kaynakta orta alan oyuncuları savunmaya ve hücuma yönelik olarak iki grupta incelenmiştir. Oysa bütün orta alan oyuncularının savunma, hücum ve orta alanda sergilenecek fiziksel ve zihinsel süreçlere sahip olmaları bir zorunluluktur. Sürekli olarak değişen saha içi pozisyon ve varyasyonlara sadece orta alan oyuncuları değil bütün oyuncular hazırlıklı ve yeterli olmalıdır. Ayrıca bütün orta alan oyuncularının futbol temel tekniklerinin tamamına sahip olmaları gerekir. İyi bir dripling yeteneği, ani ve doğru karara verebilme yeteneği ve bloklar arasındaki dengenin sağlanabilmesi gibi bir çok özellik orta saha oyuncularında bulunmalıdır. Orta alandaki kuvvetli yapı takımın güven duygusunun üst düzeyde tutulmasını da beraberinde getirecektir. Orta alanda görev yapan oyunculardan, tüm bu görevlerinin yanı sıra aynı zamanda rakip takımın orta alanında görev yapan oyuncuları kontrol etmesi de beklenir. Rakip takımın oyun kurmasını engellemek, marke ettikleri orta alan oyuncularının hücuma destek ve gol çabalarına engel olamaya çalışmalıdırlar.

3-5-2 sisteminin yanı sıra günümüzde ender de olsa 4-4-2 ve 4-3-3 sistemleri de kullanılmaktadır. 4-4-2 sisteminde defans bloğunda görev yapan oyuncuların fazla olması nedeniyle orta alan oyuncularının görev ve sorumluluklarında bir artış olacağı düşünülse de defans bloğunda yer alan sağ ve sol bek oyuncularının, kanatlarda görev yapan orta alan oyuncularının savunma görevlerini üstlenmesi bakımından bir avantaj sağlar. Her iki kanadın ikişer oyuncu tarafından kontrol edilmesi ilk planda bir avantaj gibi görünse de, orta alandaki sayısal üstünlüğün rakibe kaptırılması yönünden dezavantajlıdır. Orta dörtlüde bulunan oyuncuların görev ve sorumlulukları açık ve nettir. Kanatlarda görev alan orta alan oyuncuları 3-5-2 sisteminde kanatlarda görev alan orta alan oyuncularından farklı olarak savunma bloğuna daha az destek verirler. Diğer görev ve sorumluklar bakımından aynı özellikleri taşır. Sağ ve sol içte görev alan orta alan oyuncuları oyunun koordine ve organizesini üstlenirler. Savunma ve hücum bağlantısında aktif rol üstlenirler. Orta alanda çok koşmak ve sayısal üstünlük kurması muhtemel rakip takım oyuncularına karşı önlem almak zorundadırlar.

4-3-3 sistemi günümüz futbolunda pek tercih edilmemektedir. Savunma bloğu 4-4-2 sisteminde olduğu gibi bir libero, bir stoper ve iki bek oyuncusu tarafından paylaşılmıştır. Yalnız orta alandaki dört orta saha oyuncusundan bir tanesi hücum bloğuna verilmiştir. Kanatların üç oyuncu tarafından paylaşıldığı görülür. Orta alandaki üç oyuncu oyunun koordine ve organizesinden sorumludurlar. Orta alandaki üç oyuncu oyunun koordine organizesinden sorumludurlar. Orta alandaki sayısal üstünlüğün rakibe kaptırılması muhtemeldir. Merkezde görev yapan oyuncu 3-5-2 sisteminde orta beşlinin merkezinde görev yapan orta alan oyuncusunun görev ve sorumlulukları bakımından benzerlik gösterir. Merkez oyuncusu bu sistemde kontrol etmesi gereken alanın genişliği yüzünde güç durumlara düşebilir. Kanatlarda yer alan orta alan oyuncularından defans ve hücum bloklarına yardım etmesi ve bloklar arası bağlantıyı kurmaları istenir. Hücum gücünün kuvvetlendirilmesi amacını taşıyan bu sistemde kanatlarda yer alan oyuncuların fazla olması, oyunun kazanılmasında en büyük paya sahip olan orta alanın rakibe kaptırılması açısından oldukça sakıncalı bir sistemdir.

Forvet (Hücum) Oyuncularının Görev ve Sorumlulukları

Hücum oyuncuları takım arkadaşlarının veya kendilerinin kişisel çabaları ile hücum alanına taşıdıkları topları gol amaçlı olarak kullanan oyuncular olarak tanımlanabilirler. En önemli sorumlulukları buluştukları topları en uygun vuruş tekniğini kullanarak gol yapmaktır. Hücum oyuncuları defansta ve özellikle orta alanda görev yapan takım arkadaşları ile uyum içinde olmalıdırlar. Kendisinin ve takım arkadaşlarının büyük çabalarla getirdiği toplar bu oyuncular tarafından kolayca kaybedilecek olursa takım arkadaşlarının moralinin bozulmasına ve oyundan kopmalarına neden olabilecektir. Bu yüzden hücum oyuncularının gol yapma çabalarının yanı sıra oyunun durumuna ve skoruna göre rakip sahada top saklama, kendisini marke eden oyuncuyu top rakip takımda iken kontrol etme ve rakibi oyalama gibi görevler üstlenmeleri de istenir. Takım arkadaşlarına destek olmak, hücuma çıkan takım arkadaşlarına hazırlık ve duvar pası için gerekli mesafeyi ayarlamak ve değişen saha içi pozisyonlara her an hazır olmalıdırlar.

3-5-2 sisteminde hücum oyuncuları ileri uçta yer alan santrforlar ve kanat orta alan oyuncuları olarak gözlenir. Ayrıca taktiksel anlayış gereği merkezi orta alan oyuncusu iki ileri uç oyuncunun arkasında konumlanarak hücuma katılabilir. İleri uçta görev alan hücum oyuncuları, kanatlarda bulunan orta alan oyuncularının kanatlardan taşıdıkları ve kendilerine verdikleri pasları gol yapabilmek için çaba sarf ederler. Oyun alanındaki uyum ve taktik ayrıntılar daha önceden antrenmanlarda çalışılmalıdır. 4-4-2 sisteminde de ileri uçta görev alan oyuncuların görev ve sorumlukları 3-5-2 sisteminde ileri uçta görev alan oyucular ile aynıdır. Kanat oyuncuları defansa daha yardıma geldiklerinden dolayı daha etkili bir durumdadırlar. 4-3-3 sisteminde bir ileri uç oyuncusu iki forvet oyuncusu ile desteklenmeye çalışılır. İlk bakışta diziliş gereği hücum gücünün fazla olacağı düşüncesi haki olsa da orta alandaki sayısal üstünlüğün rakibe kaptırılması açısından dezavantajlı bir sistemdir.

Oyun alanındaki diziliş her ne olursa olsun, oyun alanında oyun anında değişen pozisyonlarda ileri uç oyuncuları savunma bloğuna ve orta alana yardıma gelebilir ve savunma görevini üstlenebilirler. Ayrıca hücum oyuncuları top karşı takıma geçtiği anlarda topu kazanmak ve arkadaşlarının görev alanlarına dönmelerini sağlamak için baskı yapmalıdırlar. Kendisini marke etmekle görevli olan karşı takım oyuncusunun rahat top kullanmasını engellemek ve hücuma katıldığı anlarda marke etmek de hücum oyuncularının görev ve sorumluluklarındandır.

Sonuç olarak hücum oyuncuları hedefe (kaleye) en yakın oyuncular olarak arkadaşlarının gol çabalarını en etkili şekilde değerlendirecek ustalığa sahip olmalıdırlar.

Futbolda Oyun Kuralları için tıklayın