Eğitim Bilimine Giriş

Temel Kavramlar

Eğitim Nedir?
Özakpınar’a Göre Eğitim; ferdin idraklerinde, kavrayışlarında, zihniyetinde, tutum ve değerlerinde, kabiliyet ve maharetlerinde bir gelişme ve değişme demektir.
Ertürk’e göre Eğitim; Bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istendik değişim meydana getirme sürecidir.
Bireyin davranışları amaçlanan yönde değişmeli, bireyin davranış değişikliğin kendi yaşantısı yoluyla olması ve eğitimin planlı ve programlı bir süreç olma özellikleri eğitimin amaçlarına uygun olarak ilerlemesi için çok önemlidir.
Bireyin okul dışında aldığı eğitim sınırlı bir kapasiteye sahipken okul dışında kalan eğitimi aile ve çevresine bağlıdır.

Formal ve İnformal Eğitim

Formal Eğitim; planlı, programlı bir amaç doğrultusunda belirli bir mekanda uzman kişilerin rehberliğinde düzenlenen bir etkinliktir.
İnformal Eğitim; bireyin içerisinde bulunduğu ortamda kendi kendisine sistemsiz ve denetimsiz bir şekilde (olumlu/olumsuz) kültürlenmesidir.

FORMAL EĞİTİM
Belirli bir ortamda gerçekleştirilir.
Planlı ve programlıdır.
Eğitim profesyonel kadrolarla yürütülür.
Olumlu davranışların kazandırılması esastır.
Bilimsel ve geçerlilik kazanmış eğitim
Araç-gereçleri kullanılır.

İNFORMAL EĞİTİM
Doğal Ortam İçerisinde kendiliğinden oluşur.
Planlı ve programlı değildir.
Öğreticiler profesyonel değildir.
Olumlu ve olumsuz yönde gelişebilir.
Eğitimin gerçekleştiği ortam belirli değildir.

Öğrenme Nedir?
Daha önce hiç yapılmayan bir şeyi yapabilmek ve onu tekrar yapabilecek kadar hatırlayabilmektir. Öğrenme; Bireyin çevresiyle etkileşimi sonucu bilgi veya davranışlarında meydana gelen nispeten kalıcı bir değişme olarak da ifade edilebilir. Tek başına çevre ve öğrenci öğrenme için yeterli olmayacak ve karşılıklı etkileşim olması gerekecektir. Öğrenme stratejisi ve çevrenin bilgiyi sunma derecesi öğrenmeyi direkt olarak etkileyen faktörlerdir.

Öğretme Nedir?
Öğrenmenin sağlanabilmesi ya da davranış değişikliği meydana getirmek amacıyla çevrenin düzenlenmesidir. Davranış değişimini sağlayan dış kaynak açısından bakıldığında yapılan şey öğretme, davranışı değiştiren birey açısından bakıldığında gerçekleşen olay öğretmedir. Bu yüzden bu sürece; öğretme- öğrenme süreci denir. Bu iki süreç ise eğitimin çekirdeğidir.

Öğrenmenin Gerçekleşmesi

Davranışçı öğrenme ve bilişsel öğrenme yaklaşımı olmak üzere iki alt başlıkta toplanabilir.

Davranışçı Yaklaşım
Bu yaklaşımın temelini uyarıcı-tepki-pekiştireç oluşturur. Bu ilişkilendirme ise, koşullanma yoluyla olur.

Klasik Koşullanma; Nötr bir uyarıcı tepkiyi sağladığı bilinen bir uyarıcıyla (aynı zaman ve mekan içinde) kendisi tepkiyi tek başına sağlayana kadar eşleştirilir. (alarm zili-yangın)

Operant Koşullanma: Öğrencilerin belirli şartlar altında belirli uyarıcılara belirli tepkilerde bulunmaları sağlanır ve tepkiler pekiştirilerek tekrarlanma ihtimalleri artırılır. Uyarıcı tekrar verildiğinde her defasında bu uyarıcıya uygun bir tepkide bulunuluyorsa, tepki uyarıcının etkisi altındadır. Uyarıcı kontrolü dört ayrı becerinin kazanılmasına bağlıdır. 1-Ayırt Etme 2- Genelleme 3- İlişkilendirme 4- Birleştirme, olmak üzere bu dört becerinin beraber kullanılmasıyla mümkündür.

Bir davranışın ortaya çıkma ihtimalini artırmak ve devamlılığını sağlamak amacıyla olumlu ve olumsuz pekiştireçler kullanılır. Para, yiyecek-giyecek, ya da iyi, doğru gibi ifadeler olumlu pekiştireçlerdir. Ödüllendirmeme, ya da kötü, yanlış, gibi ifadeler ise olumsuz pekiştireçlerdir. Ceza ile olumsuz pekiştireç birbirlerinden farklı kavramlardır. Ceza; istenmeyen bir davranışın tekrarlanma ihtimalini azaltmak, Olumsuz Pekiştireç ise; istenen bir davranışın ortaya çıkmasını sağlamak amacıyla verilirler.

Bir davranış öğretildikten sonra, öğretilen davranışın sürekli kılınması için oranlı ve aralıklı pekiştireçler kullanılır. Oranlı pekiştireçler; önceden belirlenmiş belirli sayıdaki davranıştan veya önceden belirlenmemiş değişik sayıdaki davranıştan sonra verilir. Aralıklı Pekiştireçler ise; önceden belirlenmiş belirli bir zaman aralığından sonra veya önceden belirlenmemiş değişik zamanlarda verilir.

Operant Şartlanmanın Öğretim Üzerine Etkileri
Bu şartlanma kuramına bağlı olarak geliştirilen öğretim İlkeleri; programlı öğretim ve bilgisayar destekli öğretim materyallerinin geliştirilmesinde yaygın olarak kullanılmakta ve tam öğrenmenin gerçekleştirilmesi esas alınmaktadır.

Hedef Belirleme
Konu ardışıklığı
Uygulamaya yönelik olma
Konuları küçük birimlere ayırma
Öğrenci hızına göre ilerleme
Öğrencilere yardım sağlama
Alıştırma yapılması
Öğrenmenin kontrolü
Anında geri bildirim
Öğrenci katılımı
Tam Öğrenmenin Gerçekleştirilmesi

Bu ilkelere göre öğretmenin temel görevi öğrenilecek konuları küçük parçalara ayırmak ve bu parçaları mantıksal bir sıraya koymaktır. Üniteler ne kadar küçük birimler halinde verilirse öğrenme kolaylaşacak ve yanlış yapma ihtimalleri zayıflayacaktır. Öğrencilerinin bilgilerinin sorularla kontrol edilmesi ve aktif katılımla ani geri bildirim gerçekleşeceğinden tam öğrenme oluşturulmuş olacaktır. Uyarıcı-tepki-pekiştireç süreci mantıksal bir sıra halinde program tamamlanıncaya kadar devam eder. Öğrenci yanlışları % 5-10’un üzerinde ise; programın revizyona ihtiyacı vardır.

Bilişsel yaklaşım ve Bilgi İşlem Süreci

Bilişsel Yaklaşım
Uyarıcı-tepki-pekiştireç ilişkileriyle öğrenmemeyi açıklamaya çalışan davranışçılardan farklı olarak bireyi öğrenmenin oluşmasında temel kabul ederek davranışçı yaklaşımlarla açıklanamayan karmaşık zihinsel süreçler (bellek, düşünme, problem çözme, karar verme) üzerinde durmuşlardır. Bilişsel psikologlar insan bilgi işlem sürecini açıklayan bir modeller geliştirmişler ve insanı belirli safhaları olan bir bilgi işlem sistemi olarak açıklamışlardır.

Bilgi İşlem Süreci
Bilgi işlem modellerinin gelişiminde bilgisayar teknolojisi etkili olmuştur.

Duyusal Bellek
İnsan bellek sistemi tarafından bilginin işlenmesi fiziksel işaretlerin (görsel, duyusal, dokunsal) göz, kulak, deri gibi duyu organları tarafından alınmasıyla başlar. Duyusal bellekte kısa bir süre kalırlar (1/2-4 sn .arası). Çok yüksek bir kapasiteye sahip olmasına rağmen kaydedilen veriler seçilerek kısa süreli belleğe aktarılmadığı takdirde kısa sürede kaybolurlar. Kişi bütün uyarıcılara tepkide bulunmaz yalnızca gelen uyarıcılardan birkaçı üzerinde odaklaşır. Bu algısal odaklaşmaya dikkat adı verilir. Dikkat yoluyla seçilerek algılanan uyarıcılar, kısa süreli belleğe aktarılırlar.

Kısa Süreli Bellek
Dikkat yoluyla seçilerek algılanan uyarıcının (bilgi) analiz edildiği, yorumlandığı ve uzun süreli belleğe kayıt için hazır hale getirildiği yerdir. Kısa süreli bellek uzun süreli bellekten farklı olarak sınırlı bir kapasiteye sahiptir. Miller (1956); Bireyin belirli bir zaman dilimi içerisinde işleyebileceği bilgi miktarının 7±2 bilgi birimi olarak kabul etmiştir.
Bu belleğe kaydedilen bilgi üzerinde herhangi bir işlem yapılmadığı takdirde, 15-20 s. Arasında kaybolacaktır. Değişik çalışma metotları ve tekrar yoluyla kısa süreli belekte daha uzun süre kalması ve uzun süreli belleğe aktarılması sağlanabilecektir. Tekrar metodu, tek başına uzun süreli belleğe kaydetmede yeterli olmayacaktır. Bilgiyi anlamlandırma, mevcut bilgilerle ilişkilendirme, destekleyici imgeler bulma, bilgi ile ilgili soru cevap yöntemleri geliştirme vb. metotlarla bilginin kalıcı kılınması olasıdır. Kısa süreli belleğin işlevlerinden birisi de kaydedilen bilgileri uzun süreli bellekte bulunan bilgilerle karşılaştırmak, eşleştirmek ve ilişkili olanları yeni öğrenmeler olarak yapılaştırmaktır. (Rakamların gruplandırılması).

Uzun Süreli Bellek
Diğer iki bellekten farlı olarak üç önemli özelliğe sahiptir. (1) Bilgi kalıcıdır, (2) Bilgi organizeli ve anlamlı olarak kaydedilir, (3) Sınırsız kapasiteye sahiptir. Tecrübe ve bilgiler burada saklıdır. Hatırlama, problem çözme, düşünme bu bellekteki materyaller sayesinde olur.
Bilişsel psikologlara göre bilgiler uzun süreli bellekte şemalar şeklinde kaydedilir ve şemalar yeni bilginin kotlanması, belleğe kaydedilmesi ve kaydedilen bilginin geri getirilmesini kontrol eder.
Öğretim materyallerini geliştirirken, öğrencilere uygun şemayı faaliyete geçirebilecek ve yeni materyale anlam kazandıracak uyarıcılar sunulmalıdır. (Ana ve alt başlıklar, ana fikir, açıklama, önemli cümlenin altını çizme, “tırnak içine alma”, Vurgulama resimlendirme teknikleri)
Bilgilerin iyi algılanamaması ve kodlama sistemindeki hatalar sonucunda kısa süreli belleğe geri döndüğü ve kaybolduğu bir gerçektir.

İnsan Davranışlarının (Öğrenme Ürünlerinin) Sınıflandırılması
Bazı eğitimciler insan davranışlarını analiz ederek sınıflama sistemleri geliştirmişlerdir. Bu sisteme taksonomi adı verilmiştir.
Taksonomi; öğrenme ürünlerinin en basitten karmaşığa doğru aşamalı olarak sıralanmasıdır. Alt düzeydeki bir davranış kazanılmadan üst düzeydeki karmaşık davranışın kazanılması beklenemez.

Taksonomi

Öğrenme Ürünlerini analiz ederek sınıflama sistemlerini geliştiren eğitimcilerin başında Bloom ve arkadaşları gelir. 1950’lerde yaptıkları çalışmalar sonucu öğrenme ürünlerini; bilişsel, duyuşsal ve psikomotor olmak üzere üç alanda toplamışlar ve bu alanlarda değerli eserler yayımlamışlardır.(Eğitim Hedefleri Taksonomisi: Bilişsel Alan vb.)

Bilişsel Öğrenmeler: Zihinsel etkinliklerin ağırlıkta olduğu davranışları-bilgiyi tanıma ve hatırlama, onun üzerinde işlemler yapma, kavramlar, genellemeler, kuram geliştirme vb. konuları kapsar.

Duyuşsal Öğrenmeler: Bir nesne, bir olay, bir konuya karşı ilgi, tutum, tavır ve duygu gibi davranış eğilimlerini içerir. Duyuşsal öğrenmeler, bilişsel ve psikomotor davranışların kazanılmasını destekler. (öğrenme isteğinin bulunmaması, konuya ilgisizlik, konu hakkında alt yapı eksikliği vb.)

Psikomotor Öğrenmeler: Fiziksel becerilerin ağırlıkta olduğu davranışları kapsar (beceri taklidi, beceride hassasiyet). Bloom ve arkadaşları diğer öğrenmelere nazaran psikomotor öğrenmeyi önemsememişler ve bir sınıflama sistemi geliştirmemişlerdir. Birçok eğitimci psikomotor alanda taksonomi oluşturmuş ve bu konuda kapsamlı çalışma yapan Simpson’un taksonomisi geçerlilik kazanmıştır.

Öğretmenlik Mesleği

Meslek Nedir?
Bir kimsenin geçimini sağlamak için yaptığı sürekli iş ve birbirine bağlı bilimsel veya felsefi düşünceler birliği, bir fikir çerçevesinde toplanmış çeşitli bilgiler, dizge, sistem olarak tanımlanmaktadır.
Mesleği; kişilerin hayatlarını sürdürebilmek için temel uğraş alanı olarak seçtikleri, belirli bir süre eğitimden sonra icra edebildikleri, çalışma, yükselme şartlarının yasal güvence altına alındığı bir faaliyet alanı olarak tanımlamak mümkündür.

Öğretmenlik Mesleği
Öğretmenlerin yasal konumu 1739 sayılı M.E. temel kanununun 43. Maddesi ile düzenlenmiştir. “Öğretmenlik, devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir. Öğretmenler bu görevlerini Türk Milli Eğitiminin amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak ifa etmekle yükümlüdürler.
Öğretmenlik mesleğine hazırlık genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon ile sağlanır. Yukarıda belirtilen nitelikleri kazanabilmeleri için, hangi eğitim kademesinde olurlarsa olsun, öğretmen adaylarının yüksek öğrenim görmelerinin sağlanması esastır.

Meslekleşme Koşulları Açısından Öğretmenlik
Uzmanlık Bilgisi – Örgün Eğitiminden Geçme: 16 Mart-1948’de ilk öğretmen okulu açılmıştır. Eğitim psikolojisi, eğitim sosyolojisi, eğitim yönetimi, eğitim teknolojisi, ölçme ve değerlendirme gibi kavramlar ön plana çıkmışlardır. Geniş bir alanı kapsaması bazı sorunları da beraberinde getirmiştir.

Giriş Denetimi: Yasal hükümler çerçevesinde kimlerin hangi meslekleri yapabilecekleri ve çalışma şartlarının düzenlenmesi mesleğin gelişmesini sağlayan unsurlardan birisidir. Son yıllarda her yüksekokul mezununun öğretmen olabilme imkanı bulması sanki öğretmenliğe giriş denetiminin olmadığı izlenimini doğurmuştur. Talim Terbiye Kurulu; “Öğretmenlik Meslek Bilgisi Sertifikası (Pedagojik Formasyon)” almak şartıyla öğretmen olabileceklerini bildirmiştir.

Meslek Ahlakı: bütün meslekleri birbirinden ayıran değerler, ilkeler, kurallar vardır. Konu uzmanı olmanın yanında güvenirlilik de esas alınmalıdır. Pehlivan (1998)’a göre etik: belirli bir meslek grubunun, mesleğe ilişkin olarak oluşturup, koruduğu; meslek üyelerine emreden onları belirli bir şekilde davranmaya zorlayan, kişisel eğilimlerini sınırlayan; yetersiz ve ideallerini korumayı amaçlayan mesleki ilkeler bütünüdür. Eğitimde; fırsat eşitliği, ayrım gözetmeme, ideal öğrenci-öğretmen ilişkisi, inaç ve fikirlerin zorla empoze edilmesi, notu bir silah olarak kullanmama gibi konuların üzerinde ısrarla durulmalıdır.

Çalışma Özgürlüğü: Meslek olmanın diğer koşulu da tam bir çalışma özgürlüğüne sahip olmaktır. Öğretmenlerin çoğunluğu devlet okullarında görev yaparlar. (Yaygın eğitim kurumları ve özel dershaneler dahil 523.617 öğretmenden sadece 54.172’si özel öğretim kurumlarında çalışmaktadır.) Devlet ve özel okulda çalışmanın birbirlerine göre avantaları ve dezavantajları vardır.

Meslek Kuruluşları: Meslek kuruluşları açısından öğretmenlerimiz büyük bir deneyime sahiptirler. İlk örgütlenme hareketleri 1908 yılına kadar uzanır. Gerçek anlamda mesleki örgütler ise; 1961 Anayasası’ndan sonra kazanılmıştır. Kamu personeli, ortak mesleki, kültürel, sosyal ve ekonomik hak ve menfaatlerini korumak, mesleki gelişme ve aralarında yardımlaşmayı sağlamak amacıyla sendika kurma hakkına sahiptiler. Bu hak 1971 yılında ellerinden alınmıştır. Bu tarihten sonra dernek kurarak bu açık kapatılmaya çalışıldı. 12 Eylül 1980 askeri darbesine kadar başlıca öğretmen örgütleri şunlardır:

Türk Eğitim Öğretim Emekçileri Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER) 200.000 Memur ve Hizmetli Üye
Ülkücü Öğretim Üyeleri ve Öğretmenler Derneği (ÜLKÜ-BİR) 78.000 Memur ve Hizmetli Üye
Hürriyetçi Öğretmenler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (HÜR-ÖĞRET-BİR)
Bu derneklerin dışında kurulmuş başka dernekler de bulunmaktadır ama bahsi geçen dernekler kadar üye sayısına ulaşamamışlardır.
1990 yıllarda öğretmenler yeniden örgütlenme çabası içine girmişlerdir. 12 Eylül öncesine benzeyen aynı siyasi şema aşağı-yukarı tekrar yapılanmıştır. Bunlar:

Eğitim, Bilim ve Kültür Emekçileri Sendikası (EĞİTİM SEN)
Türkiye Eğitim ve Öğretim Hizmetleri İşkolu Kamu Çalışanlar Sendikası (TÜRK EĞİTİM SEN)
Demokratik Eğitimciler Sendikası (DES)
Eğitimciler Birliği Sendikası (EĞİTİM BİR)

Hizmet Koşulları: Diğer profesyonel melek gruplarına göre daha dezavantajlıdır. Uygun olmayan çalışma şartları öğretmenlerimizi yıpratmaktadır. Gerekli malzeme ve teçhizattan yoksun okullar öğretmenlerin çalışma şevkini kırmaktadır. Şehir ve taşra arasında büyük bir eğitim-öğretim farkının bulunması dikkat çekici bir tablo olarak karşımıza çıkmaktadır.

Toplumca Meslek Olarak Tanınma: Toplumca meslek olarak kabul edilen meslekler arasındadır. Türk toplumun geçmişe dayana kültürel faktörleri öğretmenliği olumlu yönde desteklemektedir. (Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum) Mesleki şartların olumsuzluğu ve her yüksekokul mezununa öğretmen olma şansının doğması bu mesleğin ilerlemesine ve aşama kaydetmesine engel olmaktadır.

Ülkemizde Öğretmenlik
1- Kamu görevlilerinin ¼ ‘ü öğretmenlerdir. Örgün eğitim kurumları ele alınırsa 260.486’sı erkek, 207.994’ü bayan olmak üzere 468.480 öğretmen bulunmaktadır.
2- Öğretmenlerin %55.6’sı erkek, %44.4’ü bayandır.
3- Daha çok alt ve orta gelir grupların tercih ettikleri bir meslektir.
4- Kariyer yapma ve mesleki gelişim imkanları sınırlıdır. Kurum düzeyinde öğretmenlerin kendilerini geliştirmelerini sağlamak amacıyla kaynak ayrılmamaktadır. Sadece hizmet içi eğitim faaliyetleri düzenlenmektedir. Olumlu bir gelişme ise; lisansüstü çalışma yapan öğretmenlerin görevleri merkez İle ya da yakın bir ilçeye alınmaktadır.
5- Bayan öğretmenler mesleği yarım gün çalışabilmenin avantajı için seçebilmektedirler. Bu da mesleğin ilerlemesine sekte vurmaktadır.
6- Özel öğretim kurumlarının sağladığı avantajlar, Milli Eğitime bağlı kaliteli öğretmen sayısını azaltmakta ve okula devam eden öğrenciler aynı zamanda ya dershanelere gitmekte ya da özel dersler almaktadırlar.

Türk Milli Eğitiminin Yasal Temelleri

TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ, YASAL TEMELLERİ VE SORUNLARI
Türkiye Anayasasının
24. Maddesi; Din ve Vicdan Hürriyeti
42. Maddesi; Eğitim Öğretim Hakkı ve Ödevi
62. Maddesi; Yabancı Ülkelerde Çalışan Türk Vatandaşları
130-131. Maddesi; Yükseköğretim Kurumları anayasal esaslara bağlanmıştır.

Din ve Vicdan Hürriyeti (24. Madde)
Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14. Madde hükümlerine aykırı olamamak şartı ile ibadet, dini ayin ve törenler ve törenler serbesttir. Kimse İbadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve suçlanamaz.
Din ve ahlak eğitim ve öğretimi devlet gözetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve orta öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak kişilerin kendi isteğine, küçüklerinde kanuni temsilcisinin talebine bağlıdır.

Eğitim, Öğrenim Hakkı ve Ödevi (42. Madde)
Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından mahrum bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir. Eğitim ve öğretim, Atatürk İlkeleri ve İnkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.
Eğitim ve öğretim hürriyeti anayasaya sadakatle aynı doğrultuda olmalıdır. İlköğretim kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve devlet okulları parasızdır. özel okullar devletin denetimi altındadır.
Devlet başarılı öğrencilere destek olur. (burslar ve başka yollardan) eğitim öğretin faaliyetleri her ne sebeple olursa olsun engellenemez.
Türkçe’den başka hiçbir dil eğitim öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına anadilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak yabancı diller ile yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okulların tabi olacağı esaslar kanunla düzenlenir. Milletlerarası antlaşma hükümleri saklıdır.

TÜRK MİLLİ EĞİTİMİNİN AMAÇLARI
Milli Eğitim Temel kanunu 14-06.1973 yılında kabul edilmiştir.

1. Genel Amaçlar
Madde-2. Türk Milli Eğitiminin Genel Amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini;
¨ Atatürk İlke ve İnkılaplarına bağlı ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk Milliyetçiliğine bağlı Türk Milletinin Milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek.
¨ Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe, karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek.
¨ İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların kendilerini mutlu kılacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak; böylece bir yandan Türk Vatandaşlarının ve Türk Toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak, öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı seçkin bir ortağı yapmaktır.

2. Genel Amaçlar
Madde-3. Türk Eğitim ve Öğretim sistemi, bu genel amaçları gerçekleştirecek şekilde düzenlenir ve çeşidi derece ve türdeki eğitim kurumlarının özel amaçları, genel amaçlara ve aşağıda sıralanan Temel İlkelere uygun olarak tespit edilir.

TÜRK MİLLİ EĞİTİMİNİN TEMEL İLKELERİ
I. Genellik ve Eşitlik
Madde-4. Eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet ve din ayrımı gözetmeksizin herkese açıktır. Eğitimde hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınmaz.
II. Ferdin ve Toplumun İhtiyaçları
Madde-5. Eğitim hizmeti Türk vatandaşlarının istek ve kabiliyetleri ile Türk toplumunun ihtiyaçlarına göre düzenlenir.
III. Yöneltme
Madde-6. Fertler, eğitimleri süresince ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda çeşitli programlara veya okullara yöneltilerek yetiştirilirler.
IV. Eğitim Hakkı
Madde-7. İlköğretim görmek, her Türk Vatandaşının hakkıdır.
V. Fırsat ve İmkan Eşitliği
Madde-8. Eğitimde, kadın-erkek herkese fırsat ve imkan eşitliği sağlanır.
VI. Süreklilik
Madde-9. Fertlerin genel ve mesleki eğitimlerinin hayat boyunca devamı esastır. (Bunun için Devlet, gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür)
VII. Atatürk İnkılap ve İlkeleri ve Atatürk Milliyetçiliği
Madde-10. Eğitim sistemimizin her derece ve türü ile ilgili ders programlarının hazırlanıp uygulanmasında ve her türlü eğitim faaliyetlerinde Atatürk İnkılap ve İlkeleri ve Anayasada ifadesini bulmuş olan Atatürk Milliyetçiliği temel olarak alınır. Milli Ahlak ve Milli kültürün bozulup yozlaşmadan kendimize has şekli ile evrensel kültür içinde korunup geliştirilmesinde ve öğretilmesine önem verilir. (Dile önem verilir ve korunur. Bu maksatla Atatürk Kültür Dil ve Tarih yüksek kurulu ile işbirliği yapılarak gerekli tedbirler alınır.)
VIII. Demokrasi Eğitimi
Madde-11. Güçlü, istikrarlı, hür ve demokratik bir toplum düzeninin gerçekleşmesi ve devamı için yurttaşların sahip olmaları gereken demokrasi bilincinin yurt yönetimine ait bilgi, anlayış ve davranışlarında sorumluluk duygusunun ve manevi değerlere saygının, her türlü eğitim çalışmalarında öğrencilere kazandırılıp geliştirilmesine çalışılır; ancak eğitim kurumlarında anayasada ifadesini bulan Atatürk Milliyetçiliğine aykırı siyasi ve ideolojik telkinler yapılmasına ve bu nitelikteki günlük siyasi olay ve tartışmalara karışılmasına hiçbir şekilde meydan verilmez.
IX. Laiklik
Madde-12. Türk Milli Eğitiminde laiklik esastır. Din Kültürü ve ahlak öğretimi, ilkokul ve ortaokullar ile lise dengi okullarda okutulan zorunlu dersler arasında yer alır.
X. Bilimsellik
Madde-13. Her derece ve türdeki ders programları ve eğitim metotları ile ders araç ve gereçleri, bilimsel, teknolojik esaslar ve yeniliklere , çevre ve ülke ihtiyaçlarına göre sürekli olarak geliştirilir. (Devlet düzenler ve teşvik eder.)
XI. Planlılık
Madde-14. Milli eğitimin gelişmesi, iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınma hedeflerine uygun olarak eğitim-insan gücü-istihdam ilişkileri dikkate alınmak suretiyle, sanayileşme ve tarımda modernleşmede gerekli teknolojik gelişmeyi sağlayacak mesleki ve teknik eğitime ağırlık verilecek biçimde planlanır ve gerçekleştirilir.
Eğitim kurumlarının yer, bina tesis ve ekleri, donatım, araç-gereç ve kapasiteleri önceden tespit edilir. Mesleklerin unvan-kademleri ve kuruluş programları düzenlenir.
XI. Karma Eğitim
Madde-15. Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır. Ancak türüne imkan ve zorunluluklarına göre bazı okullar yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılabilir.
XII. Okul ve Ailenin İşbirliği
Madde-16. Eğitim kurumlarının amaçlarının gerçekleştirilmesine katkıda bulunmak için okul aile arasında işbirliği sağlanır. (Okul-Aile İşbirliği)
XIII. Her Yerde Eğitim
Madde-17. Milli eğitimin amaçları yalnız resmi ve özel eğitim kurumlarında değil aynı zamanda evde, çevrede, işyerlerinde her yerde ve her fırsatta gerçekleştirilmeye çalışılır. Resmi, özel ve gönüllü her kuruluşun eğitim ile ilgili faaliyetleri, Milli eğitimin amaçlarına uygunluğu bakımından Milli Eğitim Bakanlığının denetimine tabidir.

Türk Milli Eğitiminin Genel Yapısı

Milli Eğitim Temel Kanununa göre Türk eğitim sistemi Örgün ve Yaygın olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır. Örgün eğitim; okul öncesi eğitim, ilköğretim, orta eğitim ve yükseköğretim kurumlarını kapsar. Yaygı eğitim ise; örgün eğitimin yanında veya dışında düzenlenen eğitim faaliyetlerinin tümünü kapsar.

ÖRGÜN EĞİTİM
A) Okul Öncesi Eğitim
Zorunlu ilköğretim çağına gelmemiş çocukların eğitimini kapsar. İsteğe bağlıdır ve amaçları şunlardır;
– Çocukların beden, zihin ve duygu gelişmesini en iyi alışkanlıklar kazanmasını sağlamak.
– Çocukları ilköğretime hazırlamak.
– Şartları uygun olmayan ailelerin çocukları için uygun bir yetişme ortamı sağlamak.
– Çocukların Türkçeyi doğru ve güzel konuşmalarını sağlamak.

B) İlköğretim
İlköğretim 6-14 yaşları arasındaki çocukların eğitim ve öğretimini kapsar ve 8 yıllık okullardan oluşur. Kesintisiz eğitim yapılır ve bitirenlere ilköğretim diploması verilir. Devlet okulları parasızdır.
8 yıllık eğitimin amacı; her Türk Çocuğuna iyi bir vatandaş olmak için gerekli temel bilgi, beceri, davranış ve alışkanlıkları kazandırmak ve onu milli ahlak anlayışına uygun olarak yetiştirmektir.

C) Ortaöğretim
İlköğretime dayalı, en az üç yıllık öğrenim veren genel, mesleki ve teknik öğretim kurumlarının tümünü kapsar. İlköğretimi tamamlayan her öğrenci ilgi ve kabiliyetleri ölçüsünde ortaöğretime devam etme hakkına sahiptir. Ortaöğretim kurumlarında öğrencileri yetenek ve kabiliyetleri doğrultusunda Yükseköğretime ve mesleğe hazırlamak esastır.

D) Yükseköğretim
Ortaöğretime dayalı en az iki yıllık yüksek öğrenim veren eğitim kurumlarının tümünü kapsar.
Yükseköğretimin amacı; ülke ihtiyaçları başta olmak üzere, öğrencileri ilgi ve kabiliyetleri doğrultusunda yetiştirmek ve geliştirmektir. Ülkemizin bilim ve teknolojide ilerlemesini sağlayacak, araştırmalar yapmak ve bunu gerçekleştirecek elemanlar yetiştirmek Yükseköğretimin en temel görevidir.

YAYGIN EĞİTİM
Örgün eğitim kurumlarının desteklenmesi ve sürekli eğitim anlayışı çerçevesinde halkın değişen ihtiyaçlara göre yetiştirilmesini sağlamaktır. Öncelikle örgün eğitim imkanlarından yararlanamayanlara hizmet götürülmesi temel ilkedir. Bunu yanında yaygın eğitim kurumları her türlü eğitim ihtiyacını karşılayacak şekilde yürütülmektedir.

TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN BAZI TEMEL SORUNLARI
– Bilginin temel alınması öğrenciyi ikinci plana itmiştir. Derslere dayalı program anlayışı gereksiz derslerin programa dahil edilmesine neden olmuştur.
– Öğrencinin ilgi ve yeteneklerine göre ders seçme hakkı yoktur. Her öğrenci okutulan bütün dersleri almak zorundadır. Seçmeli ders olsa bile, okul yönetimi tarafından zorunlu seçmeli ders olarak öğrencinin seçtiği dersi değil kendilerinin seçtiği dersleri okutabilmektedirler.
– Şehir merkezlerinde bulunan okullarda sınıf mevcudunun fazla olması eğitim-öğretimi güçleştirmektedir.
– Öğretmen ihtiyacı nicelik ve nitelik olarak karşılanamamıştır.
– Ders kitaplarının çağdaş ve günümüz koşullarına uygun olduğu söylenemez. Kitap hazırlama işi; öğretmen, alan uzmanı, eğitim uzmanı, eğitim sosyologu, psikologu, öğretim tasarımcısı gibi uzmanlar tarafından yapılması gerekirken sadece alan uzmanlarına bırakılmıştır.
– Merkez ve taşra teşkilatı aşırı merkeziyetçi bir yapıda ve birbirleri ile aynı işleri yapan birimler eliyle görev yapmaya çalışmaktadır.
– Çağdaş bir hizmetçi eğitim sistemi kurulamamıştır.
– Eğitim yöneticiliği meslekleşememiş ve politik tercihler iyi yetişmiş kişilerin eğitim yöneticisi olarak atanmalarına imkan vermemiştir.
– Eğitimde fırsat eşitliği sağlanamamıştır.
– 1999 yılında yapılan bir düzenleme ile meslek liselerinden üniversitelere giriş zorlaştırılmıştır.
– Türk eğitim sisteminde etkili bir rehberlik ve yöneltme sistemi kurulamamıştır.
– Eğitim programları günümüz şartlarına uygun olmalı ve sürekli olarak çağdaş bir yol izlenmelidir.

Okul ve Değişim
İş ve toplum hayatında gözlenen değişmeler, eğitim kurumlarını da değişime zorlamışlardır. Bilginin temel alınması burada da sorun yaratmıştır. Zamanla, bilgiyi odak noktası yapan eğitim anlayışı, yerini bilgilerin nasıl üretileceği eğitim anlayışına bırakmıştır.
– Toplam kalite yönetimi
– Sıfır hata yönetimi
– Tam öğrenme

Öğretmenin Görevleri

Bir öğretmenin temel olarak dört ana görevinden bahsedilebilir. Bunlar;
Öğretme Görevi; Öğretmenin birinci görevi öğretebilmektir. İyi bir öğretici olmanın yanında grubun bir üyesidir. Öğretmen öğrencileri için bir modeldir aynı zamanda! Grubun liderliğini iyi yapabilmeli ve rehber olmalıdır.
Öğretmen asıl işi olan öğretmenliği asla unutmamalıdır. Öğretmenin işi öğretmek, öğrencilerin görevi de öğrenmek olmalıdır. Öğrencilerin öğrenmelerindeki tüm problemler öğretmen tarafından araştırılmalı ve ortadan kaldırılmalıdır. Öğrencilerin psikolojik, ekonomik, sosyolojik durumları öğrenmeye etki eder. Aynı zamanda yaş gruplarının bu özelikleri dikkate alınarak bir öğretim programı hazırlanmalıdır.

İdare ve Yönetim Görevi; Öğretmen okulda aynı zamanda bir yönetici konumundadır. Bir eğitim programının yürütücüsü ve planlayıcısı durumundadır. Öğretmen diğer öğretmenlerle işbirliği içinde eğitim programını uygulamakla görevlidir. Bir diğer görevi de okuldaki araç-gereçlerin kullanılması ve korunmasıdır.

Mesleki Konu Alanı Uzmanlık Görevi; Bir öğretmen konusunda uzman olmalıdır. Konusunda uzman olmanın yanında eğitim bilimlerindeki son yenilikleri takip etmeli ve öğrencilerini haberdar etmelidir.

Ayrıca öğretmen bilgilerini sürekli olarak güncelleştirmeli ve çağın yeniliklerine göre uyarlamalıdır. İnsanın hayatı süresince bir öğrenme sürecinde yer aldığı asla unutulmalıdır.

Öğrenci Danışmanlık Görevi; Öğretmen öğrencilerine danışman olabilmek için öncelikle kendi yaşantısını düzenlemelidir. Öğrenciler yalnızca güvendikleri insanlara sorunlarını anlatırlar ve yardım isterler. Öğretmen bu gerçeği unutmadan güvenilir, dürüst ve ahlaklı olmalıdır. Ayrıca bazı durumlarda öğrencilere hiç hissettirmeden kılavuzluk yapmak daha ince bir yoldur.

Öğrencilere karşı anlayışlı ve sempatik, dostça ve nazik olmak,onların kişisel ve grupsal problemlerine etkin çözümler bulan, onları pekiştireçlerle teşvik eden, öğrenme ortamının tasarımcısı ve grubun bir üyesi olarak danışmalık görevini yerine getirmelidir.

BİR ÖĞRETMENDE BULUNMASI GEREKEN ÜÇ YETERLİLİK
1-Parçası İçinde Olma: Öretmen öğretim ortamının bir parçası ve öğrencilerin bir üyesidir. Sadece bir makine gibi uzmanı olduğu konuyu anlatarak öğretme görevini gerçekleştiremez. Öğrenmedeki tüm problemler ve öğrencilerin tüm sorunlarından haberdar olmak ve bunları çözmeye çalışmak öğretmenin görevleri içinde yer alır. Duyguları ile hareket etmeyen ve her konuya mantıksal bir çerçeveden bakan bir öğretmen sınıf tarafından sevilmez ve sınıfın bir parçası olarak kabul edilmez.

2- Hakim Olma: Öğretmen konusuna hakim olmalıdır. Konusuna hakim olduğuna inanılan bir öğretmen öğretimi daha kolay gerçekleştirir. Konusunda uzman olduğundan sorulan sorulara mantıksal cevaplar verir, şiddete ve aşağılamaya başvurmaz! Gerekli materyalleri etkili kullanır ve son öğretim yöntem ve tekniklerinden haberdardır.

3- Öğrenci Merkezli Olma: Bilgilerin etrafında kurulmuş bir öğretim yerine öğrenci ihtiyaçlarına ve öğrenciler etrafında kurulmuş bir öğretim daha başarılı olacaktır. Öğrencilere değer verme, onlara toplumun bir parçası olduklarını anlatma onların kişiliklerinin geliştirilmesinde ve yararlı bir fert olmasında büyük önem taşır.

BİR ÖĞRETMENİN OKUL VE ÇEVREDEKİ ROLÜ NEDİR?

Okul Sisteminde Bulunma

1- Bir öğretmenin; Okulun yönetim işleyişi hakkında bilgi edinilmesi gerekir. Müdür ve müdür yardımcıları arasındaki görev dağılımı hakkında bilgi sahibi olmak, zümre öğretmenler kurulunun kimlerden oluştuğu hakkında bilgi sahibi olmak gerekir. İdarecilerin görev ve sorumluluklarını bilmeli ve gerektiğinde yardım istemelidir.

2- Okulunuzun kurallarını, yönetmeliklerini ve politikasını öğrenmek gerekir. Bir öğretmenin görev yaptığı zaman dışında neler yapabileceğini, ne gibi faaliyetlerde bulunacağını öğrenmelidir.

3- Okuldaki başarılı ve tecrübeli öğretmenlerle işbirliği içinde olmalı ve onların görüşlerini almaktan kaçınmamalıdır. Okuldaki faaliyetlere istekli olarak katılmak ve düzenlemek, okuldaki statünüzün değişmesine neden olacaktır. okulun daha önceki geleneksel faaliyetlerini öğrenerek hata yapma oranını azaltabileceksiniz.

Okul Çevresinde Olma

1- Okul-Çevre gruplarına katılmak öğretmene yarar sağlayacaktır. Bazı okullar; aileler ve öğretmenlerden oluşan destek grupları organize etmiştir. Kanunsal ölçüler içerisinde bu gruplarda yer almanız size yarar sağlayacaktır.

2- Çeşitli işyeri çevreleriyle iyi ilişkiler içinde olunmalı ve okulun ihtiyaçları, amaçları hakkında bilgi vermelidir. Bazı işyerlerini ziyaret etme fırsatı kullanılacak ve öğrencilerin çevreyle olan ilişkileri iyi düzeye taşınacaktır.

Yükseköğretim Kurulu, Milli Eğitimi Geliştirme Projesi, Hizmet Öncesi Öğretmen Eğitimi Çalışmaları kapsamında hazırlanan öğretmen yeterlikleri listesi;

1- Konu alanı ve Alan eğitimine ilişkin yeterlikler

Konu alanı Bilgisi
Alan eğitimi Bilgisi

2- Öğretme-Öğrenme sürecine ilişkin yeterlikler

Planlama
Öğretim süreci
Sınıf yönetimi
İletişim

3- Öğrencilerin öğrenmelerini izleme, değerlendirme ve kayıt tutma

4- Tamamlayıcı mesleki yeterlikler

Etkili Öğretmenlerin Kişisel Özellikleri

Umursayan, destekleyici, öğrencilerin mutluluğu ile ilgilenen, konusunda bilgili, aileler,yöneticiler ve diğer öğretmenlerle iyi ilişkiler kurabilen, işini severek yapan, heyecan duyan öğretmenler etkili öğretmen olarak tanımlanabilir. Yardımcı olan ve kolaylaştıran.

Etkili Öğretmenin Özellikleri;

1- Güdüleyici Kişilik
– İsteklilik
– Yakınlık ve mizah
– Güvenirlik

2- Başarıya adanmışlık
– Yüksek başarı beklentisi
– Teşvik edici ve destekleyici

3- Profesyonel davranış
– Ciddi, sistemli
– Uyarlanabilen/esnek
– Bilgili

1- GÜDÜLEYİCİ KİŞİLİK

– İsteklilik ; Öğretmenin istekliliğinin iki önemli boyutu vardır, konu alanını benimseme ve enerji!
Öncelikle anlaşılması gereken konu, öğretmenin kendisini istekli hissetmesi değil, öğrencilerin onu istekli olarak görmeleridir. Sınıf içinde dolaşma, önemli noktaları vurgulamada başarılıdırlar. Öğrencilerle göz teması ve derse katılımı sağlamada ustadırlar. Ses tonlarını ve öğrenme hızındaki ayarlamayı iyi yaparlar.

– Yakınlık ve Mizah; yakınlık ve mizah, güvenli ve verimli bir ortama katkı sağlayarak, dolaylı olarak öğrenmeyi artırır.
Öğrencilerle arkadaşça ilişki kurma ve onlarla tek tek ilgilenme imkanı hazırlama çok önemlidir. Onların öğrenme isteğini uyandırma ve başarıları için çalışmanız iletişimi artıracaktır. Destekleyici davranışlar her zaman yara sağlayacaktır.
Uygun bir mizah anlayışına sahip olmak gerekir. Güven ortamının sağlanması ve dersin eğlenceli geçmesi bakımından büyük önem taşır. Alay etme türünde şaka yapma siz güç durumda bırakabilir. Bir öğretmenin de hata yapacağını asla unutmayın ve kendi yapmış olduğunuz hatalara gülecek kadar olgun olmalısınız. Sıcaklık ve mizah duygusunun da bir sınırı olduğunu asla unutmamak gerekir.

– Güvenirlik ; Öğrencilerin öğrenimle ilgili her konuda size güvenmesi gerekir. Bilgi, eşitlik, konunun aktarımı, sosyal olaylardaki gizlilik, öğrenmelerine yardım etme, gibi konulardaki başarı güvenirliği direkt olarak etkiler.

2- BAŞARIYA ADANMIŞLIK

Etkili öğretmenler; öğrencileri hakkında yüksek başarı beklentisine sahiptirler. Öğrencileri başarılı olmaları yönünde cesaretlendirir ve teşvik eder. Önce kendisi buna inanır, daha sonra öğrencileri buna inandırır.

– Yüksek Başarı Beklentisi; Öğretmen, kendisi ve öğrencisi için yüksek başarı beklentisine sahip olmalıdır. Samimi olarak tüm öğrencilerin tam öğrenmeyi gerçekleştirebileceklerine ve kendilerinin de bu öğrenmeyi sağlama yeteneğine sahip olduklarına inanırlar.
Öğretmenin samimi tavrı ve öğrenmede ısrarlı tutumu bir başarı beklentisidir. Öğrenciler kendileri hakkında öğretmen beklentilerinin ipuçlarını algılamada oldukça becerilidirler. Öğretmenin öğrencilerinden düşük beklentiye sahip olması öğrenci tarafından hemen hissedilecektir. Öğrenciler öğretmenlerinin beklentisi yönünde ilerleme kaydederler. Kısaca öğretmen , öğrencilerinden ne beklerse onu alacaktır.
Öğretmenin öğrencilerine her konuda yardım edeceği güvenini aşılamalıdır. Başarılı olma fırsatı her öğrenciye tanınmalıdır. Başarılı olabilecekleri görevler vererek öz güvenleri artırılmalıdır. Akademik endişesi olan öğrencilere mutlak suretle yardım edilmelidir.
Öğretmenin kelimelerinden daha çok davranışlarından beklentileri anlaşılacaktır. Salt olarak sadece öğrencileri ile ilgili beklentileri değil, kendileri ile ilgili beklentileri de olmalıdır. Derse iyi hazırlanmak, ders süresinin kullanımı, kapsamlı geri bildirim (tam öğrenme), güvenen, soğuk kanlı, temiz ve düzgün giyimli, konuşması profesyonel ve mesleki yeterliliğini sürekli geliştirmeye çalışan öğretmen yüksek başarı beklentisi olan öğretmendir.

– Teşvik edici ve destekleyici; teşvik edici, destekleyici, öğrencilerin ait olma, beğenilme ve başarılı olma ihtiyaçlarını dikkate alan öğretmenler etkili öğretmenledir. Sadece doğru cevaplar değil, gayret de gereken ilgiyi görmelidir. Anlatımda ve kavramada zorlanan, isteksiz, çekingen ve içine kapanık öğrencilerin teşvik edilmesi gerekir. Öğretmene bu konuda güven şarttır.
Yapabilirsin, şu ana kadar yaptıkların iyiydi, bundan sonra ne yapabiliriz, zor ama yapabilirsin, pes etme, burasını beraber yapalım, başarabilirsin, sonuca yakınsın gibi ifadeler öğrenciyi teşvik eden ve motive eden terimlerdir.

3- PROFESYONEL DAVRANIŞ

– Ciddi, Sistemli ; Etkili öğretmenlerin ortak bir özelliği de, göreve dönük, ciddi davranışlara sahip olmalarıdır. Ciddi olmak asık suratlı, duygusuz ve bir makine edasıyla sınıfta dolaşan öğretmen değildir. Ciddi ve sistemli öğretmenler öğrencilere daha sıcak ve yakın görünürler. Ciddi öğretmen; sorumluluk duygusu taşıyan, düzenli, amaçlı, istekli, ölçülü ve sistemli öğretmenlerdir.
Amaçlar öğrencilerin yapısına göre düzenlenmelidir. Anlaşılır, açık, gerçekçi ve belirgin hedeflere seçilmelidir. Ciddi olmak esnek olunmayacağı anlamı taşımaz! Öğretmen öğrencilerinin bir konuyu anlayamadığını hissederse hemen başka bir teknikle sorunu çözebilmelidir.

– Uyarlanabilen/Esnek; Öğretmen, kendisini değişik durum ve koşullara adapte edebilmelidir. Öğrenmede ve öğrenme çevresinde değişik yollar izleyebilmelidir.
Öğretmenin sürekli olarak gözlem yapması gerekir; öğrencilerin sözel olmayan, şaşkınlık, sıkılma, karıştırma, korkma vb. davranışları, isteksiz olmaları gibi problemlerde, sorunun farkına varmalı ve gerekli değişiklikleri yapmalısınız. Alternatifler hemen seçilmeli ve uygulamaya konulmalıdır.

– Bilgili; Bir öğretmenin sadece bilgili olması yeterli değildir. Bunu aktarabilmedeki becerisi ve pedagojik formasyon derslerini almış olması gerekliliği vardır. Konu alanını bilmek tek başına bir şey ifade etmez! Öğrencilere aktarımdaki maharet daha önemlidir.

DÖRT SORULU ÖĞRETİM YAKLAŞIMI

Bu sorular öğrenciler yönünden derse sahip olma duygusunun gelişmesine yardımcı olacaktır.
– ……………. ne kadar önem taşımaktadır? (Öğrenme ihtiyacı hissetme)
– ……………. ile ilgili hangi sorunlarımız olmuştur? (Öğrencinin deneyimleri dinlenir, tam katılım sağlanır)
– Bu sorunları çözmek ve/veya önlemek için neleri bilmeniz ya da yapabilmeniz gerekiyor? (Doğrudan doğruya dahil olma, bir sistemi doğru çalıştırmayı öğrenme, bilgileri seçme, ayırt etme)
– Problemi çözmek ya da engellemek için bilmemiz ve/veya yapabilmemiz gereken şeyler hakkında ne tür bilgilere ihtiyaç duyuyoruz? (Alınan bilgilerin kullanılabilirliği önemlidir. Daha önceki üç soruya verilen cevabı vermezler, düşünme sürecinin devamlılığı sağlanır. “giriş sorusu”)

Öğretmen Öğrenci İlişkisi

ÖĞRETMEN ÖĞRENCİ İLİŞKİSİNİN YÖNETİMİ
Okulda istenilmeyen öğrenci davranışlarının sebepleri; öğrenciler, öğretmen, yönetici ve diğer personel davranışlarıdır.

İstenmeyen Öğrenci Davranışlarının Genel Sebepleri
– Öğretmen davranışları, okul çevresi, ev ortamı ve öğrencinin kişiliği
– Derse ilk defa girildiğinde kötü başlangıç (Tecrübeli/Yeni öğretmen)
– Öğrencilerin Kural ve mevzuata uymamaları istenmeyen öğrenci davranışlarına neden olur

Olumlu Öğretmen Öğrenci İlişkisi Oluşturma
– Öğretmenin davranışları sınıf öğrenmesini doğrudan etkiler. (Öğretmenin kişiliği)
– Sınıf davranışları standartları oluşturun. (olaylara her zaman aynı tepki)
– Motive edici etkinlikler ve koşulları sağlayın.

Olumsu- Davranışları Engelleyici Öneriler
– Öğrencilerle dostluk kurun
– Sınıfın moralini ve birbirine bağlılığını artırın
– Tutarlı tavır sergileyin
– Yanlış bir davranışı kişiselleştirmeyin
– Etkili iletişim kurun
– Yanlış davranışın nedenini belirleyin
– Kurallar öğrenci davranışlarını etkiler, ama anlatılması gerekir.
– Öğretimin ortamını amaca uygun düzenleyin.
Davranış problemlerini ele almada temel ilke, objektif ve tutarlı olmak, kişisel olmamaktır.

ÖĞRENCİLERİN DERSE KATILIMINI SAĞLAMA YOLLARI

Öğrencilerin ilgisini çekmenin ve bunu sürdürmenin sırrı öğrencinin katılımını sağlamaktır.
Görsel-işitsel materyallerin kullanılması, cesaret verin, sorular sorun ve sordurun, Not alma işlemine rehberlik edin, Tartışmayı teşvik edin, Öğrencilerin yazılı olarak katılımını sağlayın, Değerlere açıklık kazandırma alıştırmalarını kullanın, Rol yapma veya benzetişim (simulasyon) teknikleri kullanın, Dersi bir problemi çözme şeklinde yapılandırın, beyin fırtınası tekniğini kullanın, Yardımcı dokümanlar hazırlayın, İnformal testler verin, Yönlendirilmiş dinleme faaliyetlerini teşvik edin, Bir kavram şeması oluşturun, Şu Konuyu Öğrendim ama şunu merak ediyorum ifadelerini almaya çalışın ve Ek çalışmalara rehberlik edin.

ÖĞRENME VE UYGULAMAYA MOTİVE EDEN EĞİTİCİ DAVRANIŞLARI

1- Katılımcılara (Öğrencilere) ö- saygısını kazandırmak;
– Fikirlerin dinlenilmesi ve değerlendirilmesi,
– Grubun deneyimlerini dinleme ve kendi deneyimlerinizle birleştirme
– Öğrencilere zaman ayırma, güven duygusu kazanma
– Derse zamanında başlama, kuralları açıklama
– Örnek isteyin ve örnekler verin
– Soru-cevap ilişkisi kazandırma, yorumlara yer verme
– Fikirleri delillere dayandırmayı öğretin, davranışı ödüllendirirken nedenini açıklayın.

2- Davranışları ödüllendirmek;
Ödüllendirilen davranışın tekrarı ve pekiştirilme ihtimali yüksektir.
– Öğrencinin fikir veya örneklerine atıfta bulunun
– Öğrencilerin isimlerini kullanmaya çalışın ve mimiklerinizle onaylayın
– Öğrencilerin kelimelerini kullanın ve kısmen doğru cevaplarda önce doğrulardan bahsedin
– Katılımına teşekkür edin, derse katkısı olduğunu belirtin

3- Hedefleri ve izleme tarihlerini belirlemek ve iletişimi sürdürmek, Öğretim hedefleri, ölçülebilir, gözlenebilir ve ne zaman kazanılacakları belli olmalıdır. Öğrencilerden yüksek başarı elde etmek için şu önerile verilebilir;
– Uygulama için zaman belirleyin, başarıların izlenmesi izin aralıklarla izleme tarihleri belirleyin ve izleme tarihlerine uyun
– İstediğini- hedefi belirtin, ilerlemeyi kaydedin ve değerlendirin
– Eğiticinin model olduğu asla unutulmamalıdır.

BİR DERS PLANI NELERİ İÇERİR

Öğretilen konu her ne olursa olsun bir ders planında şu dört soruya cevap aranır;Neredeyiz?, Nereye gidiyoruz?, Hedefe ulaşmak için ne gibi aşamalardan geçmeliyiz?, Hedefe ulaştığımızı nasıl anlayacağız?
– Neredeyiz?: Öğrenci bilgi düzeyinin nerede olduğu bilinmeli ve buna göre öğretim gerçekleştirilmelidir.
– Nereye Gidiyoruz?: Ulaşılmak istenilen hedefin ne olduğu belirlenmelidir.
– Hedefe ulaşmak için ne gibi aşamalardan geçmeliyiz?: Ders planı aşamasıdır detaylar iyi hesaplanmalıdır.
– Hedefe ulaştığımızı nasıl anlayacağız? : Öğrenciler planlanılan şekilde değişikliğe uğramışlar mı?

Bir Dersin Temel Aşamaları

1. Hazırlık (Derse Giriş)
2. Sunu (İçeriğin Sunulması)
3. Uygulama/Alıştırma
4. Öğrenci Öğrenmelerini Değerlendirme